KOOPERATİFLERE İKLİM DOSTU UCUZ ELEKTRİK
- Vicdan ALADAĞ

- 16 Şub
- 3 dakikada okunur
İklim İçin 350 Derneği’nin “Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri: Potansiyeller, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı raporun sunumu ile birlikte tanıtılan “Güç Kat” kampanyası, hem yurttaşların enerji dönüşümüne katılımını teşvik ediyor hem de modelin ekonomik ve toplumsal faydalarını görünür kılmayı amaçlıyor.
Enerji kooperatiflerinin hem elektrik faturalarını düşürme hem de yerel kalkınmayı destekleme potansiyeli var. Türkiye’nin güneş ve rüzgârda 82,5 GW olan mevcut kurulu gücünü 2035’e kadar 120 GW seviyesine çıkarma hedefi son derece önemli. Bu hedefin adil ve kalıcı bir çözüme dönüşebilmesi için kooperatifler kritik rol oynayabilir.
Dünyadan örnekler umut veriyor Enerji kooperatiflerinin dünyadaki başarılı uygulamaları dikkat çekiyor:
İtalya: 421 enerji kooperatifi aracılığıyla yarım milyondan fazla kişi elektrik ihtiyacını karşılıyor, faturalar ise ortalama % 30 daha düşük.
Almanya ve Belçika: Yerel yönetimler ve kooperatifler arasındaki işbirlikleri sayesinde 50 binden fazla haneye temiz enerji sağlanıyor, istihdam artıyor.
Yemen: Kadınların kurduğu mikro güneş şebekeleri, çatışmalara ve iklim krizinin etkilerine rağmen 53 haneye dizel jeneratörlerden daha ucuz ve temiz enerji sunuyor.
“Önü açılırsa büyük bir fırsat”
İklim İçin 350 Derneği, Türkiye’de enerji kooperatiflerinin katkısı mevcut mevzuat nedeniyle sınırlı kalmaktadır.Kooperatiflerin önünün açılması durumunda, enerji yoksulluğuna ve artan maliyetlere karşı güçlü bir çözüm üretilebilir. Dünyadaki örnekler gösteriyor ki, kooperatifler merkeziyetçi enerji sistemine alternatif oluştururken yerel kalkınmayı da hızlandırıyor.
Çözüm için öneriler
Raporda, Türkiye’de enerji kooperatiflerinin gelişebilmesi için şu adımların atılması gerekiyor.
§ Finansman desteği ve tarife garantileri sağlanmalı,
§ Mevzuat yerelde üretim ve tüketimi destekleyecek şekilde düzenlenmeli,
§ Enerji depolama ve verimlilik yatırımları desteklenmeli,
§ Yurttaşların karar alma süreçlerine katılımı arttırılmalı.
Kampanya kapsamında hazırlanan guckat.org sitesi, enerji kooperatiflerini desteklemek isteyenlere interaktif bir deneyim sunuyor. Platformdaki oyun sayesinde kullanıcılar sanal olarak kendi kooperatiflerini kurabiliyor, enerji üretim süreçlerini yönetebiliyor. Böylece modelin işleyişi somut bir şekilde anlaşılır hale geliyor. IEA: 2030’a kadar düşük emisyonlu hidrojen üretiminde 5 kat artış bekleniyor
Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA)analizine göre, son dönemdeki proje iptalleri ve duyurulan projelerin yaklaşık % 25 oranında azalmasına neden olan sürekli maliyet zorluklarına rağmen, küresel düşük karbonlu hidrojen sektörü 2030 yılına kadar önemli bir büyümeye hazırlanıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) yayımladığı Küresel Hidrojen İncelemesi 2025 raporuna göre, dünya hidrojen talebi 2024 yılında yüzde 2 artarak yaklaşık 100 milyon tona ulaştı. Ancak bu talebin büyük bölümü, hâlâ fosil yakıtlardan elde edilen ve ilgili emisyonları yakalamaya yönelik önlemlerin alınmadığı hidrojenle karşılanıyor.
Rapor, düşük emisyonlu hidrojen üretiminin son dönemde yaşanan proje gecikmeleri ve iptallere rağmen 2030’a kadar güçlü bir büyüme göstereceğini ortaya koyuyor. Ancak bu büyümenin, on yılın başlarında yapılan projeksiyonlara göre daha yavaş gerçekleşeceği belirtiliyor.
