ORHAN SUAT
- Ahmet Güdücüoğlu

- 10 Tem
- 2 dakikada okunur
Beş yıl önce 11.07.2021 günü değerli Hocam Orhan Suat’ı kaybetmenin hüznünü yaşadım. Yaşamı bize sevdiren güzel insanları ölümsüzlüğe uğurlamak kalbimizde tarifsiz acılara neden oluyor. Gezi Grubumuzun Abisi, Yaşama hep gülerek bakmamızı sağlayan Hocamız bizim gülen ışığımızdı. Bir karanfil de Orhan Hocam için astık gökyüzünün doruklarına. Kalbimizdeki pırıltısı hiç tükenmeyecektir. Orhan Hoca’mla tanışmam 1973 yılında Sokullu Kütüphanesinde kitapları karıştırırken çok değerli kütüphane müdürü Rahmetli Saime Hanım sayesinde oldu. Ben liseyi yeni bitirmiş üniversite sınavlarına hazırlanırken o sevecen, neşeli tavırlarıyla bana hayata karşı anlattığı nasihatlarıyla, yol gösterici yorumlarıyla her zaman sevgimi kazanmıştı. Tanıştığımız yıl kendisi daha Ordu Lisesinde İngilizce Öğretmeniydi. Ardından Lüleburgaz Lisesinde göreve başlamıştı.
Bazı insanlar vardır beraber olduğunuz ortamlarda içiniz ısınır, O geldiğinde neşeniz, yaşama daha bir sıcak bakmanız artar. O kişiyle birlikte olduğunuzda karamsarlığınız kaybolur, bahar coşkusu gibi bir sevinç kaplar yüreğinizi. Eskilerin dediği gibi sizi neşelendiren, mutluluk dağıtan insanların peşinden ayrılmayın ön görüsüyle Orhan Hocamı hep sevdim. Lüleburgaz’daki gezi grubumuzun etkinliklerinde gülen yüzüyle her zaman aranan ve beklenilen kişiydi.
1988-89 yılında ilk kez açılan Lüleburgaz Anadolu Lisesi kurucu ve ilk müdürlüğüne getirildi.16 Eylül 1989 tarihinde Trakya'da İllerden sonra ilk kez bir İlçede Lüleburgaz'da 4.cü Anadolu Lisesi statüsünde LAL okulunu açtı. Atatürkçü kişiliğinden hiçbir zaman taviz vermeyen Hocam, serbest gazeteciliğini uzun yıllar sürdürmüştür. Trakya ve Lüleburgaz tarihi üzerine araştırmalar, incelemeler yapmış bunları kitaplaştırmıştır. Lüleburgazspor’un kuruluş yıllarında emeği geçenlerden birisidir. Kendisi Lüleburgaz için birçok STK da gönüllü olarak görev yapmış olup birçok derneklerde çalışmıştır. Ayrıca geçen yıllarda Lüleburgaz FB Derneği başkanlığını da yürütmüştür.
Kimsenin kimseye vakti olmayan bir zamanda, düşünmeden tereddüt etmeden gidebileceği bir yakını olmalı insanın. “Ah, kimsenin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya…” demişti Gülten Akın. Bu düşünce içerisinde danışılacak, paylaşılacak bir derdin olduğunda çekinmeden sığınılacak bir liman olmuştur Orhan Hocam. Mizahi yönünün çeşitliliği ile birlikte toplumu kucaklaması, herkesi gülümseyerek selamlaması bizlere gittikçe uzaklaştığımız değerlerin yüceliğini hatırlatıyor. Hep neşeli görmeye alıştığımız Hocam’ı mütevazı kişiliği, özgüveni ve dolu insan sevgisi ile tanıyoruz. Tüm insanları seven, kucaklayan, küçümsemeyen ve kibir soğukluğunu asla limanına sokmayan birisidir. Küçük basit şeylerle kolayca kederlendiğimiz yaşamımızda, bizlerin yaşamı sevdirecek, geldiğinde bir ışık gibi yüreğimizi aydınlatacak Hocam gibi insanlara ihtiyacımız var. Eskiden sadece kışların soğuk olduğu günlerden insanların, kalplerin soğuk olduğu günlere geldik. Kalbimi her daim ısıtan, mutluluk dağıtan Orhan Hocamı tanıdığım için çok şanslıyım.


