Şehit Berkay'ın ailesi konuştu
- Özlem KARAKOYUN

- 1 saat önce
- 7 dakikada okunur
“Oğlumuza gidemedik o bize geldi”
Gürcistan–Azerbaycan sınırında 11 Kasım 2025’te yaşanan uçak kazasında şehit olan Hava Uçak Bakım Astsubay Üstçavuş Berkay Karaca’nın ailesi, evlatlarının ardından yaşadıkları acıyı ve gururu anlattı. Şehitler Haftası’nda evlatlarının hatıralarını paylaşan Karaca ailesi, evlatlarının vatan sevgisini ve yarım kalan hayallerini gözyaşlarıyla gazetemize anlattı.





14-20 Nisan Şehitler Haftası kapsamında, 11 Kasım 2025’te Gürcistan-Azerbaycan sınırında meydana gelen askeri kargo uçağı kazasında şehit düşen Hava Uçak Bakım Astsubay Üstçavuş Berkay Karaca’nın ailesini ziyaret ettik.
Aradan geçen altı aya rağmen acının ilk günkü tazeliğini koruduğu bu hüzünlü evde, duygular kadar gurur da hissediliyordu.
Şehidimizin baba ocağının bulunduğu mahallede dalgalanan Türk bayrakları onun aziz hatırasını yaşatmayı sürdürürken; Şehidin annesi Nurdan Karaca evladını gözyaşlarıyla anlattı. Şehidin abisi Bünyamin Karaca hatıraları tebessümle dile getirirken, Şehidin babası Nedim Karaca ise hem bir baba hem de emekli bir asker olmanın vakur duruşuyla oğlunu andı.
“ANNE ŞEHADET HABERİNİ TELEVİZYONDAN ÖĞRENMİŞ”
Anne Nurdan Karaca, o acı günü tüm detaylarıyla anlattı: “O gün ben karşı komşuma kahve içmeye gitmiştim. Kız kardeşi de oradaydı, onun oğlu da doktor. Onunla muhabbet ederdik her zaman karşılaşınca. Senin çocuğun ne yapıyor diye birbirimize hal hatır sorardık. O da o gün sordu ‘Berkay ne yapıyor?’ diye. ‘Berkay Azerbaycan’da bugün dönecekler. Dur bir arayayım, iyi hatırlattın.’ dedim. Aradım telefonu çalmadı. Uçakta olduklarını bildiğimden telefonu kapattığını düşündüm. Onların yanından kalkınca markete su almaya gittim. Oradayken Bünyamin beni aradı. ‘Anne ne yapıyorsun? Berkay’dan bir haber var mı? Anne beni Alpay aradı.’ dedi ve ben zaten son cümlesiyle direkt şüphelendim. Alpay’ın ne dediğini sorduğumda bana ‘Hiç, özledim sizi bir hal hatır sorayım.’ dediğini söyledi. ‘O öyle değil Bünyamin, Berkay’a bir şey olmuş. Alpay bizi durduk yere niye arasın. Sen onu bir daha ara ben de Berkay’ı arayayım.’ dedim. Aradım Berkay’ı telefonu çalmıyordu çocuğumun. Bünyamin’e dedim Berkay’ın uçağı düştü çabuk eve gel. İşten çıkıp hemen eve doğru yola çıktı. Ben de eve giderken diyorum Allah’ım bizi evlat acısı yaşatma. Eve geldim ellerimi yıkadım televizyonu açtım. Direkt uçak düştü haberini gördüm. O an dünyam başıma yıkıldı. ‘Berkay’ın uçağı düşmüş’ diye haykırdım. Komşularım ‘Dur daha bir şey yok sakin ol.’ dediler ama koca uçak düşecekte onlar sağ mı kalacaktı? Umudum hiç yoktu. Acaba paraşütleri var mı, belki atlamışlardır diye umutlandık. Cumhurbaşkanımız ‘20 şehidimiz var, ailelerine sabır diliyorum’ dediğinde umudum tamamen bitti.”
“OĞLUMUZA GİDEMEDİK O BİZE GELDİ…”
Baba Nedim Karaca, oğluyla son konuşmalarını şu sözlerle anlattı:
“Şehit olmadan bir gün öncesinde konuşmuştuk. Kendisine bir deri mont almış. ‘Baba giydim oturdu üstüme. Sanki bana göre dikilmiş. Bir tane kalmış indirime girmişti ben aldım.’ diye keyifli bir şekilde anlattı.”
