Atık tesisine müfettiş talebi!
Yenibedir ve Eskibedir köyleri çevresinde kurulması planlanan tehlikeli ve tehlikesiz atık yakma/gazlaştırma tesisine ilişkin ÇED sürecinde yeni bir gelişme yaşandı. Köy muhtarlıkları, Yenibedir Köyü Yardımlaşma Derneği ve Lüleburgaz Ziraat Odası Başkanlığı tarafından imzalanan dilekçeyle, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı müfettişlerinden sürecin ve İl Müdürlüğü işlemlerinin incelenmesi talep edildi.

Lüleburgaz’a bağlı Yenibedir ve Eskibedir köyleri civarında kurulması planlanan “Tehlikeli ve Tehlikesiz Atıkların Yüksek Sıcaklıkta Gazlaştırılması ile Elektrik Üretimi” projesinde sessizlik sürerken, bölge halkının itirazları bu kez Bakanlık müfettişlerine taşındı.
Projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecine ilişkin son önemli adım, 5 Ekim 2026 tarihli dilekçeyle atıldı. Yenibedir Köyü Muhtarlığı, Eskibedir Köyü Muhtarlığı, Yenibedir Köyü Yardımlaşma Derneği ve Lüleburgaz Ziraat Odası Başkanlığı tarafından ortak imzalanan dilekçede, ÇED ve izin süreçlerinde yaşandığı öne sürülen usulsüzlük, eksiklik ve denetim sorunlarının Bakanlık müfettişlerince incelenmesi istendi.
MÜFETTİŞLERE ULAŞMAK İSTEDİLER
Dilekçenin teslim sürecinde dikkat çeken bir gelişme de yaşandı. Ankara’dan Kırklareli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne gelen müfettişlere itiraz dilekçesini doğrudan teslim etmek isteyen taraflar, müfettişlerle görüşme imkânı bulamadı. İl Müdür Yardımcısı tarafından, itiraz dilekçesinin Başmüfettiş tarafından kabul edilmediğinin bildirildiği, müfettişlerin ise İl Müdürlüğü’nü denetlemek amacıyla Kırklareli’ne geldiğinin ifade edildiği aktarıldı. Bunun üzerine dilekçe, Yenibedir Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Selma Zorlutuna ve dernek üyesi Fatih Işık Yakut tarafından İl Müdürlüğü’ne teslim edildi. Dilekçede, İl Müdürlüğü’ne sunulan başvurunun Bakanlığa iletilmesi ve iddiaların denetim kapsamında değerlendirilmesi talep edildi.
“HALKIN KATILIM HAKKI KISITLANDI”
Dilekçede ilk olarak 2 Haziran’da Burgaz İzer Hotel’de gerçekleştirilen ÇED Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılım Toplantısı ele alındı. Toplantının, köy ve mahalle sakinlerinin kolaylıkla ulaşabileceği bir yerde yapılması gerekirken ulaşım imkânlarının kısıtlı olduğu, kalabalık katılımı fiziksel olarak karşılamaya elverişli olmayan bir otel salonunda gerçekleştirildiği ileri sürüldü. Bu durumun bölge halkının toplantıya katılımını ve çevre hakkını fiilen kısıtladığı savunuldu.
Söz konusu toplantı, vatandaşların firma yetkililerinin sunumuna ve proje hakkında verilen bilgilere yönelik sert tepkileriyle gündeme gelmişti. Yaklaşık üç saat süren toplantıda birçok soru yanıtsız kalmış, vatandaşlar projenin içeriği ve tesisin yaratabileceği risklere ilişkin itirazlarını dile getirmişti.
