top of page

DP’den “Çerçeve Yasa” tepkisi!


Demokrat Parti’nin Lüleburgaz’da düzenlediği basın açıklamasında, Türkiye’nin gündemindeki terör, hukuk, milli egemenlik ve “çerçeve yasa” tartışmalarına ilişkin sert mesajlar verildi. DP Genel İdare Kurulu Üyesi Orhan Akyıldız, kamuoyunda tartışılan “çerçeve yasa” üzerinden hükümete ve sürece destek veren siyasi partilere yönelik eleştirilerde bulunarak, terörle mücadelede kararlılığın korunması ve millet iradesinin üstün tutulması gerektiğini savundu.

Demokrat Parti (DP) Lüleburgaz İlçe Yönetimi tarafından Türkiye’nin gündemindeki terörle mücadele, milli egemenlik, hukuk devleti, demokratik siyaset ve kamuoyunda tartışılan “çerçeve yasa” başlıklarının ele alındığı basın açıklaması düzenlendi.

8 Ağustos Cumartesi günü saat 10.30’da gerçekleşen basın açıklamasında Demokrat Parti’nin konuya ilişkin yaklaşımı kamuoyuyla paylaşıldı.

Basın açıklamasına Demokrat Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Orhan Akyıldız, İlçe Başkanı Zeki Uslu, İlçe Başkan Yardımcısı Ali Osman Akyıldız, İlçe Sekreteri Birol Akbulut, İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri Ali Kırbıyık, Saffet Şifka ve Recep Bayram katıldı.

Parti adına açıklamayı Demokrat Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Orhan Akyıldız yaptı. Akyıldız, konuşmasının başında Demokrat Parti’nin terör örgütü PKK’nın özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşayan vatandaşlar üzerindeki herhangi bir vesayet iddiasına karşı olduğunu belirterek, “PKK Terör Örgütünün, ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşayanlar başta olmak üzere Kürt kökenli vatandaşlarımızın üzerindeki vesayetini kaldıracağımıza, bu gibi vesayeti kurumsallaştıracak her teşebbüse karşıyız” ifadelerini kullandı.

“MİLLİ EGEMENLİK İLKESİ ZEDELENİYOR”

Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi sürecin demokrasi ve hukuk açısından ciddi tartışmaları beraberinde getirdiğini savunan Akyıldız, kamuoyundan ve milletvekillerinden gizli tutulduğunu öne sürdüğü bir “çerçeve yasa” üzerinden eleştirilerini sıraladı.

Akyıldız, söz konusu düzenlemenin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesine sunulmadan önce İmralı’nın onayına götürüldüğü yönündeki iddiaları gündeme getirerek, bunun milli egemenlik anlayışı bakımından kabul edilemez olduğunu savundu.

Akyıldız açıklamasında, “Bugün Türkiye, demokrasi ve hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek bir süreçle karşı karşıyadır. İçeriği milletvekillerinden ve Aziz Türk Milletinden gizlenen bir ‘çerçeve yasa’, henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesine sunulmadan İmralı’nın onayına ‘arz edilmiştir’” ifadelerini kullandı.

Bu tablonun Gazi Meclis’i devre dışı bırakan ve millet iradesini gölgeleyen bir anlayışın göstergesi olduğunu belirten Akyıldız, siyasi iktidarın izlediği yönteme ilişkin de eleştirilerde bulundu.

Akyıldız, “AKP-MHP ortaklığının alışık olduğu düzene uygun biçimde Milletimizin vicdanında ve Cumhuriyetin ruhunda kabul bulamayacak her mesele önce tartışmaya açılmakta, sonra yaratılan fiili durum torbalara doldurularak yasalaşmaktadır” dedi.

“TERÖR HÜKÜMLÜSÜNÜ SİYASİ ÖZNE HALİNE GETİRMEK KABUL EDİLEMEZ”

Konuşmasının devamında Abdullah Öcalan ve PKK üzerinden yürütülen tartışmalara değinen Akyıldız, “çerçeve yasa” sürecinde Öcalan’ın görüşünün belirleyici hale getirildiği yönündeki değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.

Akyıldız, “Bebek Katili’ne ‘statü’ arayışı ‘Çerçeve Yasa’ meclise gelmeden kendisini sunulması ile nihayete ermiş, Milletvekilleri dahi içeriğine vakıf olmamışken Bebek Katili vakıf olmuş, onay vermiş bu hali ile Bebek Katili Öcalan Yasama erkinin bir üyesi haline getirilmiş, hatta bu uygulama ile yasamanın da üzerine çıkarılmıştır” ifadelerini kullandı.