Maliyetler ve belirsizlikler büyümeyi sınırlıyor
IEA’ya göre, fosil yakıtlardan hidrojen üretmek hâlâ düşük emisyonlu alternatiflere kıyasla çok daha ucuz. Doğal gaz fiyatlarındaki düşüş, elektrolizör (Elektrolizör=Suyu veya diğer bileşenleri elektroliz yoluyla bileşenlerine ayırmak için elektrik kullanan bir cihazdır.) fiyatlarının artışı ve teknolojinin beklenenden yavaş yaygınlaşması, bu maliyet farkını son dönemde artırdı. Bununla birlikte, yenilenebilir enerji kapasitesindeki genişleme, teknoloji maliyetlerinin düşmesi ve yeni düzenlemeler sayesinde bu farkın 2030’a kadar daralacağı öngörülüyor.
Düşük emisyonlu hidrojenin yaygınlaşması ise yüksek maliyetler, talep ve düzenleyici belirsizlikler ile yavaş altyapı geliştirme süreçleri nedeniyle beklenen seviyeye ulaşamıyor. Analize göre, duyurulan projeler hayata geçerse 2030’a kadar yılda 37 milyon ton düşük emisyonlu hidrojen üretilebilecek. Ancak bu potansiyel, geçen yılki tahminlerin altında kalıyor. 2024 seviyelerine göre beş kattan fazla artışla yılda 4 milyon ton üretim kesinleşmiş durumda. Ek politik destekle bu rakamın 6 milyon ton daha yükselmesi mümkün.
Çin liderliğini sürdürüyor
Rapor, düşük emisyonlu hidrojen üretiminde Çin’in belirleyici rolüne dikkat çekiyor. Ülke, küresel elektrolizör üretim kapasitesinin yaklaşık % 60’ına ev sahipliği yapıyor ve mevcut projelerin % 65’ini oluşturuyor. Ancak talebin gerisinde kalan yıllık 20 GW’tan(1 GW=1milyar watt) fazla üretim kapasitesi, Çinli üreticiler için gelecekte risk yaratabilir.
Raporda ayrıca Çin’de üretilen elektrolizörlerin dış pazarlardaki kurulum maliyetleri incelendi. Taşıma ve gümrük masrafları hesaba katıldığında, Çin dışındaki üreticilerle maliyet farkının sınırlı olduğu belirlendi.
Hidrojen bazlı yakıtların denizcilikte kullanımına ilişkin bölümde, uyumlu teknolojilerin yaygınlaştırılması ve liman altyapılarının geliştirilmesinin önemine vurgu yapılıyor. Halihazırda yaklaşık 80 limanın kimyasal ürün yönetiminde uzmanlığa sahip olması, hidrojen yakıtlı çözümlere geçişte avantaj sağlıyor.
Bu yılki rapor ayrıca Güneydoğu Asya’ya özel bir bölüm ayırıyor. Bölgedeki düşük emisyonlu hidrojen üretiminin 2030’a kadar yılda 430 bin tona ulaşabileceği öngörülüyor. Ancak bu hedef için yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanması, uygun politikaların geliştirilmesi ve pilot projelerin ölçeklendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
“Politika desteği kritik”
“Hidrojene yatırımcı ilgisi, ülkelerin enerji hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olma potansiyeli sayesinde bu on yılın başında arttı. Ancak son veriler, ekonomik zorluklar ve politika belirsizliklerinin büyümeyi baskıladığını gösteriyor. Buna rağmen küresel gelişim umut verici. Büyümeyi desteklemek için hükümetlerin teşvikleri sürdürmesi, talebi arttıracak mekanizmaları uygulaması ve altyapı yatırımlarını hızlandırması kritik önemde.
IEA raporu, güncellenmiş Hidrojen Üretimi ve Altyapı Projeleri Veritabanı ile yeni bir çevrimiçi takip aracını da içeriyor. Bu araç sayesinde, duyurulan projeler, bölgesel maliyetler ve dünya genelinde uygulamaya konulan binden fazla politika önlemi izlenebilecek.


