top of page

ADNAN ÖZER

 Geçen hafta Tekirdağ’ın Muratlı ilçesine bağlı Kepenekli Köyünde atıl durumdaki köy okulu restore edilerek ‘Kepenekli Köyü Eğitim Merkezi ve Adnan Özer Şiir Evi adıyla hizmete açıldı. Adnan Özer, 1970’i 1980’e bağlayan köprü kuşağı ya da öncü kuşak diyebileceğimiz şairlerden. Bir ayağı Trakya’nın köylerinde, halkın yaşantısında, acılarında, diğeri karmaşık büyük kentin varoşlarında, insan ilişkilerinde. Bu ikili ilişki onu şiire başladığı ilk yıllarda bile rahatsız etti. Bu süreçte olası ki derin acılar çekti. Kendini yeniden yapılandırma, yapma, oluşturma eylemi sıkıntısız olamazdı. Cemal Süreya der ya “Bir gün Dostoyevski okudum/ o gün bu gündür huzurum yok!” Olası ki o da benzer şeyler yaşadı ve derin bir huzursuzluğun kuyusuna düştü. Gurbet burcundan hızla Hasret’e geçmişti. Derin acılar çekti. Kuyuların en dibini buldu, yaşadı.

Özer, geçmişten getirdiği yöresel kaygıları, göçmenlik acılarını hep kalbinde taşırdı. Toplumun unuttuğu vicdan, merhamet gibi şeyleri bize anımsattı. O zaten hiçbir zaman unutmamıştı. “Toplumun vicdanı vardı eskiden” der gibi yakındı: “Demem o ki /gözyaşlarının gücü vardı eskiden” Şiirlere on yedi yıllık aradan sonra Yol Şarkıları'nda yer verdi. Şiire başladığındaki folklorik ilgisini geleneksel olana yoğunlaştırarak, geleneksel özellikler taşınarak da pekala modern şiir yazılabileceğini gösterdi. Çağrışıma dayalı, imgeye çok önem veren şiirler yazarken de anlamı hiçbir zaman dışlamadı. Meselesi olan bir şiir yazdı. Trakya için yazdığı şiir çok güzeldir. Tabii ki anlama geniş açıdan baktı: “İstanbul, dönmesem sana/ Dönmesem çirkin ekmek kavgasına/ Annemi aldın/ Bir karım vardı dağ arpası saçlı, onu da aldın/ Dökülür şimdi ıslığım ayazın ırmağına/ Ah Trakya, kumru cumalar, üveyik cumartesiler ülkesi/ Cesedim dönecek elbet sana, göçmenliğe hatıra...”

 14 Mayıs 2026 günü ise Kepenekli’nin tarihinde başka bir sayfa açıldı. Köyde, Adnan Özer adını taşıyan bir Şiir Evi kapılarını açtı. O gün köy meydanı alışılmış sessizliğini unuttu. Nüfusunun iki katından fazla insan geldi Kepenekli’ye. İstanbul’dan, Tekirdağ’dan, çevre illerden şairler, yazarlar, kültür insanları ve şiire inanan insanlar aynı gökyüzünün altında toplandı.

Adnan Özer’in yaptığı kısa konuşma, günün ruhunu taşıyordu. Şiirin yalnızca kitaplarda yaşayan bir sanat olmadığını, Balkan edebiyatının ve Trakya’nın çok katmanlı kültürünün yaşatılması gerektiğini anlattı. Sözleri, bir açılış konuşmasından çok, geleceğe bırakılmış bir kültür notu gibiydi.

Belki de yıllar sonra insanlar dönüp bu günü hatırlayacak. “Her şey küçük bir Trakya köyünde başlamıştı,” diyecekler. Çünkü kültür bazen büyük merkezlerde değil, unutulduğu sanılan yerlerde yeniden filizlenir. Şimdi Kepenekli’de bir Şiir Evi var. Belki yakında Balkan şiir günleri yapılacak orada. Belki farklı diller aynı sofrada buluşacak. Belki genç şairler ilk dizelerini o evin penceresi önünde yazacak. Belki de Kepenekli, yakın gelecekte yalnız bir köy adı değil; şiirin, belleğin ve kültürel dayanışmanın simgesi olarak anılacak.

Bizim Ceylanköy de Mehmet Başaran adıyla bir şiir,edebiyat evi açılması ne kadar güzel olur.


bottom of page