Sessiz tehlike: “Hareketsiz beden”
- Özlem KARAKOYUN

- 3 gün önce
- 2 dakikada okunur
Hareketsiz yaşam tarzı vücudun doğal dengesini fark edilmeden bozuyor; diyaframdan başlayan asimetrik hareketler göğüs kafesi ve leğen kemiğinde rotasyona, ağırlık merkezinin kaymasına ve eklemlere binen yükün artmasına yol açıyor. Fizyotrainer işletme sahibi, Medikal Egzersiz ve Atletik Performans Eğitmeni Abdülkadir Yılmaz, MR ve röntgende görünmeyen birçok ağrının temelinde yanlış çalışan kas sistemi ve bozulmuş hareket mekaniğinin yattığını belirterek, doğru egzersizle bu sürecin tersine çevrilebileceğini vurguladı.


Modern yaşamın beraberinde getirdiği hareketsizlik, vücudun doğal dengesini bozarak duruş bozuklukları ve kronik ağrılara zemin hazırlıyor. Fizyotrainer işletme sahibi, Medikal Egzersiz ve Atletik Performans Eğitmeni Abdülkadir Yılmaz, 4,5 yıllık tecrübesine dayanarak yaptığı değerlendirmelerde, birçok kişinin ağrısının kaynağının yapısal hasardan çok hareket mekaniğindeki bozulma olduğunu vurguladı.
Yılmaz, duruş bozukluklarının en temel nedenlerinden birinin hareketsizlik olduğuna dikkat çekerek, “Vücut zaten tamamen simetrik değildir. Ancak hareket azaldıkça vücudun kendi içindeki asimetrik çalışma daha baskın hale gelir. Bu da zamanla ağırlık merkezinin kaymasına neden olur” ifadelerini kullandı.
DİYAFRAMDAN BAŞLAYAN ZİNCİRLEME ETKİ
Duruş bozukluğunun temelinde çoğu zaman fark edilmeyen fizyolojik nedenler olduğuna işaret eden Yılmaz, diyaframın sağ tarafının genellikle sol tarafa göre daha büyük olmasının önemli bir etken olduğunu belirtti. “Sağ diyaframın ve sağ akciğerin hava hacminin daha büyük olması, hareketsiz bir yaşamla birleştiğinde vücudu sağ tarafa doğru rotasyona zorlayabiliyor. Eğer bu dönme hareketi vücudun diğer bölgeleriyle dengeli şekilde telafi edilmezse, sağa ve sola dönme becerileri arasında ciddi farklar oluşuyor. Bu fark 10 derecenin üzerine çıktığında ağırlık merkezi kaymaya başlıyor” dedi.
Ağırlık merkezinin kaymasıyla birlikte eklemlere ve bağlara binen yüklerin değiştiğini aktaran Yılmaz, bu yüklerin bazı bölgelerde yoğunlaştığını ve bunun da ağrıya yol açtığını söyledi. “Kaslar arasındaki koordinasyon bozuluyor. Bazı kaslar olması gerekenden fazla çalışıyor, bazıları ise devre dışı kalıyor. Bu da zamanla kas sisteminde arızalara neden oluyor” diye konuştu.
BEL AĞRISI MR’DA GÖRÜNMEYEBİLİR
Günümüzde birçok kişinin ağrı şikayetiyle doktora başvurduğunu hatırlatan Yılmaz, çekilen MR ve röntgenlerde çoğu zaman doku hasarı görülmediğini ifade etti. “Bel ağrısıyla giden bir kişide fıtık, yırtık ya da kanama yoksa genellikle rahatlatıcı kremler öneriliyor. Oysa ağrının asıl sebebi kasların doğru çalışmaması ve kişinin ağırlık merkezini merkezde tutamaması. Vücuttaki küçük rotasyonlar bile belirli bölgelere aşırı yük bindirerek kişiyi yıpratıyor ve uzun vadede bedenin ömrünü kısaltıyor” dedi.
SORUN TEK BİR BÖLGEDE DEĞİL, TÜM ZİNCİRDE
Duruş bozukluğunun sadece bel ya da sırtla sınırlı olmadığını vurgulayan Yılmaz, “Göğüs kafesi sağa döndüğünde leğen kemiği de buna eşlik eder. Bu durum belde, kalçada, sırtın bir tarafında spazmlara hatta ayak bileğine kadar uzanan sorunlara yol açabilir. Vücut bir zincirdir; ağırlık merkezindeki değişim tüm zinciri etkiler” şeklinde konuştu.
EGZERSİZ UZMANI İLE FİZYOTERAPİ FARKI
Ağrısı olan kişilerin doğru uzmana yönelmesi gerektiğini belirten Yılmaz, egzersiz uzmanı ile fizyoterapi arasındaki farkı da anlattı. “Fizyoterapi genellikle ameliyat sonrası ya da yaralanma sonrası iyileşme sürecini yönetir. Egzersiz uzmanı ise kişinin hareket mekaniğini inceler, kasların doğru çalışmasını öğretir. Bizim amacımız insanların hiç sakatlanmaması, hiç hastaneye düşmemesi. Doğru tespitlerle, ideal hizalanmaya yönelik egzersizler yaptırarak kişiyi daha ağrısız bir yaşama geçirebiliyoruz” dedi.
Yılmaz, sözlerini şu uyarıyla tamamladı: “En büyük dezavantajımız hareketsizlik. Doğduğumuz andan yaşlılığa kadar hareket etmeyi sürdürsek, vücudu dengeli ve kontrollü kullansak bu sorunların büyük bir kısmıyla hiç karşılaşmayız.”

