top of page

Gökyüzünde hayat arıyor!

Lüleburgaz’da gerçekleştirilen arama-kurtarma tatbikatında paramotor ilk kez aktif görev aldı. Paramotor pilotu Ersin Özkul, düşük maliyetli ve hızlı müdahale imkânı sağlayan sistemin afet ve kayıp vakalarında önemli bir alternatif olabileceğini söyledi.



Lüleburgaz’da geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen geniş çaplı arama-kurtarma tatbikatı, bir ilke sahne oldu. Daha önce çoğunlukla hobi amaçlı gökyüzünde görülen paramotor, bu kez bir hayat kurtarma senaryosunun parçası olarak havalandı. Tatbikatta görev alan isim ise ilçede bu alanda öncü olarak bilinen paramotor pilotu Ersin Özkul oldu.

“UÇMAK BENİM İÇİN HEP BİR HAYALDİ”

1981 Demirköy doğumlu olan ve 2005 yılından bu yana Lüleburgaz’da yaşayan Özkul, bir sürücü kursunda direksiyon eğitmeni olarak çalışıyor. Yaklaşık altı yıldır aktif olarak uçuş yaptığını belirten Özkul, son bir buçuk yıldır da paramotor ile gökyüzünde olduğunu ifade eti. Çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini söyleyen Özkul, “Uçmak benim için hep bir hayaldi. 2018 yılında tandem uçuşla başladım. O an dedim ki ‘ben bunu yapmalıyım’. Herkes karşı çıktı ama vazgeçmedim” dedi.

Özkul’un gökyüzüyle kurduğu bağ zamanla sadece bir tutku olmaktan çıkıp, insan hayatına dokunan bir misyona dönüştü. Yaklaşık bir buçuk yıldır BAKUT ile birlikte hareket ettiğini belirten Özkul, daha önce farklı ekiplerde yer alma girişimleri olduğunu ancak emeklilik süreci nedeniyle katılamadığını ifade ederek, “Emekli olduktan sonra BAKUT’la devam ettim. Bu süreçte paramotoru arama kurtarmaya entegre etme fikri doğdu” diye konuştu.

“HELİKOPTERİN YAPTIĞINI DAHA PRATİK ŞEKİLDE YAPABİLİYORUZ”

Paramotorun arama-kurtarma çalışmalarındaki avantajlarına dikkat çeken Özkul, bu sistemin hız ve maliyet açısından önemli bir alternatif sunduğunu vurguladı. “Bir helikopterin görevini çok daha düşük maliyetle yerine getirebiliyoruz. Aracıma koyup olay yerine gidiyorum, 10-15 dakika içinde kurulumu tamamlıyorum. Benzinlikten yakıt alıp devam edebiliyorum. Bu kadar pratik bir sistem” diyen Özkul, özellikle ulaşılması güç arazilerde havadan sağlanan desteğin kritik önem taşıdığını dile getirdi.

Uçuş sırasında kayıt aldıklarını ve canlı görüntü paylaşabildiklerini belirten Özkul, “Yukarıdan geniş alanları çok hızlı şekilde tarayabiliyoruz. Şüpheli bir durum gördüğümüzde alçalabiliyor, detaylı inceleme yapabiliyoruz. Gerekirse iniş yapıp müdahale edebilecek esnekliğe sahibiz” ifadelerini kullandı.

“BİR OLAY BİR FİKRİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRDÜ”

Paramotorun arama kurtarmada aktif rol alması fikrinin oluşmasında Türkiye’de yaşanan bir olayın etkili olduğunu anlatan Özkul, Alanya’da yaşanan bir vakayı hatırlattı. 23 Aralık 2025’te bir paramotor pilotunun deniz yüzeyinde hareketsiz bir cismi fark ederek durumu güvenlik güçlerine bildirdiğini belirten Özkul, “Bu olay aslında hepimizin zihninde bir kapı araladı. Paramotorun sadece bir spor değil, aynı zamanda hayat kurtaran bir araç olabileceğini gördük” dedi.

