Hatırayla kaynayan kazan!
Lüleburgaz’da Kocasinan Mahallesi İstanbul Caddesi’nde faaliyet gösteren Kanatçı Boss işletmesinin sahibi Mustafa Güneş, her cuma namazının ardından 300-400 kişiye sıcak çorba ikram ediyor. Güneş’in yıllardır sürdürdüğü bu geleneğin ardında, 1960 yılında Lüleburgaz’da askerlik yapan babasının unutamadığı bir iyilik bulunuyor.





Bir şehirde yıllar önce yaşanan küçük bir iyilik, aradan onlarca yıl geçmesine rağmen unutulmayabilir. Bazen bir tas sıcak çorba, bir insanın hafızasında ömür boyu yer eder; yıllar sonra aynı iyilik başka insanlara ulaşır. Lüleburgaz’da her cuma yüzlerce kişiye çorba dağıtan Kanatçı Boss işletmesinin sahibi Mustafa Güneş’in hikâyesi de tam olarak böyle başladı. Aslen Malatyalı olan Güneş’in babası, 1960 yılında Lüleburgaz’da askerlik yaptığı sırada kendilerine verilen sıcak çorbayı hiç unutmadı. Aradan yıllar geçti, aile Lüleburgaz’a geldi, iş kurdu. Babasının geçmişine dair yıllarca bilmedikleri bu hatıra, bir mağazanın açılışında gözyaşlarıyla ortaya çıktı. Bugün ise o hatıranın izleri, her cuma namazının ardından işletmenin önünde dağıtılan yüzlerce tas çorbayla yaşatılıyor.
Gazetemize hikâyesini anlatan Mustafa Güneş, babasının askerlik hatırasının kendisini derinden etkilediğini, çocukluğunda Malatya’da gördüğü yardımlaşma geleneğinin de bu kararda önemli rol oynadığını söyledi. Güneş, aileden öğrendiği paylaşma kültürünü yalnızca çorba dağıtarak değil, çocuklarına çalışmayı, üretmeyi, büyüklere saygıyı ve insanlarla dayanışmayı öğreterek de sürdürmeye çalışıyor.
BABASININ LÜLEBURGAZ’DA ASKERLİK YAPTIĞINI YILLAR SONRA ÖĞRENDİ
Mustafa Güneş’in bugün sürdürdüğü çorba ikramının temelinde, babasının yıllar önce yaşadığı bir hatıra bulunuyor. Güneş, babasının Lüleburgaz’da askerlik yaptığını aile olarak uzun süre bilmediklerini belirterek, bu gerçeği bir iş yerinin açılışı sırasında öğrendiğini anlattı.
1960 yılında Lüleburgaz’da askerlik yapan babasının, o dönem askerlerin zor şartlarda yaşadığını ve soğuk havalarda kendilerine sıcak çorba ikram edildiğini söylediğini aktaran Güneş, babasının bu iyiliği hayatı boyunca unutmadığını dile getirdi.
Güneş, o günü şu sözlerle anlattı:
“Biz aslen Malatyalıyız. Babam Lüleburgaz’da askerlik yapmış ama biz bunu o güne kadar bilmiyorduk. Çarşıdaki mağazayı aldığımızda, açılışını yaptığımızda rahmetli babam ağlıyordu. Ben de ‘Baba, niye ağlıyorsun?’ diye sordum. Bana, ‘Oğlum, ben bu Lüleburgaz’da askerlik yaptım’ dedi. 1960 yılında askerlik yapmış. O zamanlar soğuk havalarda askerlere sıcak çorba verirlermiş. Babamın askerlik yaptığı yerde bu şekilde çorba ikram edilirmiş. O hatırayı hiç unutmamış.”
Babasıyla arasında geçen bu konuşmanın kendisini çok etkilediğini ifade eden Güneş, yıllar önce asker olarak bulunduğu şehirde evlatlarının iş kurduğunu gören babasının duygulandığını söyledi.
