71’inde hayata meydan okuyor!
- Özlem KARAKOYUN

- 4 gün önce
- 4 dakikada okunur
71 yaşındaki Ahmet Tangül, gençlik yıllarında başlayan spor tutkusunu bugün masa tenisi ve bisikletle sürdürüyor. Futboldan voleybola, bisikletten müziğe uzanan aktif yaşamıyla yaşın bir engel olmadığını gösteren Tangül, “Boş oturup dede rolünü oynamak istemiyorum, elime baston almak istemiyorum” sözleriyle hayata bakışını ortaya koyuyor.

Lüleburgaz’da 71 yaşındaki Ahmet Tangül, hayatını spordan ve sosyal yaşamdan koparmadan sürdürüyor. Gençlik yıllarında öğretmen okulunda başlayan spor serüvenini bugün masa tenisiyle sürdüren Tangül, futbol, basketbol, voleybol ve bisikletle de yıllardır iç içe bir yaşam sürüyor. İlerleyen yaşına rağmen sporu bırakmayan Tangül, aktif yaşamın kendisine hem fiziksel hem de sosyal açıdan güç verdiğini dile getiriyor.
Sporla tanışmasının yatılı okul yıllarına dayandığını anlatan Tangül, o dönemde öğrencilerin boş zamanlarında mutlaka bir spor dalına yöneldiğini belirterek, “Öğretmen okullarında beden eğitimi önemli derslerden biriydi. O zaman sosyal imkânlar bugünkü kadar gelişmiş değildi. Boş zamanlarımızı çoğunlukla spor yaparak değerlendiriyorduk” dedi.
Spor hayatına Türkiye’de birçok kişinin yaptığı gibi futbolla başladığını belirten Tangül, ilerleyen yıllarda basketbol ve voleybolla da ilgilendiğini söyledi. Özellikle voleybolda iyi olduğunu ifade eden Tangül, futbolu da uzun yıllar oynadığını aktardı.
Basketbolla tanışmasının ise farklı bir hikâyesi olduğunu anlatan Tangül, 15 yaşında ilk kez basketbol topu gördüğünde yaşadığı şaşkınlığı şöyle dile getirdi: “15 yaşındayken ilk defa basketbol topu gördüm. O zamanlar futbol dışında spor branşları bugünkü kadar yaygın değildi. Top bana çok ağır ve farklı gelmişti. Sonrasında basketbolu da oynadım.”
“ELİME BASTON ALMAK İSTEMİYORUM”
71 yaşında hâlâ spor yapmasının en önemli nedenlerinden birinin çocuklarına ve torunlarına örnek olmak olduğunu belirten Tangül, iki torununun da aktif şekilde spor ve sanatla ilgilendiğini söyledi. Torunlarından birinin profesyonel modern dansçı olduğunu, diğer torununun ise 9 yaşında olduğunu anlatan Tangül, küçük torununun yüzme ve kayak sporlarıyla ilgilendiğini aktardı.
“Ben de aktif yaşamımla onlara örnek olmaya çalışıyorum. Boş oturup da dede rolünü oynamak istemiyorum. Elime baston almak istemiyorum” diyen Tangül, sporun kendisine yalnızca hareket alanı değil, yeni bir sosyal çevre de kazandırdığını; “İnsan yaşlandıkça sosyal çevresi de daralıyor. Spor yaptığınız zaman insanlarla bir arada kalıyorsunuz, yeni insanlarla tanışıyorsunuz. Spor sayesinde hayata tutunuyorum.” sözleriyle ifade etti.
Masa tenisinde kendisinden daha genç sporcularla mücadele eden Tangül, bunun zaman zaman zorlayıcı olduğunu ancak aldığı sonuçların kendisini mutlu ettiğini söyledi.

Son katıldığı müsabakada 6 maç yaptığını belirten Tangül, bunların üçünü kazandığını, üçünü ise kaybettiğini aktardı. Kazandığı maçların kendisine büyük mutluluk verdiğini ifade eden Tangül, sporun yaş ilerledikçe kendisi için daha anlamlı hale geldiğini dile getirdi.
Sporun yalnızca fiziksel güçten ibaret olmadığını da vurgulayan Tangül, “Masa tenisi, voleybol, basketbol, futbol… Bunların hepsi aynı zamanda düşünmeyi, hızlı karar vermeyi ve zekâyı kullanmayı gerektiriyor. Başarılı sporcuları izliyorum, onların kendilerine özgü özelliklerinden yararlanmaya çalışıyorum” dedi.
Sporu hayatının bir parçası haline getiren Tangül, beslenmesine ve kilosuna da dikkat ettiğini belirterek, yaşın ilerlemesini spordan uzaklaşmak için bir neden olarak görmediğini söyledi.
“Kilonuzu kontrol altında tutmanız, doğru beslenmeniz gerekiyor. Spor sadece sahaya çıkıp hareket etmek değil. Hazırlık süreci de bunun bir parçası.”
46 YILLIK EŞİNDEN BÜYÜK DESTEK
Aktif yaşamını sürdürmesinde 46 yıllık eşi Nadiye Tangül’ün desteğinin büyük olduğunu belirten Tangül, eşinin sporla doğrudan ilgilenmediğini ancak kendisinin spor yapabilmesi için her türlü hazırlığı yaptığını söyledi.
Turlara giderken ilaçlarından kıyafetlerine, çamaşırlarından yiyeceklerine kadar ihtiyaç duyduğu her şeyin eşi tarafından hazırlandığını anlatan Tangül, bu desteğin kendisi için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti. Sabah kahvaltısının dahi eşi tarafından hazırlandığını belirten Tangül, eşinin hayatındaki yerini, “Her sabah kalkar önce ona dua ederim” sözleriyle anlattı.
“LÜLEBURGAZ BİSİKLETTE ÇOK İYİ BİR POTANSİYELE SAHİP”

