top of page

Okul Kapısındaki Veda

20 saat önce
2 dakikada okunur

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Uzm. Dr. Cansın Ceylan yazdı...


 Ayrılık kaygısı ve okul reddi üzerine


 

Sabah sekize on var. Okul bahçesi kalabalık. Kapının önünde bir çocuk annesinin elini bırakmıyor. Anne “Hadi canım, bak arkadaşların gidiyor” diyor, bir adım atıyor, sonra dönüp bir kez daha sarılıyor. Zil çaldığında çocuk hıçkırıklar içinde; anne ondan da kaygılı.

Geçen çarşamba sizi bir soruyla bırakmıştım: “Neden okula gitmek istemiyor?” Bu hafta o sorunun en sık karşılaştığımız cevaplarından biriyle başlamak istiyorum: ayrılık kaygısı.

Ayrılık kaygısı ne zaman sorun olur?

Sevdiği kişiden ayrılırken kaygılanmak gelişimin doğal bir parçasıdır. Bebeklikte başlar, okul öncesi yıllarda azalır. Okulun ilk haftalarında ya da uzun bir tatilin ardından kısa süren ağlamalar da çoğu çocukta görülür ve kendiliğinden geçer.

Kaygı, yaşından beklenenden fazlaysa, haftalarca sürüyorsa ve günlük yaşamı kısıtlıyorsa durum farklıdır. Bu çocukların aklı gün boyu evdedir. “Ben okuldayken sana bir şey olursa?” diye sorarlar, anne babalarını aramak isterler, gece ayrı odada uyumakta zorlanırlar. Kimi kaybolmaktan, kimi anne babasının başına bir kaza gelmesinden korkar; ayrılıkla ilgili kâbuslar görebilir. Sabahları, okula gitmeden önce karın ağrısı ve bulantı sık görülür. Bu yakınmaların hafta sonları ve tatillerde kaybolması önemli bir ipucudur. Bu ağrılar uydurma değildir; kaygı bedende de hissedilir. Yine de sık tekrarlayan yakınmalarda öncelikle çocuk doktoru muayenesi gerekir.

Okul reddi bir tanı değil, bir işarettir

Çocuğun okula gitmekte belirgin biçimde zorlanmasına “okul reddi” diyoruz. Asıl soru, onu okuldan neyin uzak tuttuğudur. Küçük yaşlarda bu çoğu zaman ayrılık kaygısıdır. Ama zorbalık, arkadaşlık sorunları, fark edilmemiş bir öğrenme güçlüğü ya da depresyon da benzer bir tablo oluşturabilir. “Okulda seni en çok ne zorluyor?” sorusu bu yüzden sorulacak ilk sorulardan biridir.

Evde kalmak neden çözüm değil?

Evde kalınan sabah herkes rahatlar, ağrı da hafifler. Ancak bu rahatlama çocuğa “Korktuğun yerden uzak durursan iyi olursun” mesajı verir. Kaçınılan her gün ertesi sabahı biraz daha zorlaştırır. Evde kalmak gerektiyse o gün tatile dönüşmemeli; ekran yerine sakin, okul düzenine yakın bir gün geçirilmelidir.

Bu süreçte anne babanın da zorlandığını biliyoruz. Çocuğunun ağladığını görmek kolay değildir; bu yüzden vedalar uzar, okulu değiştirmek ya da bir yıl beklemek gündeme gelir. Oysa çocuğa en çok, zorlandığını gören ama onun başarabileceğine güvenen bir yetişkin yardımcı olur.

Vedayı kolaylaştıran adımlar

•     Sabahı akşamdan hazırlayın. Çanta ve kıyafet hazırsa sabah telaşı azalır, kaygıya daha az yer kalır.

•     Vedayı kısa, sıcak ve her gün aynı tutun. Uzayan vedalar ayrılığı büyütür. Çocuk, ayrılığın güvenli olup olmadığını önce sizin yüzünüzden okur; sakin ve kendinden emin görünmeye çalışın.

•     Gizlice ayrılmayın. O an kolay görünse de çocuğun güvenini sarsar.

•     Ne zaman döneceğinizi somut söyleyin: “Son dersten sonra kapıda olacağım.” Küçük çocuklarda cebe konan, sizi hatırlatan küçük bir eşya da işe yarayabilir.

•     Duyguyu kabul edin, beklentiyi değiştirmeyin: “Zorlandığını biliyorum, yine de gideceğiz.”

•     Akşam, zorlansa da gittiğini fark edin ve söyleyin: “Bugün çok cesurdun.”

•     Öğretmenle birlikte çalışın. Sınıf kapısında karşılayan tanıdık bir yüz ya da küçük bir görev ilk dakikaları kolaylaştırabilir.

Ne zaman yardım almalı?

Zorluk uzun sürüyorsa, devamsızlık birikiyorsa, çocuk okul dışında da anne babasından ayrılamıyorsa ya da arkadaşlarından ve sevdiği etkinliklerden uzaklaşıyorsa profesyonel yardım almak gerekir. Ayrılık kaygısı tedaviye iyi yanıt veren bir güçlüktür ve erken atılan adım, okula dönüşü çoğu zaman kolaylaştırır.

Gelecek çarşamba, “Bir sayfa ödev neden üç saat sürüyor?” sorusunu cevaplamaya çalışacağız. Görüşmek üzere.

bottom of page