“Düşünün, adam burada askerlik yapmış. O zamanlar garibanlık var, insanlar bir tas sıcak çorbaya muhtaç. Orada kendilerine sıcak çorba veriliyor. Yıllar geçiyor, çocukları burada iş sahibi oluyor. Babam da bunları görünce duygulanıyor. Bütün bunlar üst üste gelince ağlamış. Ben de bu hikâyeden çok etkilendim.”
Güneş’in anlattığına göre, babasının yıllarca içinde taşıdığı bu hatıra, bugün Lüleburgaz’da devam eden bir iyilik geleneğinin başlangıç noktası oldu.
HER CUMA 300-400 KİŞİYE ÇORBA DAĞITIYOR
Lüleburgaz’da Kocasinan Mahallesi İstanbul Caddesi’nde bulunan Kanatçı Boss işletmesinde sürdürülen çorba ikramı, zamanla geleneksel hale geldi. Mustafa Güneş, her cuma namazının ardından yaklaşık 300-400 kişilik çorba dağıttıklarını belirterek, vatandaşların da bu ikrama alıştığını söyledi.
Cuma günleri işletmenin önüne gelen vatandaşların çorba dağıtımını beklediğini anlatan Güneş, imkânları el verdiği sürece bu geleneği devam ettireceğini dile getirdi.
“Biz şimdi her cuma 300-400 kişilik çorba dağıtıyoruz. İnsanlar cuma günü geliyor, bekliyorlar. Biz de Allah ömür verdikçe dağıtmaya devam edeceğiz. Her hafta elimizden geldiğince çoğaltmaya çalışıyoruz. Yazın da yaptık, şimdi de yapıyoruz. Artık bunu geleneksel hale getirdik.”
Güneş, çorba dağıtımının zaman içinde yalnızca bir ikram olmaktan çıktığını, insanların bir araya geldiği ve dayanışmayı hissettiği bir buluşmaya dönüştüğünü ifade etti.
İkramın kısa sürede tükendiğini belirten Güneş, “Bazen yarım saatte iki koca tencere çorba bitiyor. İnsanlar geliyor, alıyor, mutlu oluyor. Çorba doldurmak da sanıldığı kadar kolay değil ama ortaya çıkan mutluluğu görmek güzel” dedi.
“HERKES YAPABİLİR, ÖNEMLİ OLAN PAYLAŞMAK”
Çorba dağıtımı nedeniyle zaman zaman olumsuz yorumlarla karşılaştığını belirten Güneş, bazı kişilerin ikramın cuma günü yapılmasını eleştirdiğini söyledi. Sosyal medyada yapılan yorumlarda çorba dağıtımının farklı şekillerde değerlendirildiğini aktaran Güneş, bu eleştirilerin kendisini üzse de geleneğini sürdürmekten vazgeçmediğini ifade etti.
İşletmesinde çorbayı 50 liraya sattıklarını belirten Güneş, bir yorumda “Ne çalıyorsunuz?” ifadesinin kullanıldığını aktararak, insanların birbirine karşı daha anlayışlı olması gerektiğini dile getirdi.
Güneş, “Bazen kötü yorumlar çıkıyor. ‘Niye cuma günü dağıtıyorsunuz, Suriyeli misiniz?’ diye yazanlar oluyor. Biz bunu kendi geleneklerimizden öğrendik. Memleketimizde böyle gördük, ailemizden böyle öğrendik. Ben de burada cuma namazından sonra dağıtıyorum. Aslında hayrın günü olmaz. Önemli olan insanlara faydalı olmak” diye konuştu.
İyilik yapmanın maddi boyutundan çok insanlarda oluşturduğu mutluluğun önemli olduğunu söyleyen Güneş, diğer esnafa da dayanışma çağrısında bulundu:
“Lüleburgaz’da çok sayıda esnaf var. Bunu herkes yapabilir. Herkesin imkânı farklıdır. Birisi çorba dağıtır, diğeri başka bir şey ikram eder. Çok büyük şeyler yapmak gerekmiyor. İnsanlar mutlu oluyor. Bizim için önemli olan da bu. İki büyük tencere çorba yarım saatte bitiyor. İnsanların gelip alması, bu ikramdan faydalanması güzel bir şey.”