Bu durumun bir terör hükümlüsünün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesi üzerinde siyasi bir özne haline getirilmeye çalışılması anlamına geldiğini savunan Akyıldız, bunun yalnızca hukuk açısından değil, şehitlerin hatırası ve toplumun vicdanı açısından da kabul edilemez olduğunu söyledi.

Akyıldız, “Bu, bir terör hükümlüsünün, elebaşının Gazi Meclis’in iradesi üzerinde etkili bir siyasi özne hâline getirmeye çalışmaktır. Bu, sadece hukuka değil, şehitlerimizin aziz hatırasına ve millet vicdanına da ağır bir saygısızlık, hatta Milletimize ihanettir” dedi.

“TERÖRLE MÜCADELEDE KARARLILIK ZAYIFLATILMAMALI”

Demokrat Parti’nin terörle mücadele konusundaki yaklaşımını da açıklayan Akyıldız, Türkiye Cumhuriyeti’nin terörle mücadelesini hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde sürdürmesi gerektiğini ifade etti.

Akyıldız, terörle mücadelenin yalnızca güvenlik başlığı altında değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, mücadelenin aynı zamanda anayasal düzenin, toplumsal barışın ve Türkiye’nin ortak geleceğinin korunması anlamına geldiğini söyledi.

Açıklamada, Demokrat Parti’nin daha önce de benzer süreçlere itiraz ettiği belirtilerek, bu tavrın komisyon toplantıları öncesinde ve sonrasında yapılan açıklamalarla ortaya konulduğu ifade edildi.

Akyıldız, “Buna en başından itibaren itiraz ettiğimizi, ‘komisyon’ toplantılarında, öncesinde ve sonrasında yaptığımız açıklamalarla belirtmiştik, yine üstüne basa basa belirtiyoruz” diye konuştu.

Milli birlik ve kardeşliğin silahlı yapıların gölgesinde oluşturulamayacağını dile getiren Akyıldız, bunun ortak vatandaşlık bilinci, eşit hak ve sorumluluk anlayışı ve hukukun üstünlüğü temelinde gerçekleştirilmesi gerektiğini savundu.

Devlet ile terör örgütünün aynı düzlemde değerlendirilmesine veya terör örgütünün herhangi bir toplumsal kesimin temsilcisi gibi gösterilmesine karşı olduklarını belirten Akyıldız, “Terör örgütü PKK’yı Kürt kökenli vatandaşlarımızın hamisi vasisi yapacak her teşebbüsün karşısındayız” ifadelerini kullandı.

DP’NİN KIRMIZI ÇİZGİLERİ SIRALANDI

Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden birinde Demokrat Parti’nin terörle mücadele ve olası infaz düzenlemelerine ilişkin tutumu maddeler halinde ortaya konuldu.

Akyıldız, Demokrat Parti olarak; terörle mücadelede kararlılığın zayıflatılmasına, terör örgütlerinin herhangi bir toplumsal kesimin temsilcisi gibi gösterilmesine, infaz düzenlemesi adı ve perdesi arkasında binlerce insanın katline, ülkenin güvenliğine ve terörle mücadele için harcanan kaynaklara dikkat çekerek, teröristlerin salınmasına karşı olduklarını ifade etti.

Türkiye’de demokrasinin güçlendirilmesinin terör örgütlerine imtiyaz sağlanması veya suç işleyen kişilerin serbest bırakılması üzerinden gerçekleştirilemeyeceğini savunan Akyıldız, eşit vatandaşlık hukukunun bütün siyasi ve ideolojik aidiyetlerden bağımsız şekilde işletilmesi gerektiğini söyledi.

Akyıldız, “Türkiye’nin demokrasiyi işler kılmak, bir terör örgütüne imtiyaz sağlayarak, katilleri serbest bırakmaya kalkarak, etnik bölücülüğü ‘eşitlik’ olarak satmaya çalışarak değil, eşit vatandaşlık hukukunu tüm siyasi ve itikadi aidiyetlerden ari biçimde işleterek mümkündür” dedi.

“TERÖRLE PAZARLIKLA RİSK ORTADAN KALDIRILAMAZ”

Terörün demokrasi açısından değil, ülkenin güvenliği ve geleceği açısından ciddi bir risk olduğunu savunan Akyıldız, terörle mücadelede temel yaklaşımın terör örgütleriyle pazarlık yapılması değil, hukuk ve demokratik siyaset zemininin güçlendirilmesi olması gerektiğini ifade etti.