Aynı günü anne Nurdan Karaca da şöyle aktardı:
“Oğlum gününü anlattı. Arkadaşlarıyla mağazaları gezmişler. Sonra markete gidip yiyecek bir şeyler almışlar televizyon izlerken yemek için. ‘İyi bakalım arkadaşlarına ayıp olmasın sonra konuşuruz’ dedim ama yok ayıp olmaz diyerek odaya geçene kadar benimle konuştu. ‘Yarın dönüyoruz anne.’ dedi. Çocuğum o kadar mutluydu ki vatan toprağına döneceği için. Keşke daha uzun konuşsaydık. Hiç istemiyordu oraya gitmeyi ama gitti. ‘Oğlum ben seni yolcu etmeye geleyim’ dedim, ‘Yok anne gelme’ deyince onu kırmadım. ‘İyi tamam o zaman dönünce karşılamaya geleceğim’ dediğimde tamam dedi. Dönüşüne birkaç gün kala ‘Anne sen gelme ben geleceğim zaten’ deyip beni ikna etti. O geldi ama şehit olarak geldi. Gidemedim çocuğumu uğurlamaya da karşılamaya da. Oğlumuza gidemedik, o bize geldi.”
LÜLEBURGAZ SEVGİSİ, YARIM KALAN HAYALLER
Anne Karaca, oğlunun Lüleburgaz sevgisini gözyaşlarıyla dile getirdi:
“Lüleburgaz’ı çok seviyordu. ‘Sıcak’ diyordu, Berkay soğuğu hiç sevmezdi. ‘Çok sevdiğim Lüleburgaz’a geldin oğlum ama evimize giremedin. Buradasın yanımızdasın ama dokunamıyoruz sana’ dedim naaşı geldiğinde. Şehitliğe her gün ziyaretine gidiyoruz. Gitmezsek rahat olamıyoruz, uyuyamıyoruz. Gidince o yanımızda gibi hissediyoruz. Berkay sütlacı çok severdi. En sevdiği tatlıydı. Ramazanda sütlaç yaptık ve dağıttık Lüleburgaz halkına çocuğumun hayrına.”
Oğlunun hayallerini de anlatan anne, şu sözleri kullandı:
“Bir gün gitti işte komutanlar falan gelmiş arabayla, kapısını açmışlar komutanın eşi inmiş. Geldi koşarak yanıma. ’Ne oldu Berkay, niye koşuyorsun kovdular mı sizi oradan, çekilin mi dediler?’ dedim. ‘Yok anne, ben de böyle olacağım. Komutan olacağım seni böyle makam arabasına bindireceğim. Araba geldi komutanın eşi indi, kapıyı asker açtı.’ dedi. Çok hoşuna gitmiş çocuğumun çok onurlanmış. Subaylık sınavlarına çalışıyordu. ‘Her şey tamam bir tek makam arabası kaldı sana bindirmediğim anne.’ diyordu. Makam arabaları çocuğumun şehitliğinde geldi. Hepsi geldiler, kapıya kadar geldiler. İçimden ‘Berkay kalk da gör annecim.’ dedim hep. Berkay resmi törenleri çok severdi. Protokollü programları çok severdi, çocuk gibi sevinirdi. Giderdim ütülerdim üniformasını, çok titizdi ayakkabılarına her şeyine özen gösterirdi.
Anne Karaca oğlunun ailesine düşkünlüğünü ise şu sözlerle ifade etti:
“Beni arardı. Babam nerde derdi. Diğer odada olduğunu söylediğimde yanına git derdi. Bizi hep beraber görmeyi çok severdi, mutlu olurdu. Çocuğum çok evcimendi, ev hayatını seviyordu. Evine gidip yemek yaptığımda çok mutlu oluyordu, elimle yaptığım o yemeğin kokusu ona şifa gibi gelirdi. Arkadaşları dışarı çıkaramazdı, ‘Annem gelmiş ben annemle evde oturacağım.’ derdi. Ailesine çok değer verirdi oğlum, hiç kimseye ne laf söylettirirdi ne de kendisi ona kızıp küseceğimiz bir şey yapardı. Üzülmemize izin vermezdi.”
