top of page

Yarım kalan hayaller!

“Anılarla yaşayan kahraman”

14-20 Nisan Şehitler Haftası kapsamında, 11 Kasım 2025’teki uçak kazasında şehit olan Hava Uçak Bakım Astsubay Üstçavuş Berkay Karaca’nın ailesi ve arkadaşları, onun evlilik hayalini, görevine olan bağlılığını, zorlu şartlarda yürüttüğü mesleğini ve unutulmaz anılarını anlattı. Röportajın ikinci bölümünde, Karaca’nın sevecen kişiliği, vatan sevgisi ve çevresinde bıraktığı derin izler duygusal ifadelerle paylaşıldı.

14-20 Nisan Şehitler Haftası kapsamında, 11 Kasım 2025’te yaşanan uçak kazasında şehit olan Hava Uçak Bakım Astsubay Üstçavuş Berkay Karaca’nın ailesiyle gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümünde, acının ve gururun iç içe geçtiği duygular ile evlatlarına dair hatıralara yer verdik.

Röportajın bu bölümünde ise şehidimizin yarım kalan hayallerini, ailesiyle olan bağını, görevine olan bağlılığını ve onu tanıyanların anlattığı anıları aktarıyoruz.

“EVLENMEK İSTİYORDU”

Hava Uçak Bakım Astsubay Üstçavuş Berkay Karaca’nın annesi Nurdan Karaca, ‘’Hep diyordu ‘Anne ben evleneyim değil mi? Artık olmuyor böyle, abim evlenmiyor bari ben evleneyim. Torunlarınızı sevin istiyorum.’ derdi. Berkay tüm çocukları çok severdi ama kız çocuklarını daha çok severdi. Bu taraflara tayini çıkınca evlendirmeye karar vermiştik, bir yerden başlayalım demiştik. Arabada ön koltukta yanında otururdum. ‘’Anne sosyete sosyete giyiniyorsun ön koltuğa oturuyorsun kısmetimi kapatıyorsun. Geç arkaya otur’’ diye şakayla kızardı bana. Tatlı tatlı gülüşürdük.

Abi Karaca, ‘’Biz buraya ben çok küçükken gelmiştik. Berkay burada doğdu hatta. Doğum yeri Lüleburgaz. Bizim burada hiç kimsemiz yok. Berkay çok evlenmek istedi. Hatta evde oturup konuşuyorduk ‘Ya bizim burada kimsemiz yok, evlendiğimizde kim gelir ki?’ diye. Gerçekten düğün gibi tören yaptık kardeşime. Tüm Trakya, tüm Lüleburgaz halkı kardeşime güzel bir tören yaptık ve eminim o bunları gördü ve çok mutlu. Onu tanıyan tanımayan herkes geldi. Kimsemiz yoktu ama herkes onu kardeşi evladı gibi sahiplendi.

Berkay sevecen bir insandı. Başarmayı seven bir insandı. İnsanları incitmekten korkan biriydi. Kendisine yapılan kötülüklere kötülükle karşılık vermezdi. Saygısını sevgisini insan ayırt ekmeksiniz gösterirdi. Okul hayatında da hep güleçti. Koşmayı çok severdi. Biz onunla abi kardeşten çok arkadaş gibiydik. Çocukluğumdu Berkay benim. Çocukluğum elimden alındı.’’

ZOR ŞARTLARDA ÇALIŞIYORLARDI

Anne Karaca, ‘’Öyle zamanlar olurdu ki işe sabah saat 7’de gider, gece 3’te döner uyurlar sonra sabah tekrar işe giderlerdi. Yok demezler uykusuz yorgunuz izinliyiz demezlerdi. Çalıştıkları yeri gezdik. Çok ağır şartlarda çalışıyorlardı. Oradaki duvarlarda hep onları motive edecek sözler yazardı. O sözlerden biri de ‘Yorulursan bayrağa bak.’ Hiçbir işten kaçmazlar çağrıldıkları an giderlerdi. Boşuna bir ülkenin bel kemiği ordudur denmiyor.

Baba Nedim Karaca, “Çocuklarımız şehit olduktan sonra bize çalıştıkları yerleri gezdirdiler. Yaptıkları iş gerçekten parayla yapılacak bir iş değil içinde vatan sevgisi olmalı insanın bu işi yapmak için. Askerlik gönül işi. Azerbaycan’dan ayrılmadan önce gece 3’e kadar çalışmışlar. Orada F-16 uçağın biri arızalıymış. Ben bu uçağı böyle bırakmam demiş, uçağımız burada kalmasın demiş ve gece çalışmış. Oğlumuz uykusuz uykusuz şehit olmuş. 20 fidanımız gitti. 20 aileye ateş düştü. Allah hepimize sabır versin. Çok güzel bir makam ama sen gel bir de anaya babaya sor acısını.  Berkay çok düşkündü vatanına. Arabada yolculuk ederken müzik açmazdı marş açardı. ‘Oğlum savaşa mı gidiyoruz ne yapıyoruz?’ derdim gülerdi.