Bu gelişmenin ardından Türkiye’de ilk kez böyle bir tatbikat gerçekleştirdiklerini vurgulayan Özkul, “Bir başlangıç yaptık. Bu sadece Lüleburgaz’la sınırlı kalmamalı. Türkiye’nin dört bir yanındaki pilotların da bu sisteme dahil olması gerekiyor. Görüştüğümüz birçok pilot arkadaşımız da buna çok sıcak bakıyor” şeklinde konuştu.

“AFETLERDE GÖZDEN KAÇAN YERLER: KÖYLER”

Özkul, özellikle büyük afetlerde şehir merkezlerine odaklanıldığını ancak kırsal bölgelerin çoğu zaman ihmal edildiğini belirtti. “Deprem gibi büyük felaketlerde köylerden günlerce haber alınamıyor. Maraş depreminde bunu yaşadık. Köprüler yıkılıyor, yollar kapanıyor. Böyle durumlarda havadan hızlı bilgi almak hayati önem taşıyor” dedi.

Paramotorun bu noktada önemli bir boşluğu doldurabileceğini vurgulayan Özkul, “Bize küçük bir açık alan yeterli. Bir çayır, boş bir arazi ya da kenarında engel olmayan bir yol… Bu alanlardan kalkış ve iniş yapabiliyoruz. Hatta bazı durumlarda helikopterin bile zorlanacağı yerlere biz rahatlıkla inebiliyoruz” diye konuştu.

“GÖRDÜĞÜMÜZ YERE İNEBİLİR, İLK MÜDAHALEYİ YAPABİLİRİZ”

Paramotorun sağladığı manevra kabiliyetine dikkat çeken Özkul, arama sırasında büyük avantaj elde ettiklerini ifade etti. “Havadan her yeri görebiliyoruz. Şüphelendiğimiz bir noktaya alçalabiliyoruz. Gerekirse tekrar yükselip farklı bir bölgeye geçiyoruz. Bir kayıp gördüğümüzde doğrudan yanına inme şansımız var. İlk müdahaleyi yapabiliriz” dedi.

Bu özelliğin diğer hava araçlarında bulunmadığını belirten Özkul, “Yamaç paraşütünde sadece süzülürsünüz. İniş yapacağınız yeri seçemezsiniz. Ama paramotorda arkanızda bir motor var ve tamamen kontrol sizde. Bu da arama kurtarmada büyük fark yaratıyor” ifadelerini kullandı.

“ZOR AMA DİSİPLİNLİ BİR EĞİTİM SÜRECİ”

Paramotor uçuşunun ciddi bir eğitim ve disiplin gerektirdiğini vurgulayan Özkul, “Bu iş öyle dışarıdan göründüğü gibi kolay değil. Adeta bir komando gibi yetişmeniz gerekiyor. ‘Ter dökeceğiz ki kan dökülmesin’ anlayışıyla hareket ediyoruz. Her uçuş öncesi ekipmanlarımızı defalarca kontrol ediyoruz” dedi.

Kalkış öncesi yapılan kontrollerin hayati önem taşıdığını belirten Özkul, paraşüt iplerinden karabinalara, motor aksamından yedek paraşüte kadar her detayın titizlikle incelendiğini söyledi. “En az 5-6 noktayı kontrol ediyoruz. Gerekirse başka bir pilota kendimizi kontrol ettiriyoruz. Havacılık hata kabul etmez” diye konuştu.

Uçuş sırasında karşılaşılan en büyük zorluğun türbülans olduğunu da belirten Özkul, “Türbülans kollarımızı ciddi anlamda yoruyor. Kanadı sürekli kontrol etmek zorundasınız. Bu nedenle uygun hava koşullarında uçmayı tercih ediyoruz. Ancak olağanüstü durumlarda görevden kaçınmayız” dedi.

“HER YER BİZİM İÇİN PİST”

Paramotorun en dikkat çeken özelliklerinden biri de esnek iniş ve kalkış kabiliyeti. Özkul bu avantajı şu sözlerle anlattı: “Bize bir iki dönümlük çayır bile yeterli. Hatta bazen yol kenarındaki düz bir alan bile işimizi görür. İndiğimiz yerden tekrar kalkabiliriz. Bu, arama kurtarmada büyük bir hız kazandırıyor.”

