top of page

Lüleburgaz’dan “Barış Sesi”

Lüleburgaz Emek ve Demokrasi Platformu, Dünya Barış Günü’nde bir araya gelerek savaşlara, silahlanmaya ve emperyalist politikalara tepki gösterdi. “Savaşa Hayır” pankartı açan platform üyeleri, kalıcı barışın hukuk, demokrasi ve eşit yurttaşlık temelinde sağlanması çağrısında bulundu.

Lüleburgaz Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında Üçgen Park’ta basın açıklaması düzenledi. Saat 17.30’da gerçekleştirilen açıklamada Türkiye İşçi Partisi, Emek Partisi, Sol Parti, DEM Parti, Yeni Parti, Birleşik Emekliler Sendikası, Tüm Emeklilerin Sendikası ve vatandaşlar bir araya geldi. Katılımcılar, “Savaşa Hayır” pankartı önünde barış çağrısı yaptı.

Basın açıklamasını Gizem Mutlu Harphaslan okudu. Açıklamada, ülke, bölge ve dünya genelinde barış talebi öne çıkarılırken, savaşların bedelini kararları verenlerin değil, halkların ödediğine dikkat çekildi.

“Savaşları çıkaranlarla savaşların bedelini ödeyenler hiçbir zaman aynı insanlar değildir” denilen açıklamada, “Kararları güçlüler verir; bedeli yoksullar öder. Silah tekelleri kazanır; anneler evlatlarını kaybeder. Savaş çığırtkanları güvenli kürsülerden konuşur; çocuklar evlerinden, geleceklerinden ve hayallerinden olur” ifadeleri kullanıldı.

“HALKLARIN BİRBİRLERİYLE BİR SORUNU YOKTUR”

Emperyalizmin yüzyıllardır halkların emeğine, toprağına ve yer altı zenginliklerine el koymak amacıyla savaşları, işgalleri ve darbeleri kullandığı savunulan açıklamada, günümüzdeki birçok çatışmanın arkasında halkların değil; enerji kaynaklarının, pazarların ve büyük sermayenin çıkarlarının bulunduğu belirtildi.

“Halkların birbirleriyle bir sorunu yoktur” denilen açıklamada, halkları karşı karşıya getirenin emperyalizmin çıkar ve paylaşım politikaları olduğu ifade edildi.

Emperyalizmin ve sınırsız iktidar hırsının insanlığı sürükleyebileceği noktaya tarihten örnek verilen açıklamada, Nazi Almanyası’nın ırkçı ve yayılmacı politikalarının milyonlarca insanın katledilmesine, şehirlerin yıkılmasına ve kuşaklar boyunca sürecek acılara neden olduğu hatırlatıldı.

“NATO’NUN SİLAHLANMA POLİTİKALARINA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

Açıklamada NATO’da eleştirilerin odağında yer aldı. NATO’nun barıştan ziyade silahlanma, askerî müdahaleler ve emperyalist çıkarların merkezindeki yapılardan biri olduğu savunuldu.

NATO ülkelerinin silahlanma bütçelerini sürekli artırdığı belirtilerek, halkların sağlık, eğitim ve insanca yaşam hakkının geri plana itildiği ifade edildi.

Platform adına yapılan açıklamada, “Bir çocuğun eğitiminden daha değerli hangi silah olabilir? Bir hastanın ilacından daha önemli hangi savaş bütçesi olabilir? Bir emekçinin alın terinden daha öncelikli hangi askerî yatırım olabilir?” soruları yöneltildi.

Silaha ayrılan milyarlarca kaynağın eğitim, sağlık, üretim ve istihdama aktarılması halinde milyonlarca insanın daha güvenli, özgür ve insanca yaşayabileceği belirtildi.

“EKSİK OLAN KAYNAK DEĞİL; ADALETTİR!”

İnsanlığın 21. yüzyılda savaşmak zorunda olmadığı vurgulanan açıklamada, dünyanın kaynaklarının bütün insanların refah ve barış içinde yaşamasına yeteceği ifade edildi.

“Eksik olan kaynak değil; adalettir! Eksik olan imkân değil; barış iradesidir!” denildi.

Savaşların yalnızca şehirleri yıkmadığı, demokrasiyi zayıflattığı, özgürlükleri ortadan kaldırdığı, yoksulluğu büyüttüğü ve halkları birbirine düşman ettiği belirtilerek, savaşların en ağır bedelini kadınların, çocukların, emekçilerin ve yoksulların ödediği kaydedildi.

“KALICI BARIŞ HUKUK VE DEMOKRASİYLE GÜVENCE ALTINA ALINMALI”

Açıklamada, dili, dini, ırkı, mezhebi, kimliği ve cinsiyeti ne olursa olsun herkesin eşit, özgür ve kardeşçe yaşayabileceğine inanıldığı belirtildi.

Türkiye’de kalıcı barışın yalnızca sözlerle değil, hukuk ve demokrasiyle güvence altına alınması gerektiği ifade edilerek, demokratikleşmeyi, eşit yurttaşlığı ve toplumsal barışı güçlendirecek bir sürecin olumlu ve gerekli bulunduğu kaydedildi.

Ancak böyle bir sürecin kapalı kapılar ardında değil, toplumun bütün kesimlerinin katılımıyla hazırlanması gerektiği vurgulandı. Sürecin siyasi iktidarın ömrünü uzatmaya değil, halkların ortak geleceğine, demokrasiye ve kalıcı barışa hizmet etmesi gerektiği belirtildi.

“BARIŞI BİZ KURACAĞIZ”

Lüleburgaz’dan dünyaya seslenilen açıklamada, savaşa, sömürüye ve emperyalizme karşı susulmayacağı, NATO’nun silahlanma ve savaş politikalarına teslim olunmayacağı ve halkların kardeşliğini savunmaktan vazgeçilmeyeceği belirtildi.

Halkların kaynaklarının silaha ve yıkıma değil; eğitime, sağlığa, üretime ve insanca yaşama ayrılması gerektiği vurgulandı. Açıklama, “Barışı biz kuracağız. Kardeşliği biz büyüteceğiz. Çocuklarımıza korkunun değil, umudun hâkim olduğu bir dünya bırakacağız” sözleriyle sona erdi.

Lüleburgaz Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri ve katılımcılar hep birlikte, “Savaşa hayır! Barış, hemen şimdi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın halkların kardeşliği! Yaşasın barış!” sloganlarını haykırdı.

bottom of page