ÖZEL’E ÖZEL MEKTUP
- Vicdan ALADAĞ

- 2 gün önce
- 3 dakikada okunur
BİR HANIMEFENDİNİN ÖZGÜR ÖZEL'E YAZDIĞI MEKTUP
Sayın Başkan,
Yeni Parti’nin açıklanan programını dikkatle okudum.
Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim: Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in temel değerlerine, Altı Ok’a, laikliğe, sosyal devlete, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ve eşit yurttaşlık ilkesine sahip çıkılmasını olumlu buldum.
Ana dilin öğrenilmesi, kullanılması ve geliştirilmesinin bir hak olarak kabul edilmesine de itirazım yoktur.
Kürt yurttaşlarımızın, 32 milyon Balkanlı (Yörük, Boşnak, Arnavut, Makedon, Torbeş, Pomak, Peçenek, Kıpçak, vs) gibi, Çerkez, Abhaz, Laz, Cepni gibi eşit yurttaşlık temelinde kendilerini bu ülkenin tam ve eşit sahibi hissetmeleri, demokratik Cumhuriyetimizin vazgeçilmez gereğidir (Kusura bakmayın durumu ironik bulduğum için böyle yazdım).
Ancak tam da bu nedenle bazı noktaların daha açık ifade edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Benim itirazım haklara değil; haklarla, ORTAK CUMHURİYET ÇATISInın aynı açıklıkta güvence altına alınmamasınadır.
Yeni Parti programı, “Ana dil haktır” diyerek önemli bir hak alanını tanımlıyor. Bunu desteklemek mümkündür.
Ancak aynı açıklıkla TÜRKÇENİN TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN ORTAK ve RESMİ DİLİ olduğu da ifade edilmelidir.
Çünkü ana dil hakkı ile ortak resmi dil birbirinin alternatifi değildir.
Bir yurttaşın kendi ana dilini öğrenmesi, konuşması ve kültürünü yaşatması ile hepimizin ortak kamusal yaşamını mümkün kılan ortak dilin korunması arasında bir çelişki yoktur.
Tam tersine, DEMOKRATİK CUMHURİYET bu iki güvenceyi birlikte verebilmelidir.
Aynı durum yerel yönetimler için de geçerlidir.
Yerel demokrasinin güçlendirilmesini, seçilmiş belediye başkanlarının hukuki güvencelerinin artırılmasını ve kesinleşmiş yargı kararı olmaksızın seçilmiş yöneticilerin görevden alınmasına karşı çıkılmasını demokratik hukuk devleti açısından doğru buluyorum.
Ancak programda yer alan “İDARİ ve MALİ ÖZERKLİK ” ve AVRUPA YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI'NIN tam uygulanması hedeflerinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin ÜNİTER DEVLET YAPISI ve ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜYLE İLİŞKİSİ de açıkça ortaya konulmalıdır.
Çünkü yerel demokrasi ile üniter devlet birbirinin karşıtı değildir.
Güçlü belediye, güçlü yerel demokrasi ve güçlü yurttaşlık; güçlü bir ortak devlet yapısının alternatifi olmak zorunda değildir.
Nitekim sizin döneminizde 2025'te hazırlanan CHP programında bu denge daha açık kurulmuş; yurttaşların karar süreçlerine katılımı, yerel yönetimlerin yetki ve kaynaklarının artırılması ve üniter devlet yapısı aynı çerçevede ifade edilmiştir.
Yeni Parti programında da bu açıklık korunmalıydı.
Bir başka önemli konu ise Türk Milleti kavramıdır.
Yeni Parti programı, Cumhuriyetimize yurttaşlık bağıyla bağlı olan herkesin eşit olduğunu ve Türk milletinin bu anlayışla tanımlandığını söylüyor. Bu, etnik köken üzerinden dışlayıcı bir milliyetçilik anlayışını reddetmesi bakımından değerlidir.
Ancak Türk milletini yalnızca hukuki bir yurttaşlık kategorisine indirgemek de doğru değildir.
TÜRK MİLLETİ; EŞİT YURTTAŞLIK kadar ORTAK VATANIN, ORTAK CUMHURİYET TARİHİNİN, ORTAK BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNİN, ORTAK KÜLTÜRÜN, ORTAK KAMUSAL DİLİN (TÜRKÇE) ve ORTAK GELECEĞİN DE ADIDIR.
CUMHURİYET'İN tarihsel kimliği bakımından bu bütünlüğün korunması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü ÇOĞULCULUK ORTAKLIĞIN ALTERNATİFİ DEĞİLDİR.
Farklılıklarımızı tanımak, ortak değerlerimizi terk etmek anlamına gelmez.
Kürt yurttaşlarımızın haklarını tanımak, Türk milletinin ortaklığını zayıflatmak zorunda değildir.
Ana dil hakkını savunmak, Türkçenin ortak ve resmi dil olmasını tartışmalı hale getirmek zorunda değildir.
Yerel yönetimleri güçlendirmek, üniter devlet yapısından vazgeçmek anlamına gelmez.
Alevi yurttaşlarımızın eşitlik taleplerini karşılamak, laik Cumhuriyet’in temel ilkelerini zayıflatmak anlamına gelmez.
Bütün mesele, bu değerleri birbirine rakip hale getirmeden aynı Cumhuriyet çatısı altında buluşturabilmektir.
Bu nedenle Yeni Parti programının;
* Türkçenin ortak ve resmi dil olduğunu,
* Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter devlet yapısının ve ülke bütünlüğünün korunacağını,
* ana dil hakkının bu ortak dil ve ortak devlet yapısıyla birlikte güvence altında olduğunu,
* yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin üniter devlet yapısı içinde gerçekleştirileceğini,
* eşit yurttaşlığın ortak Cumhuriyet, ortak tarih ve ortak gelecek bilinciyle birlikte ele alınacağını
daha açık biçimde ifade etmesini beklerdim.
Çünkü benim için Atatürkçülük ile demokrasi, milliyetçilik ile eşit yurttaşlık, laiklik ile özgürlük, üniter devlet ile yerel demokrasi birbirinin karşıtı değildir.
Tam tersine, Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihsel gücü bu değerleri aynı çatı altında birleştirebilmesinden doğmuştur.
Bugün ihtiyacımız olan şey, farklılıklarımızı yok saymak değil; farklılıklarımızı korurken bizi bir arada tutan ortak zemini daha da güçlendirmektir.
Ortak hafızamızı, ortak tarihimizi, ortak Cumhuriyetimizi ve ortak geleceğimizi birlikte korumalıyız.
Çünkü farklılıklarımızın özgürlüğü ancak güçlü bir ortaklık zemini üzerinde kalıcı olabilir.
Ve benim asıl kaygım da tam olarak budur:
Hakları genişletirken ortaklığımızı kaybetmemek.
Çoğulculuğu büyütürken ortak hafızamızı zayıflatmamak.
Demokrasiyi güçlendirirken Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle bağımızı koparmamak.
Bence gerçek demokratik ve sosyal demokrat yenilenme, tam da bu dengeyi kurabilmektir.
Cumhuriyet’in kurucu iradesini muhafaza eden Selanik ruhuyla düşüncelerimi paylaşmak istedim. Saygılarımla.
Aysun Kılıçaslan Soku
RUBASAM Siyaset Okulu Gn.Koor.
ALINTI: Syn. Aysun Kılıçaslan Soku’ ya teşekkürler.


