top of page

Sonbaharın şifalı tezgâhı!

7 saat önce
3 dakikada okunur

Eylül ayıyla birlikte Lüleburgaz’da sonbaharın serin havası hissedilirken, Kapalı Pazar Yeri’ndeki doğal ürün tezgâhları da hareketlendi. 73 yaşındaki İsa Karakoç’un tezgâhında ıhlamur, adaçayı, kekik ve kantaronun yanı sıra bal, polen ve propolis gibi ürünler vatandaşların ilgisini çekiyor.

Yazın sıcak ve uzun günleri geride kaldı, eylül ayıyla birlikte Lüleburgaz’da sonbaharın serin havası kendini göstermeye başladı. Sabah ve akşam saatlerinde hissedilen sıcaklık düşüşleri, mevsim geçişini iyiden iyiye hissettirirken, beraberinde kış hazırlıklarını da gündeme taşıyor.

Havaların bir gün sıcak, bir gün serin seyrettiği bu dönemde vatandaşların en çok dikkat ettiği konuların başında ise sağlık geliyor. Mevsim geçişlerinde soğuk algınlığı, nezle ve benzeri solunum yolu rahatsızlıklarının daha sık görülmesi, vatandaşları hem beslenmelerine hem de kış aylarında kullandıkları geleneksel ürünlere yöneltiyor.

Tam da bu dönemde pazar yerlerindeki doğal ürün tezgâhları hareketleniyor. Lüleburgaz Kapalı Pazar Yeri’nde yaklaşık 5 yıldır doğal ürünler satan 73 yaşındaki İsa Karakoç da vatandaşların sonbaharla birlikte daha fazla sorduğu ürünleri tezgâhında bulunduruyor.

Karakoç’un tezgâhında Üsküp ve Kurudere’den gelen kekik, adaçayı, ıhlamur ve kantaron gibi bitkilerin yanı sıra bal, polen ve propolis de bulunuyor.

SONBAHAR GELİNCE IHLAMUR SORULUYOR

Karakoç, havaların serinlemesiyle birlikte vatandaşların özellikle ıhlamur, adaçayı ve kekik gibi ürünlere yöneldiğini belirtiyor. “Havalar soğumaya başlayınca insanların ilk sorduğu ürünlerden biri ıhlamur oluyor. Adaçayı ve kekik de çok soruluyor. İnsanlar bunları yıllardır biliyor. Özellikle kışın evlerde çay olarak hazırlanıyor” diyor.

Kurutulmuş ıhlamurun sıcak suyla demlenerek tüketildiğini anlatan Karakoç, bazı vatandaşların içerisine bal veya limon eklediğini söylüyor. Ancak bu ürünlerin hastalıkları tedavi eden ilaçlar olarak görülmemesi gerektiğini belirten Karakoç, “Bunlar bizim geleneksel olarak kullandığımız ürünler. İnsanlar kendilerine iyi geldiğini düşündükleri için tüketiyor. Ama ciddi bir rahatsızlığı olanın doktora gitmesi gerekir” ifadelerini kullanıyor.

KEKİK MUTFAKTA DA KENDİNE YER BULUYOR

Tezgâhın dikkat çeken ürünlerinden kekik ise yalnızca bitki çayı olarak değil, mutfakta da sıkça kullanılıyor. Karakoç, “Kekiği yemeklerde baharat olarak kullanan çok. Et yemeklerine, çorbalara ve çeşitli yemeklere koyuyorlar. Çayını hazırlayıp içenler de var” diye anlatıyor.

Kekiğin kendine özgü kokusunun tezgâhta hemen fark edildiğini söyleyen Karakoç, özellikle sonbahar ve kış aylarında bu ürünün daha fazla sorulduğunu belirtiyor.