Bu esneklik sayesinde operasyon sahasında zaman kaybının en aza indiğini belirten Özkul, “Bir noktadan şüphelendiğimizde hemen alçalırız. Gerekirse tekrar yükselip başka bir noktaya geçeriz. Bu hareket kabiliyeti başka hiçbir hava aracında yok” dedi.

“LÜLEBURGAZ’DA TEK, AMA YALNIZ DEĞİL”

Lüleburgazlı bir paramotor pilotu olarak tek olduğunu belirten Özkul, bölgede yamaç paraşütüyle ilgilenen 10-12 kişinin bulunduğunu ifade etti. Bu sayının artmasını istediğini söyleyen Özkul, “Arkadaşlarım da bu işe ilgi duymaya başladı. Onlara eğitim vererek bu alanı büyütmek istiyoruz. Belki yakında daha kalabalık bir ekip olacağız” dedi.

Ailesinin de bu tutkuya ortak olduğunu dile getiren Özkul, 17 yaşındaki kızının ve 11 yaşındaki oğlunun da uçuşlara ilgi duyduğunu belirtti. “Onlar da uçuyor, meraklılar. Bu sevgiyi çocuklara aşılamak çok önemli” ifadelerini kullandı.

“GÖKYÜZÜ SADECE ÖZGÜRLÜK DEĞİL, SORUMLULUK DA GETİRİYOR”

Paramotorun yalnızca bir spor olmadığını, aynı zamanda büyük bir sorumluluk gerektirdiğini belirten Özkul, “Her uçuşta hem kendinizden hem de çevrenizden sorumlusunuz. Bu yüzden disiplinli olmak zorundasınız” dedi.

Uçuş öncesi yapılan detaylı kontrollerin yanı sıra ekip içi koordinasyonun da büyük önem taşıdığını vurgulayan Özkul, “Bazen bir arkadaşımıza ‘beni kontrol eder misin’ diyoruz. Bu işte hata payı yok. Her şeyin kusursuz olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“HAYATIM RENKLENDİ”

Paramotorun hayatında büyük bir değişim yarattığını söyleyen Özkul, bu sporun psikolojik etkilerine de dikkat çekti. “Gökyüzünde olmak, rüzgarı hissetmek insanı bambaşka bir noktaya taşıyor. Hayatım renklendi diyebilirim. Önceden sevmediğim renkleri bile sevmeye başladım” dedi.

Doğa sporlarının gençler için önemli bir alternatif olduğunu vurgulayan Özkul, “Çocuklar artık ekran başında vakit geçiriyor. Biz istiyoruz ki doğaya çıksınlar, sporla ilgilensinler. Bu tür faaliyetler hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok faydalı” diye konuştu.

GENÇLERE ÇAĞRI: “GÖKYÜZÜNÜ KEŞFEDİN”

Gençlere özel bir çağrıda bulunan Özkul, bu sporun yaygınlaştırılması gerektiğini belirterek, “Okullarda bu sporu tanıtmak istiyoruz. Çocukların ilgisi çok büyük. Onlara bu sevgiyi aşılayabilirsek, gelecekte çok daha bilinçli ve donanımlı pilotlar yetişir” dedi.

“BU SADECE BİR BAŞLANGIÇ”

Lüleburgaz’da gerçekleştirilen bu tatbikatın Türkiye için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Özkul, “Bu bir alevlenme, bir başlangıç. Devamının geleceğine inanıyorum. Türkiye’nin her yerinde bu sistemin yaygınlaşması gerekiyor” dedi.

Paramotorun hem bir tutku hem de bir sorumluluk olduğunu belirten Özkul, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Başta bir hayaldi, sonra hobi oldu. Şimdi ise insanlığa fayda sağlayan bir araca dönüştü. Biz gökyüzünde sadece uçmuyoruz, umut taşıyoruz.”

bottom of page