BABASINI 10 YIL ÖNCE, ANNESİNİ ALTI AY SONRA KAYBETTİ
Güneş’in anlattığı hikâyenin arkasında, ailesine duyduğu özlem de bulunuyor. 1940 doğumlu babasını yaklaşık 10 yıl önce kaybettiğini belirten Güneş, annesinin de babasının vefatından yaklaşık altı ay sonra hayatını kaybettiğini söyledi.
Annesinin bilinen bir rahatsızlığının olmadığını, babasının ise uzun süredir sağlık sorunları yaşadığını ifade eden Güneş, anne ve babasının birbirlerine duydukları sevginin kendisi için unutulmaz olduğunu anlattı.
“Babam 1940 doğumluydu. Yaklaşık 10 yıl önce vefat etti. Annem de altı ay sonra vefat etti. Birbirlerini çok seviyorlardı. Annemin hiçbir rahatsızlığı yoktu ama babam çok rahatsızdı.”
Güneş, bugün sürdürdüğü çorba dağıtımının babasının hatırasını yaşatmanın yanı sıra, anne ve babasından öğrendiği değerleri gelecek kuşaklara aktarmanın da bir yolu olduğunu belirtti.
“GELENEKLERİMİZ BÜYÜĞE SAYGIYI ÖĞRETİYOR”
Mustafa Güneş, günümüzde gelenek ve göreneklerin öneminin yeterince anlaşılmadığını düşündüğünü belirterek, aileden öğrenilen davranışların insanın karakterini şekillendirdiğini söyledi.
Kendisinden büyük ağabeyinin yanında sigara içmediğini ve oturuşuna dikkat ettiğini anlatan Güneş, bu davranışların yalnızca birer kural olmadığını, saygının günlük hayattaki karşılığı olduğunu ifade etti.
“Ben şu anda 47 yaşındayım. Benden büyük bir ağabeyim var, 48 yaşında. Ben onun yanında sigara içmem, ayak ayak üstüne atmam. Şimdi bazıları ‘Bunun ne alakası var?’ diyebilir ama her şeyin bir anlamı var. Bunlar insana saygıyı öğretiyor. Çocuğuna büyüğüne saygı göstermeyi öğretiyorsun. ‘Bak, bu benim büyüğüm’ diyorsun. Geleneklerimizde bunlar var.”
Güneş, toplumda yaşanan değişimlerle birlikte bazı değerlerin geri planda kaldığını düşündüğünü dile getirerek, çocukların hem büyüklerine saygı duymayı hem de ihtiyaç sahiplerine karşı duyarlı olmayı öğrenmesi gerektiğini belirtti.
Ona göre cuma günleri dağıtılan çorba da bu anlayışın bir parçası. Bir tas çorba ikram etmek, yalnızca bir ihtiyacı karşılamak değil, aynı zamanda çocuklara paylaşmayı davranışla göstermek anlamına geliyor.
BİR TAS ÇORBADAN DAHA FAZLASI
Kanatçı Boss işletmesinin sahibi Mustafa Güneş’in her cuma namazının ardından dağıttığı çorba, yıllar önce Lüleburgaz’da askerlik yapan babasının unutamadığı bir iyiliğin bugüne taşınmış hali. Malatya’da çocukluğundan itibaren gördüğü yardımlaşma kültürü, Somuncu Baba geleneğinden etkilenişi ve ailesinden öğrendiği değerler, Güneş’in bu ikramı sürdürmesinde etkili oldu.
Bugün her hafta yaklaşık 300-400 kişiye ulaşan çorba ikramı, Güneş için yalnızca bir hayır faaliyeti değil; babasına duyduğu vefanın, annesinden öğrendiği aile sıcaklığının ve çocuklarına aktarmak istediği paylaşma kültürünün bir ifadesi.
Güneş, çorba dağıtımını Allah ömür verdiği sürece sürdürmek istediğini belirtirken, diğer esnafın da kendi imkânları ölçüsünde benzer dayanışma örnekleri gösterebileceğini düşünüyor.