Abi Karaca ise Berkay’ın Lüleburgaz sevdasını, ‘’Geçtiğimiz yıllarda Berkay izne çıkacaktı. ‘Abi gel yanıma birkaç gün kal beraber döneriz.’ dedi. Gittim Merzifon'a 2-3 gün yanında kaldım. Sonra döneceğimiz gün gece saat 1-2 gibi yola çıktık. Sabah 8 civarı Lüleburgaz’a giriş yaptık. Total benzinliğin orada Lüleburgaz’a girdiğimizi gördü bana ‘Abi arabayı sağa çek dedi.’ çektim. İndi arabadan, baktım ağacı taşı öpüyor. Abim ne yapıyorsun dedim. Ya dedi Lüleburgaz’ın taşı toprağı gibisi yok böyle güzel bir memleket yok taşına toprağına biterim ben buranın.’ dedi. Berkay insanlar bize deli diyecek diyecekler bin arabaya gidelim oğlum dedim bindik gittik.’’ sözleriyle anlattı.
BİR ANNENİN YÜREĞİNDEN DÖKÜLENLER
Anne Karaca, oğlunun ardından yaşadığı duyguları şöyle anlattı:
“Yiyorum içiyorum ama çok zor. Bazen Berkay için yiyorum. Diyorum kuzum üzülmesin. Bir gün ramazanda oruç tutuyorum. O gün hiç sahura kalkasım gelmedi. Saati kurmuştum, çaldı. Biraz daha durayım sonra kalkarım dedim ama o ara dalmışım tekrar. Berkay geldi yatak odasının kapısına, açtı. ‘Anne, anne, anne’ dedi üç defa, kalktım baktım etrafa baktım Berkay yok. Beni sahura uyandırdı evladım. Sonra kalktım yedim.
Bir başka olayı komşum anlatıyor. Sokağımızdan çok büyük bir kalabalık geçerken görmüş rüyasında, cenaze törenindeki gibi bir kalabalık. Yanında bir sakallı dede vardı Berkay’ın diyor. O sakallı dede kim diye sormuşlar. Peygamber efendimizmiş. Onlar, aziz şehitlerimiz peygamber efendimize komşulardır.
Şehitliğe her gidişinde yaşadığı duyguyu ise şöyle dile getirdi:
“Şehitliğe çıktık yine bir gün. Bayrağa baktım, o kadar güzel dalgalanıyordu ki… Kendime şunu söyledim: O kadar çok vatanıma düşkünüm ki gördüğüm her yerdeki büyük bayrakları çekerdim. O kadar çok seviyordum ki vatanımı bayrağımı, bu uğurda çocuğumu aldı benden. Onları da o aşkla yetiştirdim, ülke sevdasıyla, doğrulukla. Mutluyum gururluyum onurluyum ama evlat acısı… Dualar ediyorum hala Berkay’ın adını geçiriyorum alışkanlık. Allah’ım sen havada karada bütün ülkemizi koruyan askerimizi polisimi koru. Berkay’ımı, komutanları, arkadaşlarını koru diyorum. Türkiye için nöbet tutan herkesi kolla diyorum.”
Oğlunun sözlerinin sonradan anlam kazandığını da belirten anne,
“‘Bana hep derdi ‘Cennet kokulu annem.’ Berkay öyle deme cennet nere biz nere günah olur annem öyle konuşma derdim. Ayağının altını öpeyim anne derdi böyle cebelleşirdik de izin vermezdim. Ya bazı sözleri şimdi anlamlandı. Mesela babama iyi bak dedi Azerbaycan’a gitmeden önce, babama sevdiği yemekleri yap dedi. Sen kadınsın çıkıyorsun geziyorsun arkadaşlarınla buluşuyorsun ama babam evden işe işten eve geliyor. Bari sevdiği yemekleri yap mutlu olsun dedi. O an hiç sormadım Berkay neden böyle dedin oğlum diye. Ben hep babasına bir şey olacak diye düşündüğü için böyle dediğini sanıyordum. Çocuğumuza bir şey olacağı hiç aklımıza gelmezdi.” dedi.
Berkay Azerbaycan görevinden döndükten sonra Somali'ye gidecekti. Somali'ye gitme oğlum diyordum oraya gitmesini istemiyordum. Biz orada zarar gelir düşünürdük ama Azerbaycan'dan dönerken onu kaybettik. Hiç tahmin edemedim yani Azerbaycan şurası Türk yurdu orası da zarar gelmez diye düşündük.
