“Trakya’yı kaybetmeyelim”
Çevreci Sahir Uçar, Trakya’da yeniden gündeme gelen kaya gazı çalışmaları ve acele kamulaştırma sürecine dikkat çekerek ortak mücadele çağrısında bulundu: “Yaşam alanlarımızı korumak için şimdi sesimizi çıkarmalı, dayanışmayı büyütmeli ve tepki göstermeliyiz.”

Trakya’da petrol ve doğal gaz arama ve üretim faaliyetleri kapsamında gündeme gelen acele kamulaştırma kararı, bölgenin geleceğine ilişkin tartışmaları beraberinde getirirken, çevreci Sahir Uçar’dan sürece ilişkin değerlendirme geldi. Uçar, enerji faaliyetlerinin yalnızca ekonomik boyutuyla değil, tarım, su kaynakları, doğal alanlar ve yaşam alanları üzerindeki olası etkileriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Uçar, Trakya’nın doğal kaynaklarının korunmasının bölgenin geleceği açısından kritik olduğunu belirterek, “Bu mesele yalnızca belirli kuyuların açılması ya da enerji elde edilmesiyle sınırlı değil. Asıl konuşmamız gereken Trakya’nın suyu, toprağı, tarımsal üretimi ve insanların yaşam alanlarıdır” ifadelerini kullandı.
TARIM ALANLARI VE DOĞAL ALANLAR KORUNMALI
Acele kamulaştırma sürecinin bölgedeki farklı arazi kullanımlarını doğrudan ilgilendirdiğine dikkat çeken Uçar; tarım arazileri, ormanlar, meralar, sulak alanlar ve yerleşim bölgelerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Trakya gibi tarımsal üretimin önemli olduğu bir bölgede su kaynaklarının korunmasının öncelikli olması gerektiğini belirten Uçar, yapılacak enerji yatırımlarında uzun vadeli çevresel sonuçların mutlaka hesaba katılması gerektiğini ifade etti.
“YER ALTI SULARIMIZ GELECEĞİMİZDİR”
Kaya gazı üretiminde kullanılan yöntemin de ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini belirten Uçar, yer altındaki kaya formasyonlarına yüksek basınçla sıvı gönderilerek kayaların parçalanması ve gazın açığa çıkarılması sürecine dikkat çekti.
Sondajların binlerce metre derinliğe ulaşabildiğini ve kullanılan sıvıların çeşitli kimyasal maddeler içerebildiğini aktaran Uçar, yer altındaki su katmanlarının korunmasının önemini şu sözlerle vurguladı:
“Trakya’nın yer altı suları bizim geleceğimizdir. Olası bir kirlenme yalnızca sondaj yapılan alanı ilgilendirmeyebilir. Daha geniş bir coğrafyada tarımı, içme suyunu ve yaşamı etkileyebilecek sonuçlar ortaya çıkabilir.”
Kaya gazı çalışmalarının yaygınlaşması halinde sondaj faaliyetleri ile yer altı su sistemleri arasındaki ilişkinin kapsamlı bilimsel araştırmalarla ortaya konulması gerektiğini belirten Uçar, olası risklerin faaliyetler başlamadan önce değerlendirilmesinin önemine işaret etti.
ERGENE HAVZASI UYARISI
Trakya’nın geçmişte çeşitli çevre sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Uçar, Ergene Havzası’ndaki kirlilik sürecini örnek gösterdi.
Sanayileşme, plansız yapılaşma ve farklı yatırımların bölge üzerindeki etkilerinin uzun yıllar tartışıldığını ifade eden Uçar, benzer çevresel sorunların yeniden yaşanmaması gerektiğini vurguladı.
“Geçmişte kaybedilen çevresel değerleri geri kazanmak çok zor. Yeni projeleri değerlendirirken yalnızca ekonomik getiriyi değil, uzun vadede neleri kaybedebileceğimizi de hesaba katmalıyız” sözleriyle önleyici yaklaşımın önemine dikkat çekti.
“BU MESELE SİYASİ GÖRÜŞLERİN ÜZERİNDE”
Trakya’nın geleceğine ilişkin tartışmanın siyasi görüşlerin ötesinde ele alınması gerektiğini ifade eden Uçar, çevre kuruluşları, sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları, siyasi partiler ve bölge halkının ortak bir zeminde buluşması gerektiğini savundu.
“Demokrasi, insanların yaşadığı yerde kendi geleceğiyle ilgili söz söylebilmesidir” diyen Uçar, bölge halkının kendi yaşam alanlarını ilgilendiren süreçlere dahil edilmesi gerektiğini belirtti.
Toplumsal duyarlılığın yalnızca çevre örgütlerinin sorumluluğunda olmadığını da vurgulayan Uçar, “Ne ‘bana ne’ diyecek zamanımız var ne ‘bizi ilgilendirmiyor’ diyecek zamanımız var ne de dayanışmadan uzak durmaya hakkımız var” ifadelerini kullandı.
“SAĞLIKLI BİR GELECEK BIRAKMAK ZORUNDAYIZ”
Uçar’ın dikkat çektiği bir diğer konu ise gelecek kuşaklar oldu. Tarım arazileri, su kaynakları ve doğal alanların yalnızca bugünün ekonomik ihtiyaçları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Uçar, çocuklara ve torunlara yaşanabilir bir Trakya bırakılması gerektiğini vurguladı.
“Sağlıklı bir gelecek bırakmak zorundayız” mesajını veren Uçar, çevresel tahribatın meydana geldikten sonra giderilmesinin hem ekonomik hem de ekolojik açıdan çok daha zor olduğunu ifade etti.
Bilim insanları, çevre kuruluşları ve ilgili meslek örgütlerinin sürece dahil edilmesi gerektiğini belirten Uçar, kamuoyunun da çalışmalar hakkında daha fazla bilgilendirilmesini istedi.
Trakya’nın doğal kaynaklarının geri dönüşü olmayan biçimde zarar görmemesi için toplumun daha erken harekete geçmesi gerektiğini savunan Uçar, çağrısını şu sözlerle tamamladı:
“Yaşam alanlarımızı korumak için şimdi sesimizi çıkarmalı, dayanışmayı büyütmeli ve tepki göstermeliyiz.”



