Şemalarımızla Savaşmanın Üç Yolu: Kaç, Savaş ya da Teslim Ol
- gorunumhaber

- 19 Oca
- 4 dakikada okunur

Klinik Psikolog Banu Dolaştır yazdı...
Merhaba değerli okurlar,
Geçen hafta içimizdeki seslerden, şemalarımızın bize nasıl konuştuğundan bahsetmiştik. Bu hafta ise bir adım daha ileri gideceğiz: Peki bu sesleri duyduğumuzda ne yapıyoruz? Şemalarımızın yarattığı o rahatsız edici duygularla nasıl baş ediyoruz?
İşte burada hayatta kalma içgüdülerimiz devreye giriyor. Tıpkı tehlikeli bir hayvanla karşılaştığımızda kaçmak, savaşmak ya da donup kalmak gibi; şemalarımızın yarattığı acıyla da üç temel şekilde başa çıkıyoruz: Kaçınma, Aşırı Telafi veya Teslim Olma.
Kaçınma: "Görmezden Gelirsem, Var Olmaz"
En yaygın başa çıkma yollarından biri kaçınmadır. Kişi, şemasını tetikleyecek her durumdan, her duygüdan, her ilişkiden kaçar.
Terk edilme şeması olan biri, hiç yakın ilişkiye girmeyebilir. "Eğer sevmezsem, terk edilmem" mantığıyla hareket eder. Ya da ilişkiye girer ama asla tam anlamıyla açılmaz, her zaman bir ayağı dışarıda durur. İlk ciddileşme belirtisinde ilişkiyi bitirir çünkü "Nasılsa sonunda bırakacak, ben bırakayım önce" der.
Kusurluluk şeması olan biri ise sosyal ortamlardan kaçar. Toplantılara gitmez, davetlere bahane bulur, kalabalıktan uzak durur. Çünkü "İnsanlar beni gerçekten tanırsa, kusurlarımı görür ve reddeder" korkusu vardır. Bu kişiler genellikle çok yetenekli, akıllı insanlardır ama potansiyellerinin çok altında yaşarlar çünkü öne çıkmak, görünür olmak şemalarını tetikler.
Bazen kaçınma, alkol, uyuşturucu, aşırı yemek, internet bağımlılığı gibi davranışlarla da olur. Kişi, şemasının yarattığı o dayanılmaz duyguyu hissetmemek için bir şeylere sarılır. "Eğer sürekli meşgulsem, o acıyı hissetmem" der.
Aşırı Telafi: "Tam Tersini Yaparsam, Güvende Olurum"
İkinci yol, şemanın tam tersini yapmaktır. Sanki "Sen bana yetersiz dersen, ben sana en mükemmeli gösteririm!" der gibi.
Kusurluluk şeması olan biri, mükemmeliyetçi olabilir. Her şeyi kusursuz yapmaya çalışır, en ufak hataya tahammülü yoktur. Çalışkanlığı, başarısı ile herkesi şaşırtır. Ama içinde hep o "Eğer bir hata yaparsam, gerçek ben ortaya çıkar ve herkes beni reddeder" korkusu vardır. Bu kişiler genellikle toplumun gözünde çok başarılı görünürler ama içlerinde muazzam bir yorgunluk ve sürekli bir "yeterince iyi değilim" hissi taşırlar.
Duygusal yoksunluk şeması olan biri, aşırı bağımsız olabilir. "Kimseye ihtiyacım yok, her şeyi kendi başıma yaparım" der. İş hayatında çok başarılı olur, maddi olarak güçlüdür, herkesin hayran kaldığı bir yaşam sürer. Ama içinde derin bir yalnızlık vardır çünkü asla kimseye "İhtiyacım var" diyemez.
Terk edilme şeması olan biri de aşırı kontrolcü olabilir. Partnerinin her hareketini kontrol eder, sürekli nerede olduğunu sorar, telefonunu kontrol eder. "Eğer her şeyi kontrol edersem, beni terk edemez" mantığıyla hareket eder. Ama ironik olan şu: Bu aşırı kontrol, tam da korktuğu şeyi yaratır ve partner gerçekten ilişkiyi bitirir.
