TYH krizi sürüyor!
- Özlem KARAKOYUN

- 1 gün önce
- 4 dakikada okunur
"Kiramızı faturalarımızı ödeyemiyoruz"
DİSK/Tekstil Sendikası öncülüğünde fabrika önünde bir araya gelen TYH Tekstil işçileri, geciken maaşlar, mobbing ve kötü çalışma koşulları iddialarıyla bir kez daha ses yükseltti. "İnsanlar içeride ağlıyor", "Kiramızı, faturalarımızı ödeyemiyoruz" diyen işçiler, işvereni sendikayla masaya oturmaya çağırırken, sendika ise yasal hakların sonuna kadar kullanılacağını vurguladı.






Lüleburgaz Tatarköy’de faaliyet gösteren TYH Tekstil’de maaşların gecikmesi, mobbing ve çalışma koşullarına ilişkin iddialar yeniden gündeme geldi.
DİSK/Tekstil Sendikası, 24 Haziran’da Akhisar’da, 25 Haziran’da Keşan’da gerçekleştirdiği eylemlerin ardından 26 Haziran’da Lüleburgaz Tatarköy ve Babaeski Alpullu’daki fabrikalar önünde basın açıklaması yaptı. İşçiler, maaşların zamanında ödenmesini, çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve toplu iş sözleşmesi sürecinde sendikayla masaya oturulmasını talep etti.
Tatarköy’deki eyleme Tekstil İşçileri Sendikası Lüleburgaz Temsilcisi Savaş Testici, DİSK/Tekstil Sendikası Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Nergiz Atik, DİSK/Tekstil Sendikası Genel Başkan Danışmanı Bahadır Derin, Devrimci Emekliler Sendikası Başkanı Hikmet Ali Meşe ile TİP Lüleburgaz Temsilcisi Yüksel Altınel de katılarak işçilere destek verdi.
"İŞÇİNİN EN BÜYÜK GÜCÜ ÜRETİMDİR"
Basın açıklamasında konuşan DİSK/Tekstil Sendikası Genel Başkan Danışmanı Bahadır Derin, ücretlerin gecikmesine ilişkin İş Kanunu’nun 34. maddesini hatırlatarak, ücreti zamanında ödenmeyen işçilerin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabileceğini söyledi.
Derin, “Şimdi İş Kanunu’nun 4857 sayılı kanunun 34. maddesine bakalım. Orada ne diyor? Ücret ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Günü gününde ödenmeyen ücretler için mevduatta uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Yirmi üç günün faizini uyguladılar mı? Hayır. İşte uygulamazlar. Niye? Çünkü işçi hakkını aramıyor. Sendikaları olmasa işçiler perişan arkadaşlar.” dedi.
Ücretlerin son iki yıldır ayın 6’sında ödendiğini öne süren Derin, “Biz mahkemelerde bu iş sürtüşmeye dönerse ayın altısını baz alacağız. Ayın altısını baz aldığımızda ayın yirmi altısında yani bugün yirmi gün dolmuş oluyor. Maalesef bütün konfederasyonların, Meclis’teki bütün siyasi partilerin, iktidarın ve muhalefetin bu konunun üzerine düşmesi lazım. Adam sırf keyfinden dolayı ücretleri geciktiriyor. Bakalım bugün de yatırmayıp cumartesi pazarı da işçiye yükleyecek mi?” ifadelerini kullandı.
Mevcut yasal düzenlemenin değiştirilmesi gerektiğini savunan Derin, “Sayın Çalışma Bakanımıza bunu ileteceğiz. Kendileri ya da milletvekilleri yirmi gün maaş almasınlar, bakalım durabilecekler mi? İnsanları o kadar zor duruma düşürdüler ki bankalar bu kuralları dinlemiyor, ev sahibi kanun maddesini dinlemiyor. Biz bu kanun maddesinin değiştirilmesi için Meclis’te önerge verdik. Bunun için mücadele edeceğiz.” diye konuştu.
“HAKARET İDDİALARI, ÇALIŞMA KOŞULLARI VE SENDİKALAŞMA”
Bahadır Derin konuşmasında fabrikadaki yönetim anlayışını da eleştirerek, işçilerin uzun süredir çeşitli baskılarla karşı karşıya kaldığını ileri sürdü.
“Bu fabrikada bugüne kadar bir zulme uğramamış olan olabilir, tuzu kuru olan olabilir. Neden sendikalar lazım? Fabrikada yapılan muameleleri anlatıyoruz. Eğer burada düzgün bir insan kaynakları sistemi olsa bu şefleri, müdürleri burada tutmazlar. Ama buradaki amaç zulmü devam ettirmek.” diyen Derin, yöneticiler değişse bile aynı uygulamaların devam edeceğini iddia etti.
Bir fabrikaya ilişkin de örnek veren Derin, “Bir kadına ‘bacağım ağrıyor’ dediğinde ‘bacağının fotoğrafını gönder’ diyen insanların çalıştığı bir yer. O yüzden işçiler sendikayı tercih etti. En başta dedik ki insan gibi bir insan kaynakları kur, hakaret edenlerle yolunu ayır, işçiye dört tane ikramiye ver, yan haklarını ver, sendika girmesin kardeşim. Ama işverenlerin işine gelmez.” ifadelerini kullandı.
