Çocuklar için “Dijital Alarm”
- gorunumhaber

- 1 saat önce
- 2 dakikada okunur
“Sorun süre değil, kontrol kaybı”

Haber: Uğur Bakar
Çocuklarda dijital bağımlılık, son yıllarda teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte ailelerin en çok endişe duyduğu konular arasında yer alıyor.
Konuya ilişkin tavsiyelerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Göçü, dijital bağımlılığın sadece ekran süresiyle ölçülemeyeceğini, asıl belirleyici olanın kontrol mekanizması olduğunu vurguladı.
Göçü, dijital bağımlılığı çocuğun ekran karşısında geçirdiği zamanı kontrol edememesi, ekran olmadığı zaman huzursuzluk, öfke ya da yoğun sıkıntı yaşaması ve günlük yaşam işlevlerinin olumsuz etkilenmesi olarak tanımladı. Uzmana göre kritik nokta süre değil, kontrol kaybı.
"HER UZUN EKRAN SÜRESİ BAĞIMLILIK DEĞİLDİR"
Ekran süresinin nicel bir kavram olduğunu belirten Göçü, dijital bağımlılığın ise nitel belirtilerle anlaşılabileceğini söyledi.
Kontrol kaybı, yoksunluk belirtileri, sorumlulukların aksaması ve alternatif aktivitelerden zevk almama gibi durumların bağımlılık açısından daha anlamlı göstergeler olduğunu ifade etti.
Göçü, riskin özellikle okul öncesi dönem olan 3–6 yaş aralığı ve ergenlik döneminde arttığını belirtiyor. Bu yaş gruplarında özdenetim becerilerinin henüz gelişmemiş olması ve sosyal medya kullanımının kimlik gelişimi üzerindeki etkileri risk faktörü olarak değerlendiriyor.
"EKRAN KULLANIMINDA YAŞ GRUPLARINA GÖRE ÖNERİLER"
Uluslararası sağlık kuruluşlarının önerilerine değinen Göçü, 0–2 yaş grubunda ekran kullanımının zorunlu haller dışında önerilmediğini söyledi. 2–5 yaş arasında günlük ekran süresinin en fazla 1 saat olması ve mümkünse ebeveyn eşliğinde kullanımın tercih edilmesi gerektiğini belirtti.
6 yaş ve üzeri çocuklarda ise ekran süresinin tamamen yasaklanmasının doğru olmayacağını ifade eden Göçü, kullanımın akademik sorumlulukları, sosyal ilişkileri ve uyku düzenini etkilememesi gerektiğini vurguladı.
Eğitim amaçlı ekran kullanımının tamamen zararlı olmadığını ancak sürenin sınırlı tutulması, içeriğin yaşa uygun olması ve pasif izleme yerine etkileşimli öğrenme yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiği ifade etti.
"PSİKOLOJİK VE FİZİKSEL ETKİLER"
Aşırı ekran kullanımının dikkat süresini olumsuz etkileyebileceği ifade ederken, hızlı ve kısa video içeriklerinin beynin ödül sistemini aşırı uyararak sabırsızlık ve dikkat dağınıklığına neden olabileceği belirtti.
Uyku düzeni üzerinde de önemli etkiler olabileceğini söyleyen Göçü, ekranlardan yayılan mavi ışığın melatonin hormonunu baskılayarak geç uyuma ve sabah zor uyanma gibi sorunlara yol açabileceğini ifade etti. Bu nedenle özellikle yatmadan en az bir saat önce ekran kullanımının sonlandırılmasını öneriyor.
Sosyal gelişim açısından ekran kullanımının yüz yüze iletişimin yerini almaması gerektiğini vurgulayan Göçü, çocukların göz teması kurma, duygu okuma, sıra bekleme ve empati gibi sosyal becerileri gerçek sosyal etkileşimle öğrendiğini belirtti.
"AİLELERE ÖNERİLER"
Ailelerin yaptığı en yaygın hatalar arasında sınır koymamak, tutarsız davranmak, ebeveynlerin kendi ekran kullanımını denetlememesi ve ekranı ödül ya da ceza aracı olarak kullanması yer alıyor.
Çocuğu susturmak amacıyla tablet veya telefon verilmesinin kısa vadede çözüm gibi görünse de uzun vadede duygusal regülasyon becerilerini zayıflatabileceği uyarısında bulunan Göçü, çocukların ebeveyn davranışlarını model aldığını hatırlattı.
Dijital araçların tamamen yasaklanmasının doğru bir yöntem olmadığını ifade eden Göçü, kontrollü ve rehberli kullanımın daha sağlıklı olduğunu söyledi.
Alternatif olarak çocuklara açık hava oyunları, spor, sanat etkinlikleri, ailece oynanabilecek masa oyunları ve kitap okuma alışkanlığının kazandırılması öneriyor.
“Çocuk ekranı bırakmaz; eğer hayatında daha keyifli bir alternatif yoksa” değerlendirmesinde bulunan Göçü, dijital disiplinin önce yetişkinlerde başlaması gerektiğini vurgulayarak haberimizi noktaladı.


