ÇERNOBİL
- Ahmet Güdücüoğlu

- 29 Nis
- 2 dakikada okunur
Bundan tam 40 yıl önce 26 Nisan 1986 saat 01:23’te, Çernobil Faciası gerçekleşti. Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santrali’nin 4. reaktöründe meydana gelen patlama, sadece bölgenin coğrafyasını değil, insanlığın nükleer enerjiye bakış açısını da sonsuza dek değiştirdi. Rutin bir güvenlik testi sırasında, RBMK tipi reaktördeki tasarım hataları ve insan faktörü birleşince kontrolsüz bir güç artışı meydana geldi. Reaktörün bin tonluk tavanını havaya uçuran bu patlama, nükleer çekirdeği atmosfere açtı ve tonlarca radyoaktif maddeyi doğaya saldı. Nükleer gücün çok önemli bir kaynak olmasına rağmen insanlık için doğru kullanılması çok önemlidir. Savaşlar için kullanılması insanlığın felaketidir. Bu gücü faydalı ve bilgili kişilerin yönetmesi çok gerekli bir olaydır. Hatırlarsanız Çernobil faciası, 26 Nisan 1986 da iki kafadar teknisyenin santralın soğutma sistemiyle sorumsuzca oynamaları sonucu başımıza geldi. Fukuşima yıkımı da 1 Mart 2011’de gerçekleşti. Deprem sonrası tsunami için 6 m. olarak öngörülen duvarlar, 10 m.’yi bulan dalga yüksekliği nedeniyle etkili olamadığı için yaşandı. Sovyetler Birliği’nin Tass Haber Ajansı Çernobil kazasını Dünyaya iki gün sonra detay vermeden duyurdu. Haberden birkaç saat sonra Danimarka’da bir Nükleer Araştırma Laboratuvarı Çernobil’de en yüksek seviyede bir kaza olduğunu açıkladı, bir gün sonra Avrupa’da televizyonlar kazanın haberini yapıyordu. Kazanın ilk haftasında 1800 adet helikopter kurşun ve kumdan oluşan 5 bin tonluk bir maddeyi reaktördeki yangını söndürmek için kullandı. Kazaya müdahale eden itfaiyeciler ve çalışanlardan oluşan 31 kişi kısa zamanda hayatını kaybetti. İçinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın da bulunduğu Çernobil Forumu uzun dönemde 4 bin kişinin radyasyon maruziyeti nedeniyle ölebileceğini açıkladı. Bu rapor düşük tahminleri nedeniyle çok eleştirildi. Bağımsız araştırmalar ise ölü sayısının çok daha fazla olacağını belirtiyor. Temizlik çalışmalarında görev alan, çoğu asker 800 bine varan tasfiyecilerin oluşan Çernobil Birliği, 25 bin tasfiyecinin öldüğünü, 165 bininin sakat kaldığını belirtiyor. Çernobil sonrası yayılan radyasyon sonrasında İngiltere’deki koyunlardan Türkiye’deki çaya kadar radyoaktif kirlilik olduğu tespit edildi. Bilinen tüm endüstriyel kazalarla kıyaslanamayacak, yüzlerce yıl sürecek bir kirliliğin başlangıcıydı bu. 350 bin insan evlerine bir daha dönemedi. Verimli tarım arazileri terk edildi. Bugün “yeniden canlandı” diye haberlere konu olan yaban hayat, genetik bozuklukların örneklerini taşıyor. Çernobil’den gelen Sezyum-137 yüklü radyoaktif bulutlar Türkiye’ye 2 Mayıs 1986 sabahı önce Trakyadan girdi. 3 Mayıs sabahı yoğunluğu daha yüksek radyoaktif bir dalga Sinop üzerinden Doğu Karadenize doğru ilerledi. 5 Mayıs günü ise yeni ama daha yoğun sezyum-137 içeren radyoaktif bulutlar tüm kuzey kıyısını etkisi altına aldı, İç Anadolu ve Ege Bölgesine doğru ilerleyerek tüm Türkiye’yi etkiledi. Yağışla etkisini arttığı, bu yüzden de Karadenizi daha derinden etkilediği, özellikle çaylarda radyasyon ölçümleri yapıldığında ortaya çıktı. Kazadan 20 yıl sonra, Türkiye Tabipler Birliği, Hopa’da yaptığı araştırma sonucu ilçede son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47,9’unun nedeninin kanser olduğunun belirlendi.