İşverenin sendikayla toplu iş sözleşmesi masasına oturması gerektiğini savunan Derin, “İşçinin derdi sadece para değil. ‘Tekstil sendikayı kaldırmaz’ diyorlar. Kaldırmazsa yapmayacaksın kardeşim bu işi. Yapan nasıl yapıyor? Sen don atlet fabrikası değilsin. Dünya markalarına üretim yapıyorsun. Dünya markası üretiyoruz diye övünüyorsun ama işçiye gelince hak vermiyorsun.” dedi.
İşçilerin sendikal haklarının engellenemeyeceğini söyleyen Derin, “Hak aramanın dini, dili, ırkı, siyasi görüşü olmaz. Patronların kendi sendikaları var ama TYH işçisine gelince ‘sendikalı olamazsınız’ deniliyor. On yılda çalışsanız alacağınız para asgari ücreti geçemez mantığıyla hareket ediyorlar. Az para kazanmıyorsun kardeşim. Yirmi yıl fabrika müdürlüğü yaptın, onlarca fabrika kurdun, Bulgaristan’da fabrikan var, başka yatırımların var ama işçiye gelince yok. İşçinin hakkını sen korumazsan işte böyle sendikalar gelir kapına.” ifadelerini kullandı.
ATİK: “BİRLEŞMEZSEK YOK OLURUZ”
DİSK/Tekstil Sendikası Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Nergiz Atik ise sendikal mücadelenin birlik içerisinde yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Atik, “Ben de sizler gibi örgütlenerek buralara geldim. Ben de bir baş temsilciydim, sizler gibi haklarını alamayan bir işçiydim. Adım adım ilerledik. Birleşerek, güçlenerek ilerliyoruz. Direnerek kazanacağız. Birleşe birleşe güçleneceğiz. Birleşmezsek yok oluruz. Sizler için buradayız. Bu basın açıklamasının sebebi de sizlersiniz. Haklarınızı almanız için buradayız. Bölünerek bir yere gidemeyiz arkadaşlar. İşverenin en korktuğu şey güçlenerek büyümemizdir. Korkarak geri adım atmayın. Tek başınıza hiçbir şey alamazsınız. Ben de bu yollardan geçmiş bir işçi olarak söylüyorum. Mutlaka birlikte hareket etmek zorundayız. TYH işçisi yalnız değildir.” dedi.
İŞÇİLER YAŞADIKLARINI ANLATTI: "İNSANLAR AĞLIYOR, ÖDEME YAPAMIYOR"
Fabrikada iki yıldır çalıştığını söyleyen işçi Adil Tepe ise sendikal sürecin başlamasının ardından maaşların gecikmeye başladığını ve çalışma koşullarının kötüleştiğini iddia etti.
Tepe, “Sendikal faaliyetler başladığından itibaren maaşlarımızın gecikmesi ve içeride hijyen kurallarının yerine getirilmemesi, peçete ve temizlik malzemelerinin olmaması gibi sorunlar yaşanıyor. İnsanlara farklı yollarla mobbing uygulanıyor. Bunun en son noktası da maaşların geciktirilmesidir. İnsanlar artık zor durumda. Herkes eksi hesap kullanıyor. Kimisi kirasını, kimisi faturalarını ödeyemiyor. Üniversitede okuyan çocuğuna harçlık gönderemeyen arkadaşlarımız var. Yönetimin çalışanını bu şekilde terbiye etmeye çalışması bize çok yanlış geliyor. Herkes sendikaya üye ve geri adım atan da yok. Yönetimin bu gidişata bir an önce dur demesini bekliyoruz. Sendikayla barış sağlanmadığı sürece burada sağlıklı iş çıkmayacağına inanıyoruz.” diye konuştu.
Sekiz yıldır fabrikada çalıştığını belirten işçi Emine Buse Altın ise geçmişte de baskılar yaşandığını ancak sendikalaşma süreciyle birlikte bunların arttığını öne sürdü.
Altın, “Daha önceleri böyle sıkıntılarımız yoktu ama insan yerine konulmuyorduk. Baskılar sendikadan önce de vardı, sonra daha çok arttı. Özellikle kadınlar olarak hijyen açısından büyük problem yaşıyoruz. Bize herhangi bir açıklama yapılmıyor. Ne olacak bilmiyoruz. İnsanlar ödemelerini ona göre ayarlayacak ama şu an yapamıyorlar. İnsanlar içeride ağlıyor. Rahatsızlananlar, sinir krizi geçirenler var. İnsanların insan yerine konulmadığı bir yerde ne huzur bulunabiliyor ne de çalışmak isteniyor. İşi bırakan çok oldu. Biz bazılarımız senemiz olduğu için, bazılarımız da başka iş imkânı olmadığı için duruyoruz. Yardım istiyoruz. Sendikayla bir an evvel masaya oturulması gerekiyor. Burası insan gücüyle dönen bir fabrika. Hepimiz emekçiyiz, hepimiz işi bilen insanlarız. Fabrikamıza sahip çıkıyoruz. Lütfen Mehmet Kaya beyefendi, Bahadır Derin beyefendiyle masaya otursun.” ifadelerini kullandı.
Basın açıklaması, işçilerin “Direne direne kazanacağız”, “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “TYH işçisi yalnız değildir” sloganlarıyla sona erdi.


