ŞEFKAT
- Ahmet Güdücüoğlu

- 31 Mar
- 2 dakikada okunur
ŞEFKAT
Günümüzde insanların birbirine göstereceği sevgi,saygı,şefkat en aradığımız özellikler. İnsanlar bu gün bunu paylaşırken bile bazılarının kalpleri bir pazarlık duygusu içinde .Örneğin çok popüler bir haber olan annesi tarafından terk edilen ve bu yüzden pelüş oyuncağına sığınan maymun Punch hepimizin yüreğini dağladı.Paylaşımlar, emojiler, yorumlar, gözyaşları sanal dünyayı kapladı.Bu kadar mı?Değil elbette!Punch'un esir olarak Dünyaya geldiği Japonya’daki Ichikawa City Hayvanat Bahçesi’nin ziyaretçileri arttı. Öyle ki, günde ortalama iki yüz kişinin ziyaret ettiği söylenilen hayvanat bahçesi bine yakın insan ziyaret etmeye başladı. Bu da birkaç ay içinde on binlerce dolar fazladan gelir demek. Ayrıca bir de Punch'un sarıldığı pelüş oyuncak var. Bu oyuncağın da büyük bir firmanın ürünü olduğu söyleniliyor. Bu söylenti bile tek başına firmanın dünya para verip yaptırdığı reklamlardan daha etkili oldu. Başta Japonya, Amerika, Güney Kore olmak üzere birçok ülkede pelüş oyuncak yok satıyor. Hatta karaborsa piyasası bile oluşmuş. Verilen bilgilere göre 20 dolardan satılan oyuncak, el altından 150-200 dolara alıcı buluyormuş!
Bir yandan duygulara hitap eden ama diğer yandan ticari amaç taşıyan ve sosyal medyada viral olan paylaşımlara duygu pazarlaması deniliyor. Duygu pazarlaması kapitalist sistemin, Sevgililer Günü, Anneler Günü, Babalar Günü, Yalnızlar Günü gibi çok fazla kullandığı ve her defasında milyonlarca dolar kar ile noktaladığı satış taktiğidir. Bütün amaç, toplumu asıl var olan gerçek sorunlardan uzaklaştırmak, sanal bir hedeflere odaklanmasını sağlamak ve duyguları paraya çevirmek. Yani, bizler, sevgili olmanın güzelliğini, anne ve babaya hediye vermenin özelliğini ya da Punch'a üzülmenin insanı yanını yaşarken, ticari sistem bizim üzerimizden ceplerini dolduruyor. Yavru maymunumuz Punch çaresiz bir şekilde pelüş oyuncağına sarıldığı o masum halleri o kadar ön plana çıkarıldı ki, insanlar sorulması gereken en can alıcı sormayı akıllarına bile getirmediler. Punch nerede yaşıyor ve neden orada?! Orası bir hayvanat bahçesi. Hayvanların doğal ortamlarından, yaşam alanlarından, özgürlüklerinden ve sürülerinden koparılıp, hapsedildikleri bir alan.
Dünyada on binden fazla hayvanat bahçesi var ve buna kayıt dışı olanlar dahil değil. Her ne kadar kafesleri kaldırıyoruz, doğal yaşama benzetiyoruz denilse de, yapılan tek şey sınırlı bir alanda ve kontrol altında tutulan yaşamlar. Diğer bir hedef saptırmasıda , bir yandan Punch'un annesizliğine üzülürken, diğer yandan Dünyada savaş, hastalık,şiddet ve doğal olmayan felaketler yüzünden annesiz ve babasız kalan çocukların görülmemesi. Rakamlara göre Dünyada 140 milyon çocuk en az bir ebeveynini kaybetmiş. Her gün 5 bin çocuk açlık, savaş ya da hastalık yüzünden anne ya da babasını kaybediyor. Her saniye bir çocuğun yalnızlığı demek! Son yıllarda Gazze'de on binlerce çocuk ailesini kaybetti ama hiçbiri Punch kadar sosyal medyada viral olmadı. Zira ticari sistemin derdi bizim duygularımızın ne olduğu değil, piyasa değerinin kaç para edeceğidir! Punch'a 250 bin Dolar verip, sahiplenmek isteyenler oldu. Sürüsünden ayrılıp, tek başına dağlara yürüyen penguene üzülelim. Pelüş oyuncağına sarılan annesiz maymuna üzülelim ama kendi halimize, yaşadığımız şu asrın vahşiliğine, savaşlara, savaşlarda annesiz, babasız kalan çocuklara, orman yangınlarda yitirdiğimiz hayvanlara, ağaçlara da üzülelim.