NEŞELİ ANILARI

Abi Bünyamin Karaca, Berkay ile sohbetlerinde geçen neşeli anılarını şu sözlerle paylaştı: ‘’Hava kuvvetlerinde herhalde en kısaları Berkay. Mülakata gittiğimiz gün çok heyecanlıydı. Berkay’ın boyu tam sınırdaydı kısaydı. Kısa olduğu için kilosuna dikkat etmesi gerekiyordu. Aslında geçmişti her şeyi ama kendi kendine stres yapmış haber gelene kadar. Hiçbir şey yememiş, su dahi içmemiş tekrar sağlığa sokarlar diye. Abi hadi çıkalım ben koşacağım diyor. Dedim abim yeter ben yoruldum artık ben zaten zayıfım iyice zayıflattın beni diye. En son beni iş yerinden çağırdılar. Ben Lüleburgaz’a döndüm. Ben gittikten sonra haber gelmiş kazandığı yere çağırmışlar. Üç gün erken gitmiş bir de. Anneme demiş benim burada rahatım iyi arayıp sormayın. İlk kazandığı ay hiç aramadı çok heyecanlıydı okulunda.

Merzifon'da çalışıyordu anılarını anlatırdı. Abi F-16 uçağı kaldıracağız pilotla kulaklıkla konuşuyorum. Pilot bana diyor astsubayım biraz geriye gider misiniz? Ben de niye komutanım diye sordum. Bana diyor boyunuz kısa olduğu için görünmüyorsun uçaktan. Abi beni hep böyle boyumla dalga geçiyorlar diyordu gülüyorduk.

Yine Merzifon'dan bir anı. Ben de oradayım Sabah saat 9:30 falan Berkay beni arıyor abi ne yapıyorsun diyor. Dedim abim bu saatte ne yapabilirim uyuyorum. Kalk hazırlan geliyorum seni F16lara gezdireceğim gel gör dedi. Ya Berkay boş ver ben yatıyorum dedim. Sonra geldi aldı beni götürdü geziyoruz fotoğraf çekil abi diyor. İstemiyorum Berkay dedim. Ya abi sanki 40 yıldır hayatında f16 görüyorsun gibi yapma dedi orada da gülüştük. Benim hiç merakım yoktu uçaklara ama Berkay’ın hep vardı hep ilgi odağıydı gökyüzü. En ufak şeyi öğrenmek isterdi.

Berkay asker olduğu için sabahları hep erken uyanırdı aynı şekilde babam de askeri bir personel olduğu için geçmişti o da halen erken saatlerde uyanır ama ben öğlene kadar yatarım sabah kalkmakta zorlanırım. İkisi erken saatlerde uyanır ben uyurken gelir kapıya vurarak koğuş kalk diye bağırırlardı kaldırırlardı sabahın köründe beni.

Berkay çocukluğundan beri askerliğin hayalini kuruyordu. Okuma bayramında annemle babam ona özel üsteğmen kıyafeti diktirmişlerdi ve çok heyecanlanmıştı. Milli bayramlara hep katılırdı. Annemi sabah erkenden kaldırırdı ‘Hadi kalk bayrama gideceğiz!’ diye.

Anne Karaca, ‘’Valimiz, kaymakamımız, tugay komutanımız, belediye başkanımız ve diğer tüm kurumlardaki yöneticiler, esnafımız, halk, şoförler taksiciler, herkes elinden gelen her şeyi yapmış duyduk çok mutlu olduk. Hepsine tek tek gidip teşekkür etmek isterdim ama o gücü kendimde çok bulamadım. Her an yanımızda oldular hala daha oluyorlar. Bayrak asanlar, eve yemek gönderenler… Hepsine çok teşekkür ediyorum. Gerçekten şunu dedirttiler: Şehit ülkemizin şehidi, şehit hepimizin şehidi. Sokağımızdaki komşularımız bayrakları 6 aydır bir kere indirmedi. Hepsine teşekkür ediyorum.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

ARKADAŞLARI BERKAY’I ANLATTI

Şehit Berkay Karaca’nın arkadaşları da Berkay ile ilgili konuştu.

