GİDENİN ARDINDAN
- Ahmet Güdücüoğlu

- 19 Oca
- 1 dakikada okunur
En zoru, gidenin ardından yazmaktır. İnsan ne yazacağını, onca kelimeyi, cümleyi, acıyı nereye koyacağını bilemez.
En zoru, gidenin ardından yazmaktır. "Görüşürüz." mü diyeceksin, yoksa "Kendine iyi bak." mı ?Göz göze gelinmeyecek bir daha, çaldırdığın telefon açılmayacak. Sorulmayacak bir daha hal hatır, tavla oynanmayacak, yağmurda ıslanıp, sokakta rastlanılmayacak. Bilirsin, sevdiğini kaybettikten sonra ne sen o bildiğin sensindir ne de Dünya o bildiğin Dünya. Azala azala yaşamaya devam ediyorsun işte, anılarındaki hüzünleri çoğaltarak.
İnsan her şeye kolay alışıyor da, bir tek şu zamansız vedalara alışamıyor. Düşünsene, ne çok can akıp gitti bizden. Hangisinin ardından "Zamanı da gelmişti." diyebildik. Ozanın yazdığı "Dünyada doymak olmuyor..." gibi dosta da doymak olmuyor. Geriye hep söylenmemiş sözler, yaşanılmamış anılar, çalınmamış türküler, gidilmemiş kentler ve bardakta unutulmuş çaylar kalıyor.
En zoru, gidenin ardından yazmaktır.
Sanki Dünyanın öbür ucunda bir yerde, harabe bir durakta, hiç bir zaman gelmeyeceğini bildiğin otobüsü beklersin.
Saatlerce, günlerce, haftalar ve yıllarca...
Halbuki şu günlük ömür bir kördüğümden başka bir şey değildir. Faturalar, krediler, banka hesapları. Kafa yorduğumuz, üzüldüğümüz ve dert edindiğimiz bir sürü gereksiz yük sırtımızda. Anca bir ölümde ya da hastalıkta anlıyoruz, kendimizi nasıl boşu boşuna heder ettiğimizi. Pilavın altı tutmuş, çocuk vazoyu kırmış, komşu apartman merdivenlerinden selamsız sabahsız geçmiş ya da gene park cezası yemişiz. Kendimizi nelere üzüyoruz, nelere yoruyoruz böyle? Öyle ki, unutmuşuz göğe bakmayı, kuşları dinlemeyi, yağmurda ıslanıp, bilmediğimiz sokakların sessizliğinde yolumuzu kaybetmeyi. Varsa yoksa bir telaş. Geçip gidiyor ömür, kimseye ve hiçbir şeye yetişemeden. Sevgi biter bir gün, seven de ölür. Sen sevdayı hatırla. En zoru gidenin ardından yazmaktır.
Oturup, bir şeyler yazdığını sanırsın ama aslında yazmaktan çok yanmışsındır, kimseler bilmez.