Tangül’ün spor hayatında masa tenisinin yanı sıra bisiklet de önemli bir yer tutuyor. Kendisini “Aslında bisikletçiyim” sözleriyle tanımlayan Tangül, yaklaşık 15-20 yıl önce Lüleburgaz’da bisiklet derneğinin kuruluşunda yer aldığını belirtti. İlk yıllarda 5-10 kişilik bir grupla bisiklet sürdüklerini anlatan Tangül, o dönemde bugünkü kadar gelişmiş bisikletlerin bulunmadığını söyledi.
Lüleburgaz’ın bisiklet konusunda önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Tangül, Bisiklet Akademisi’nin kentin tanıtımına da büyük katkı sağladığını, “Dünya turuna çıkan bisikletçiler Lüleburgaz’dan geçtiklerinde Bisiklet Akademisi’ne uğruyorlar. Bu, kentimiz açısından çok önemli. Lüleburgaz bisiklette gerçekten çok iyi bir potansiyele sahip.” sözleriyle ifade etti.
Lüleburgaz Belediyesi’nin de bisiklet konusunda kenti iyi şekilde temsil ettiğini belirten Tangül, yıllar önce kurulan bisiklet oluşumunun zamanla spor kulübüne dönüştüğünü söyledi.
Kulübün bugün yaklaşık 15-20 genç sporcuyla Türkiye çapındaki yarışmalara katıldığını aktaran Tangül, sağlık nedeniyle artık uzun bisiklet turlarına eskisi kadar çıkamadığını dile getirdi.
Buna rağmen genç sporcuları yakından takip etmeyi sürdürdüğünü belirten Tangül, “Ayda bir kulübe gidiyorum. Sporcuların durumunu soruyorum, hangi yarışlara katılacaklarını takip ediyorum. Onlara moral vermeye çalışıyorum” dedi. Yaklaşık 15 yıldır amatör olarak bisiklet kullanan Tangül, özellikle yol bisikletinin kendine özgü bir yapısı bulunduğunu ve bisiklet kullanan kişinin aracını tanıması gerektiğini söyledi.
“Lastiğinden diğer parçalarına kadar bisikletinizi tanımanız gerekiyor. Uzun turlarda her zaman bir tamirci bulamazsınız. Bu yüzden bisikletin teknik özelliklerini bilmek önemli.”
Bulgaristan ve Yunanistan taraflarına bisiklet turları yaptığını anlatan Tangül, bu gezilerin kendisine farklı insanlarla tanışma fırsatı sunduğunu belirtti. “Bisiklet sayesinde farklı ülkelerden insanlarla çok kolay iletişim kurabiliyorsunuz. Bisiklet adeta evrensel bir dil oluşturuyor.” dedi.
SPORUN YANINDA MÜZİK DE VAR

Öğretmenlik mesleğini Diyarbakır, Çanakkale ve Yozgat gibi farklı kentlerde sürdüren Tangül, Lüleburgaz’da İstiklal İlkokulu’nda da görev yaptığını, son olarak General Ferhat Akat İlkokulu’nda çalıştığını söyledi. Meslek hayatının son döneminde bir yıl öğretmenevi müdürlüğü yapan Tangül, ardından emekli olduğunu aktardı. Emekliliğin ardından hayatını yalnızca sporla değil, müzikle de renklendiren Tangül, mandolin çaldığını belirtti.
Ailesinde müzikle güçlü bir bağ bulunduğunu anlatan Tangül, dedesinin keman çaldığını ve kendi kemanını kendisinin yaptığını söyledi. Ağabeyinin profesyonel müzisyen olduğunu belirten Tangül, müziğe olan ilgisinin aileden geldiğini ifade etti.
Öğretmenlik yıllarından gelen disiplin anlayışını bugün de hayatında uygulamaya çalıştığını dile getiren Tangül, çocuklarına ve torunlarına örnek olmak istediğini söyledi.
71 yaşında masa tenisinde raket sallayan, bisiklet süren, farklı ülkelere seyahat eden ve mandolin çalan Ahmet Tangül, yaşı hayatın dışında kalmak için bir sınır olarak görmüyor. Onun yaşamında spor; yalnızca sağlıklı kalmanın değil, yeni insanlarla tanışmanın, zihni canlı tutmanın, sosyal hayatın içinde kalmanın ve hayata tutunmanın da yolu olarak öne çıkıyor.