AKTİF DOĞALGAZ KUYUSU İDDİASI
Dilekçede ikinci başlıkta, proje alanının hemen bitişiğinde bulunduğu belirtilen aktif doğalgaz kuyusunun ÇED başvuru dosyası ve raporunda yeterince yer almadığı iddia edildi. Dilekçeyi imzalayan taraflar, söz konusu kuyunun önemli bir risk oluşturduğunu savunarak, ÇED toplantısı sonrasındaki süreçte TPAO Bölge Müdürlüğü tarafından projeye ilişkin resmi olumsuz görüş verildiğini belirtti. Bu riskin proje dosyasında gizlendiğinin öne sürüldüğü dilekçede, konunun Bakanlık tarafından incelenmesi talep edildi.
“DOĞAL SU KAYNAKLARI YOK” BEYANI DA GÜNDEMDE
Dilekçede ayrıca proje başvurusunda “Proje alanı içinde doğal kaynak suyu yoktur” şeklinde beyanda bulunulduğu belirtildi. Buna karşın, yöre halkının yıllardır bahçelerini sulamak amacıyla kullandığı doğal su kaynaklarının bulunduğu ileri sürüldü. Dilekçede, proje alanının batısındaki bu kaynakların zaman zaman aktifleştiği ve suları tahliye etmek amacıyla yaklaşık 5 yıl önce komşu tarlaların parsellerinden geçerek Yörük Dere’ye bağlanan bir deşarj hattı oluşturulduğu iddia edildi. Bu durumun İl Müdürlüğü teknik personeli tarafından yerinde kontrol edilip edilmediğinin de incelenmesi istendi.
“HAYALİ BETON SANTRALİ” İDDİASI
Dilekçedeki bir diğer dikkat çekici başlık ise proje dosyasında yer aldığı öne sürülen “hemen yanında beton santrali vardır” ifadesi oldu. Bu ifadenin tesisin bu bölgede kurulmasının gerekçelerinden biri olarak ve trafik yoğunluğunu azaltacağı iddiasıyla kullanıldığı belirtilirken, dilekçe sahipleri bölgede böyle bir beton santralinin bulunmadığını savundu. İl Müdürlüğü’nün proje dosyasındaki bu iddianın doğruluğunu denetlemeden onayladığı öne sürülerek, bunun da inceleme konusu yapılması talep edildi.
KAÇAK DEŞARJ İDDİASI
Dilekçenin en ağır iddialarından biri ise bölgede hâlihazırda faaliyet gösteren tehlikeli atıklardan yakıt üretme tesisine ilişkin oldu. Dilekçede, tesis binasının alt katında gizli bir logar sistemi bulunduğu ve bu hat üzerinden çevredeki tarım arazilerine atık su sızdırıldığı ve kaçak deşarj yapıldığı iddia edildi. Bu iddialara ilişkin video kayıtları ve görsel delillerin köylüler ile çevre gönüllüleri tarafından CİMER ve ALO 181 Çevre İhbar Hattı’na iletildiği belirtildi. Dilekçede, yapılan başvurulara rağmen İl Müdürlüğü tarafından söz konusu iddialara yönelik yerinde inceleme, tespit veya idari işlem yapılmadığı öne sürülerek, bu konunun da müfettişler tarafından araştırılması istendi.
ÇED SÜRECİNİN DURDURULMASI TALEP EDİLDİ
Dilekçenin sonuç ve talep bölümünde, sıralanan iddiaların ve usulsüzlüklerin dikkate alınarak yürütülen ÇED sürecinin durdurulması, İl Müdürlüğü’nün süreçteki işlemlerinin ve olası ihmallerinin Bakanlık müfettişlerince incelenmesi talep edildi.
Ayrıca bölge halkının itirazlarının denetim raporlarına işlenmesi istendi. Böylece 2 Haziran’da gerçekleştirilen ve vatandaşların yoğun tepkisine sahne olan ÇED toplantısının ardından, proje karşıtı itirazlar bu kez Bakanlık denetimi talebiyle resmi dilekçeye taşınmış oldu. Bölgedeki köylüler, tarım alanları, su kaynakları ve yaşam çevrelerine ilişkin kaygılarının hukuki ve demokratik yollarla takipçisi olacaklarını belirtti.