YARDIMSEVERLİĞİ VE İNANCI
Berkay’ın yardımseverliğini anlatan anne Karaca,
“Berkay maaşın her zaman zekatını verirdi. Bana sorardı hep anne kime göndereyim ne yapayım diye. Derdim oğlum öğrencilere ver okullara sor öğretmenlere sor ihtiyacı olan öğrenci var mı diye. Üniversite öğrencileri vardı onlara gönderirdi. Çok mutlu oluyordu. Oğlum çocukları çok severdi. Cebinden para çıkarır harçlık verirdi.’’
GİDECEĞİNİ HEP HİSSETTİRMİŞTİ
Şehidimizin ailesi, Berkay’ın aralarından ayrılacağına dair hep işaretler verdiğini acı sözlerini anımsayarak anlattılar.
Abi Karaca, ‘’Kardeşim şehit olmadan bir ay önce anneannem vefat etti. O oradan kalktı Kocaeli Gebze’ye geldi. Ben buradan kalktım babamı aldım Gebze’ye gittik. O üç gün izin almıştı ben iki gün izin almıştım. Anneannemi defnettik kinci gün işte döneceğiz artık. Herkesle vedalaşıyoruz en son kardeşimle vedalaştık. Öyle sıkı sarıldı ki, nefesim kesildi. Ya abim niye bu kadar sıkı sarılıyorsun deli misin dedim. Gülerek dedi ki ‘abi asker adamız yarın ne olacağımız belli değil.’ Bu cümlesi hiç aklımdan çıkmıyor. Gülümseyerek öptü beni ben arabaya bindim ayrıldım yanından o son bir araya gelmemizdi.
Gideceğini aslında hep hissettirmiş bize. İzne gelmişti 20 günlük. Berkay'a dedim gel abim dışarı çıkalım gezelim. Yok dedi ben gelmeyeceğim evimde oturacağım dedi. Emin misin dedim eminim dedi çıkmayacağım dedi ve izin boyunca hep evde oturdu.
Şunu unutmuyorum; 18 Ağustos tarihiydi yanlış anımsamıyorsam. Gece 11 gibiydi saat ben eve geldim. Kendine çekirdek almış balkonda oturup tabletten bir şeyler kaydırıyordu. Sonra arada böyle bağırır o kendi kendine dikkat diye, başladı orada marş söylemeye ben de yanındayım. Annem de çıktı geldi sesi duyunca, ya dedi manyak mısınız bağırıyorsunuz balkonda, insanlar uyuyacak bu saatte insanları uyandırıyorsunuz. Annemin bu sözlerine karşı şu cümleyi söylediği çıkmıyor aklımdan. ‘Anne ben şehit olunca devrelerim gelecek burayı yıkacaklar bağırırken sen ne konuşuyorsun.’ dedi. Böyle bir tepki vermişti. Yani dediği her şey sanki tek tek olmuş gibi. Açıyorum WhatsApp'ta konuşmalara bakıyorum, Haziranda yazmış ben buralardan gidiyorum diye. Annem de yazmış ki nereye gidiyorsun gittiğin yere beni de götür. Berkay da arkasından cevap vermiş sizin giremeyeceğiniz bir yere gidiyorum diye. Sanki bizi hep şehitliğine hazırlamış gibi ama o zamanlar anlayamıyorsun, konduramıyorsun.
Babası ise, ‘’ En son Berkay'la konuşmalarımızdan yine Azerbaycan'a gitmeden önce bana söyledi de ben Azerbaycan'a göreve gidiyorum diye benim göğsüme bir bıçak saplandı. Baba yüreği konduramadım ama hissettim. Çocuğa da bir şey diyemedim üzülmesin diye. Berkay bana sataşmayı çok severdi peder derdi bana ben de oğlum ben rahip değilim ben babanım baba de bana sonra başlardı baba baba. Son konuştuğumuz gece dedi ki baba hadi yine iyisin sana peder demedim baba dedim pederden kurtuldun dedi. Gülüştük biz de. Ama vedasıymış o aslında.’’ sözleriyle o gün şehit olacağını hissettiğini anlattı.
Haberin devamı yarın