Berkay’ın görev yaptığı arkadaşı Batıkan Boran Öztürk, “İşyerinde en sevilen en cana yakın ve işini muazzam bir özveriyle yapan bir o kadar da askerlik mesleğini seven disiplinli bir havacı astsubaydı. Berkay abiyle birlikte geçirdiğimiz 5 koca yılda en çok onunla güldüm onunla eğlendim onunla dertleştim. Memleketlerimizden uzakta bir abi kardeş gibi birbirimize destek olduk arka çıktık. Ne güzel bir insanmış ki samimi olduğu, tanıdığı, sadece ufak bir sohbeti olanlar bile şehit haberini alınca koşup geldiler. Kimseyi kırmayan kimseyi üzmeyen hayır diyemeyen güzel insan ait olduğu yere askerlik mesleğinin en yüksek rütbesine yükseldi. Şehitlik Berkay abime çok yakıştı. Rahat uyu güzel abim.” ifadelerini kullandı.

ÇOXUKLUK ARKADAŞI ANLATTI

Bir diğer arkadaşı ise çocukluğunun beraber geçtiği Taha Enis Tunca. Tunca da Berkay ile geçen yıllarını gazetemize şöyle anlattı: “Bazı insanlar vardır; hayatınıza girer, çok büyük bir yer kaplar ve beklenmedik bir anda gidince şoka uğrarsınız; yokluğu büyük bir acı ve boşluk bırakır. Sen de öyleydin… Çocukluk arkadaşım, kardeşim gibi bildiğim; aynı sokaklarda büyüdüğüm, aynı okullarda eğitim aldığım güzel yürekli ve kahraman Berkay’ım… Sen her zaman farklıydın. Hep çalışkanlığınla, iyi niyetinle ve güzel gülüşünle dikkat çekiyordun. Kalbinin güzelliği yüzüne vurmuşçasına ışıl ışıl parlıyordun. Çocukken hepimizin hayalleri değişiyordu. Bir gün mühendis olmak istiyorduk, ertesi gün doktor. Senin hayalin ise hiç değişmedi: asker olmak. Sürekli bunu düşünüp bunu konuşuyordun. Sen asker olmamıştın; asker doğmuştun. Üzerine çocukken okul gösterisinde giydiğin o üniforma senin kaderin olacaktı. Bu vatan için bir şeyler yapma isteğin, daha çocukken bile belliydi. Ülkemizi ve millî değerlerimizi her yerde savunup tek bir laf bile ettirmezdin. Türk bayrağını her zaman en güzel yerlere koyup, gerektiğinde gururla, göğsünü gere gere taşırdın. Sen sadece bir asker olmadın; vatanına gönülden bağlı, bayrağına aşkla sahip çıkan, ülkesi ve görevi için varını yoğunu ortaya koyan bir kahramandın. Zorluklardan kaçmayan, gerektiğinde kendini hiçe sayacak kadar fedakâr bir insandın. Karşına çıkan her engelde vatanın için görev yaptığını hatırlayıp tekrardan 18 yaşına dönüyordun, yenileniyordun. Seni hiçbir şey korkutmuyordu. Senin için vatan sevgisi bir söz değil, bir yaşam biçimiydi. Herkes ve benim için örnek bir insandın. Bugün seni anlatmak zor, sensizliği kabullenmek daha da zor… Görev yaptığın Merzifon’da hâlâ çalışmaya devam ediyorsun ve tekrardan bir gün izin alıp Lüleburgaz’a geleceksin gibi hissediyorum. Aniden arayıp “Ben geldim, sana sürpriz yaptım.” diyeceksin… Ne kadar üzülsek ve özlemimiz her geçen gün artsa da bir o kadar da gururluyuz. Çünkü sen, bu topraklar için canını ortaya koyan gerçek bir kahramansın. Seninle yaşadığımız anılarımız, beraber geçirdiğimiz sayısız an, paylaştığımız çocukluk günleri ve o temiz kalbini asla unutmayacağım. Seni hep güzel gülüşünle hatırlayacağız. İsmin sadece kalplerimizde değil, bu vatanın hafızasında da yaşayacak. Bu ülke seni unutmayacak ve unutturmayacak. Ruhun şad olsun kardeşim. Mekânın cennet olsun. En yüksek mertebede, hak ettiğin yerlerde olduğunu biliyorum. Önünde saygıyla eğiliyorum… Görüşmek üzere.”

Son Yazılar

Hepsini Gör
Sosyal medyaya sıkı takip!

“Valilikten asılsız paylaşımlara ilişkin açıklama” Kırklareli Valiliği, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullara yönelik silahlı saldırıların ardından sosyal medyada vatandaşları korku ve paniğe sevk

 
 
bottom of page