Adaçayı da sonbaharla birlikte öne çıkan ürünler arasında. Kurutulmuş yaprakları sıcak suyla demlenerek tüketilen adaçayı, vatandaşların özellikle soğuk havalarda tercih ettiği geleneksel içeceklerden biri. Karakoç, adaçayının yanı sıra kantaronun da farklı kullanım şekilleri nedeniyle sorulduğunu ifade ediyor. “Kantaronu daha çok yağ olarak soranlar oluyor. Cilt için kullananlar var. Bitki olarak alanlar da var. Herkes farklı amaçla alıyor” diyor. Kantaron gibi ürünlerin bilinçsiz kullanılmaması gerektiğini de vurgulayan Karakoç, özellikle düzenli ilaç kullananların bitkisel ürünler konusunda uzman görüşü almasının önemli olduğunu söylüyor.

ARILARDAN GELEN ÜÇLÜ: BAL, POLEN, PROPOLİS

Karakoç’un tezgâhındaki bitkilerin yanında arı ürünleri de önemli bir yer tutuyor. Bal, polen ve propolis, doğal ürün arayan vatandaşların ilgisini çeken ürünler arasında bulunuyor. Balın en çok kahvaltıda tüketildiğini söyleyen Karakoç, bunun yanı sıra ıhlamur ve diğer bitki çaylarına tat vermek amacıyla da kullanıldığını belirtiyor. “Balı kahvaltıda tüketen çok. Ihlamura, süte veya başka içeceklere koyan da oluyor. Özellikle kış aylarında bal daha fazla akla geliyor” diyor.

Polenin ise doğrudan tüketilebildiğini, bazı vatandaşların yoğurt veya bal ile birlikte kullandığını anlatan Karakoç, propolisin de özellikle son yıllarda daha fazla tanınmaya başladığını ifade ediyor. “Propolisi özellikle bağışıklık için soran çok oluyor. Damla olarak kullanan var. Ama herkesin bünyesi aynı değil. Bilmeden, fazla tüketmemek lazım” şeklinde konuşuyor.

ÜRÜNLERİN ADRESİ ÜSKÜP VE KURUDERE

Karakoç’un tezgâhındaki ürünlerin önemli bir bölümü Üsküp ve Kurudere’den geliyor. Yaklaşık 5 yıldır bu işi yaptığını belirten Karakoç, zaman içerisinde hangi ürünlerin hangi dönemlerde daha fazla talep gördüğünü öğrendiğini söylüyor.

“Beş senedir bu işi yapıyorum. Ürünlerimiz Üsküp ve Kurudere’den geliyor. Vatandaşın talebine göre ürünlerimizi getiriyoruz. Kış yaklaşınca bazı ürünler daha çok soruluyor” diyor.

PAZARDA MEVSİMİN KOKUSU

Eylül ayının gelişiyle birlikte yazın canlılığı yerini sonbaharın kendine özgü havasına bırakırken, pazar tezgâhlarında da mevsim değişikliğinin izleri görülüyor. Karakoç’un tezgâhı ise bu değişimi kokusuyla hissettiriyor. Kekik ve adaçayının keskin kokusu, ıhlamurun kendine has aroması, balın rengi ve arı ürünleri aynı tezgahta buluşuyor. 73 yaşındaki Karakoç, yaklaşık 5 yıldır sürdürdüğü işinde doğadan gelen ürünleri Lüleburgazlılarla buluşturmaya devam ediyor. Sonbaharın serin günleri kapıya dayanırken vatandaşlar da kış için hazırlıklarını sürdürüyor. Kimisi bir demet ıhlamur, kimisi adaçayı, kimisi bal veya propolis için tezgâha uğruyor. Karakoç ise müşterilerine ürünleri anlatırken bir noktaya özellikle dikkat çekiyor:

“Doğal diye her şeyi bilinçsiz kullanmamak lazım. Ne aldığını ve nasıl kullanacağını bilmek önemli.”

Kapalı Pazar Yeri’ndeki tezgâh, bir yandan sonbaharın doğal kokularını taşırken bir yandan da geçmişten bugüne aktarılan bitkisel ürün kültürünü yaşatıyor. Mevsim değişirken, pazarın bu köşesinde doğadan gelen ürünler de kışa hazırlanan vatandaşların ilgisini çekmeye devam ediyor.

bottom of page