top of page

“Trakya’nın havası suyu ve toprağı alarm veriyor”

Çorlu ve çevresinde uzun yıllardır artan sanayileşmenin çevre üzerindeki etkilerine dikkat çekmek amacıyla Çorlu Çevre Platformu kuruldu.

Platform tarafından yapılan açıklamada, bölgede yaklaşık 40 yıldır verimli tarım topraklarının fabrikalarla doldurulduğu ve sayıları 4 bine yaklaşan sanayi tesislerinin ciddi çevre sorunlarına yol açtığı ifade edildi.

Açıklamada, plansız ve çarpık gelişen sanayinin hava, su ve toprak kirliliğini artırdığı belirtilerek, Çorlu’nun yanı sıra Ergene, Çerkezköy, Kapaklı ve Muratlı’da hızla çoğalan fabrikaların tüm bölgenin ekolojik dengesini bozduğu vurgulandı.

Platform üyeleri, ilk olarak Çorlu Deresi’nin kirlendiğini, fabrikaların artışıyla birlikte Ergene Nehri’nden “zehir aktığını” savundu. Doğduğu yerde içilebilir nitelikte suya sahip olan Ergene’nin, Çerkezköy’den Uzunköprü’ye, oradan Meriç sularına ve Enez’de Saroz Körfezi’ne kadar uzanan hat boyunca geçtiği toprakları kirlettiği ileri sürüldü.

Açıklamada, Çerkezköy’den Uzunköprü’ye kadar olan bölgede yaşayan insanların ve diğer canlıların başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklarla karşı karşıya kaldığı iddia edilerek, filtre takılmayan fabrika bacalarının hava kirliliğine yol açtığı belirtildi. Astım ve kanser gibi hastalıkların çocuk yaşlarda görülmeye başlandığı ifade edildi.

Sanayinin yalnızca çevreyi kirletmekle kalmadığı, aynı zamanda yeraltı sularını da tükettiği belirtilen açıklamada, yetkililerin de yeraltı sularının tükendiğini dile getirdiği aktarıldı. İklim krizinin etkisiyle yaşanan kuraklığın da su kaynaklarını olumsuz etkilediği, yağışların yetersiz kalması nedeniyle gölet ve barajların kurumaya yüz tuttuğu kaydedildi. Tekirdağ genelinde yaşanan su krizinin konutlarda da kullanma suyu sıkıntısına yol açtığı vurgulandı.

Sanayicilerin su ihtiyacı nedeniyle Meriç Nehri’ne yöneldiği öne sürülen açıklamada, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı’nın “Tekirdağ’da su bitti, su kalmadı” sözleri hatırlatılarak vatandaşlara su tasarrufu çağrısı yapıldığı belirtildi.

Platform ayrıca, Trakya’nın Karadeniz kıyısına yapılması planlanan Nükleer Enerji Santrali’ne de karşı çıktı. Istranca Dağları’nda yapılacak ağaç kesimlerinin bölge iklimini olumsuz etkileyeceği savunularak, verimli tarım toprakları, su kaynakları ve Karadeniz’deki balıkçılık faaliyetlerinin risk altında olduğu ifade edildi. Santralin yalnızca Trakya için değil, Marmara Bölgesi için de tehdit oluşturduğu dile getirildi.

Çorlu Çevre Platformu, Anayasa’nın 56. maddesinden güç alarak halkla birlikte yasal, demokratik ve şeffaf bir mücadele yürüteceklerini açıkladı. Platform; çevre hakları konusunda kamuoyunu bilgilendirmek, çevre kirliliğine neden olan işletmeleri basın yoluyla gündeme taşımak ve kamuoyu oluşturmak amacıyla çalışmalar yapacaklarını duyurdu.

Açıklamada, çevre kirliliğine neden olan işletmelerle ilgili olarak yerel ve merkezi yönetimin ilgili birimlerine başvuruda bulunulacağı, gerekli önlemleri almayan işletmelere karşı dava açılacağı belirtildi. Mücadelenin basın açıklamaları, sosyal medya çalışmaları, bildiri ve afişlerin yanı sıra bilim insanları ve uzmanların katılımıyla düzenlenecek panel ve konferanslarla sürdürüleceği ifade edildi. Gerekli görülmesi halinde yürüyüş ve miting gibi yasal demokratik hakların da kullanılacağı kaydedildi.

bottom of page