DÜNYA BİZSİZ’DE YAŞAYABİLİR (ÇOK İLGİNÇ DOĞA OLAYI)
- Vicdan ALADAĞ

- 18 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Bu bir mucize değil; korkmamayı öğrenen biyoloji."
Dikkatle okunması gereken çok ilginç DOĞA olayı..
On beş yıldan uzun süredir orman ve sessizlikle kaplı terk edilmiş köylerde yaşayan bir Çernobil biyoloğu, Prag'daki bir konferansta, odayı dakikalarca sessizliğe boğan bir şey söylemişti:
"Radyasyonun insandan daha nazik olduğu ortaya çıktı..."
Sessizlik, geceleri Çernobil ormanı kadar derindi. Çünkü herkes onun abartmadığını biliyordu.
Felaketin üzerinden 39 yıl geçti. Ve dünyanın 1000 yıl boyunca mahvolmaya mahkûm olduğunu düşündüğü bölge. Avrupa'nın en temiz ve en vahşi doğa rezervlerinden birine dönüştü. Bir zamanlar beton blokların bulunduğu yerde, şimdi yaşam gelişiyor; inatçı, bilge ve neredeyse el değmemiş.
Büyük hayvan nüfusu 7 kat arttı.
Kurtlar eski okullarda, bir zamanlar çocukların oturduğu sıraların altında yuva kurdular.
Ayılar yüz yıl sonra ilk kez buraya geri döndü. Vaşaklar, evlerin yosun kaplı çatılarında geziniyor. Geyikler ve vahşi atlar, insan seslerini hâlâ hatırlayan sokaklarda dolaşıyor.
Ölü bölge dediğimiz yer, yaşam için bir zafer alanına dönüştü.
Kurnaz ve duygusuz istatistikler, basit bir hikaye anlatıyor: İnsanların yokluğu, doğanın yeniden canlanması için en iyi koşul.
Ama en ilginç olan sadece geri dönüş değil. Bu, gözlerimizin önünde gerçekleşen bir evrim.
Hayvanlar mutasyona uğruyor... kötüleşmek için değil, hayatta kalmak için.
Çernobil kurtları enfeksiyonlara altı kat daha dirençli. Hücreleri, radyasyona maruz kaldıktan sonra DNA'larını bağımsız olarak onarabiliyor.
Kurbağalar siyaha döndü; derileri, zırh gibi radyasyonu emen melanin açısından zengin.
Reaktörün yakınında yaşayan köpekler, gezegenin başka hiçbir yerinde bulunmayan 200'den fazla benzersiz genetik varyasyona sahip. Bazı bilim insanları, bu mutasyonların kanser ve radyasyon tedavilerinin geliştirilmesinin anahtarı olabileceğine inanıyor.
Kuşlar bile farklı, kanları, normal kandan 10 kat daha fazla antioksidan içeriyor. Daha güçlüler, daha hızlı ürüyorlar ve daha da yüksek sesle şarkı söylüyorlar. Bu kuşları inceleyen bir kuş bilimci, yeni Çernobil'in sembolü haline gelen bir deyim ortaya attı:
"Bu bir mucize değil; korkmamayı öğrenen biyoloji."
Ve bitkiler... Kuralları çiğnediler. Huş ağaçları betondan, çamlar asfalttan ve üzümler. Eski antenlerden geçerek metali canlı bir iskelete dönüştürüyor.
Reaktörün yakınında, bilim insanları radyasyonla beslenen mantarlar keşfettiler. İyonlaştırıcı radyasyonu emip büyümek için enerjiye dönüştürüyorlar. Bu olguya radyotrofi deniyor. Tarihte ilk kez, canlı bir vücudun kelimenin tam anlamıyla radyasyon "yediği" kaydedildi.
Ve bölgedeki bazı ağaçlar, dışındakilerden üç kat daha hızlı büyüyor. Topraklar, sezyum ve stronsiyum izotoplarını ayrıştırabilen benzersiz mikroorganizmalar içeriyor. Doğa, görünüşe göre, yardım almadan, teknoloji olmadan, insanlar olmadan kendini temizlemeye başladı.
Çernobil artık bir yıkım sembolü değil.
Geleceğin bir laboratuvarı haline geldi. Biyolojinin yeni bir senaryo yazdığı bir yer. Her şeyin öldüğünü düşündüğümüz yerde bile yaşamın zafer kazandığı bir senaryo.
Orada, yıkıntıların arasında, doğa bize duymak istemediğimiz gerçeği sessizce söylüyor:
Dünyanın merkezi değilsin.
Sadece bir ziyaretçisin.
Ve belki de Çernobil'in en korkunç keşfi radyasyon değil,
dünyanın biz olmadan da gayet iyi yaşayabiliyor olmasıdır..
Vicdan ALADAĞ
Orman Yüksek Mühendisi