Teslim Olma: "Zaten Böyleyim, Değişmez"
Üçüncü yol ise şemaya tamamen teslim olmaktır. Kişi, şemasının söylediği her şeyi gerçekmiş gibi kabul eder ve ona göre yaşar.
Kusurluluk şeması olan biri der ki: "Zaten ben değersizim, kimse beni sevemez." Ve tam da bu inancı kanıtlayacak insanları hayatına alır. Kendisine kötü davranan, onu küçük düşüren, ona değer vermeyen insanlarla ilişkiye girer. Çünkü içten içe "Bak, gördün mü? Ben gerçekten değersizim" diyebilmek için kanıt toplar.
Fedakârlık şeması olan biri, hayatını tamamen başkalarına adar. Kendi ihtiyaçlarını hiç düşünmez, herkese yardım eder, kendini tüketir. "Benim değerim, başkalarına ne kadar faydalı olduğumdadır" der. Ve zamanla tükenir, depresyona girer ama yine de "Hayır" diyemez.
Terk edilme şeması olan biri, sürekli terk eden insanlarla ilişkiye girer. Zaten ilk buluşmada bile o kişinin kendisini terk edeceğine dair işaretler vardır ama görmezden gelir. Çünkü içten içe "Nasılsa herkes terk eder, bari bu acıya alışayım" der.
Üç Yol, Aynı Acı
İlginç olan şu: Üç yol da farklı görünse de, hepsi aynı sonuca götürür. Kaçan kişi, aşırı telafi eden kişi ve teslim olan kişi, hepsi şemalarının esiri olarak yaşar. Hepsi gerçek bir yakınlık, gerçek bir huzurdan mahrumdur.
Kaçan kişi, hiçbir şey hissetmeyebilir ama hiçbir şey yaşamaz da. Aşırı telafi eden kişi, herkese güçlü görünebilir ama içinde muazzam bir yorgunluk taşır. Teslim olan kişi ise "Ben böyleyim işte" diyerek ömür boyu acı çekmeyi kabul eder.
Ve en acı tarafı: Üç yol da aslında çocukluktaki o yaralı benliği korumaya çalışır ama onu iyileştirmez. Sadece hayatta kalmasını sağlar, yaşamasını değil.
Peki, Başka Bir Yol Var mı?
Var. Ama bu yol, ne kaçmaktan, ne savaşmaktan, ne de teslim olmaktan geçer. Bu yol, şemayla yüzleşmekten geçer.
Yüzleşmek demek, "Evet, içimde bu korku var. Evet, bu ses bana böyle şeyler söylüyor. Ama artık bir yetişkinim ve bu sese körü körüne inanmak zorunda değilim" demektir.
Bu yüzleşme, tek başına yapılabilecek bir şey değildir. Çünkü şemalar, hayatta kalmak için geliştirilmiş savunma mekanizmalarıdır ve onları bırakmak, adeta zırh olmadan savaş alanına çıkmak gibi hissettirir. Bu yüzden güvenli bir terapi ortamına, şemaları anlayan bir terapiste ihtiyaç vardır.
Şema Terapi'de, ne kaçmayı, ne aşırı telafi etmeyi, ne de teslim olmayı öğretiriz. Şemalarla sağlıklı bir şekilde yaşamayı, onları tanımayı ama kontrol altına almayı öğretiriz.
Son Söz: Hangi Yolu Seçiyorsunuz?
Bu hafta kendinize şunu sorun: "Ben şemalarımla nasıl baş ediyorum? Kaçıyor muyum, savaşıyor muyum, yoksa teslim mi oluyorum?"
Belki de fark edeceksiniz ki farklı durumlarda farklı yollar seçiyorsunuz. Belki iş hayatında aşırı telafi ederken, ilişkilerde teslim oluyorsunuz. Ya da belki bazı duygulardan kaçarken, bazılarına teslim oluyorsunuz.
Hangi yolu seçerseniz seçin, unutmayın: Bunların hiçbiri gerçek bir çözüm değildir. Gerçek çözüm, şemalarınızla yüzleşmekten ve onları dönüştürmekten geçer. Ve bu yolculuk için yalnız değilsiniz.
Haftaya görüşmek dileğiyle, kendinize şefkatle bakın.
Not: Bu yazıda bahsedilen baş etme yolları, şema terapi pratiğinin genel gözlemlerinden yola çıkılarak açıklanmıştır.