Akyıldız, teröre destek veren ve etnik bölücülüğü savunan anlayışların demokrasi kavramını araçsallaştırdığını öne sürerek, terör ve şiddet ile demokrasinin aynı anlayış içerisinde savunulamayacağını dile getirdi.

Açıklamada ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi tezlerine, kurucu ilke ve değerlerine karşı olmanın bazı çevreler tarafından bir “itibar” aracı haline getirildiği yönündeki eleştiriler de yer aldı.

Akyıldız, bazı kişi ve çevrelerin PKK ve siyasi bağlantıları lehine kamuoyu oluşturduğunu savunarak, etnik bölücülük ile demokrasinin yan yana getirilmesine tepki gösterdi.

Konuşmasında PKK’nın geçmişten bugüne gerçekleştirdiği eylemlere de değinen Akyıldız, 1984 yılından bu yana yaşanan terör olaylarının başta Kürt kökenli vatandaşlar olmak üzere çok sayıda insanın hayatına mal olduğunu ifade etti.

Akyıldız, “1984’ten beri başta Kürt kökenli vatandaşlarımız olmak üzere binlerce insanımızın hayatına mal olan, bölücülük üzerine kurulu siyasi anlayışın temsilcileri bir yandan ‘demokratik cumhuriyeti biz kuracağız’ gibi aldatıcı söylemlerle halkı oyalarken; öte yandan şiddet ve terörle milyonların özgürlüğünü, huzurunu gasp etmiş ve iktidardan aldıkları yüzle ‘pişman değiliz’ naraları atmışlardır” dedi.

Bu anlayışın arkasında etnik temelli bir hakimiyet ve Türkiye’nin bütünlüğünün parçalanmasına yönelik bir hedef bulunduğunu savunan Akyıldız, Demokrat Parti’nin bu anlayışa karşı olduğunu belirtti.

“ETNİK KİMLİKLERİ ZENGİNLİK OLARAK GÖRÜYORUZ”

Demokrat Parti’nin Kürt vatandaşların etnik kimliğine yönelik yaklaşımının da altını çizen Akyıldız, hiçbir vatandaşın etnik kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiğini vurguladı.

Akyıldız, Demokrat Parti olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğini ve bütünlüğünü, laik ve demokratik esaslarını savunduklarını belirterek, etnik kimlikleri vatandaşların kültürel zenginliği olarak gördüklerini ancak hiçbir etnik kimliğin terör örgütlerinin siyasi amaçları doğrultusunda kullanılmasına izin verilmemesi gerektiğini ifade etti.

Akyıldız, “Biz; Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğini, bütünlüğünü, laik ve demokratik esaslarını savunuyoruz. Etnik kimlikleri; vatandaşlarımızın onuru, kültürü ve zenginliği olarak korur, saygı duyarız, fakat hiçbir etnik kimliği, terör örgütlerinin siyasi amaçlarına alet etmeyeceğiz” dedi.

Türkiye’nin parçalı yönetimlere sürüklenmesine yönelik olduğunu düşündükleri girişimlerin karşısında duracaklarını belirten Akyıldız, devlet otoritesinin zayıflatılması yerine demokratik meşruiyetin güçlendirilmesi gerektiğini savundu.

“DEMOKRAT PARTİ OLARAK BİZİM ‘ÇERÇEVEMİZ’ BUDUR”

Basın açıklamasının sonunda Türkiye’nin ihtiyacının terörle arasına net mesafe koyan, demokratik siyaseti güçlendiren ve hukuk devletini tahkim eden bir anlayış olduğunu belirten Akyıldız, Demokrat Parti’nin temel yaklaşımının millet iradesinin üstünlüğü olduğunu vurguladı.

Akyıldız, devlet kurumlarının ve millet iradesinin hiçbir terör örgütünün etkisi altında bırakılamayacağını savunarak, siyasi hesapların şehitlerin ve gazilerin fedakârlıkları ile milletin birliğini pazarlık konusu haline getirmemesi gerektiğini söyledi.

Açıklamada, AKP ve MHP’nin yanı sıra söz konusu düzenlemeye destek veren muhalefet partilerine yönelik de eleştiriler yöneltildi. Akyıldız, bu partilerin PKK’yı veya örgütün liderini toplumsal bir muhatap haline getirdiğini ve bu yaklaşımın etnik bölücülüğe alan açtığını savundu.

Demokrat Parti’nin Türkiye’nin bütünlüğü, laik ve demokratik yapısı ile hukuk devleti anlayışından taviz vermeyeceğini ifade eden Akyıldız, açıklamasını milli egemenlik vurgusuyla tamamladı.

Akyıldız son bölümde şu ifadeleri kullandı:

“Bu açıklama sadece bir itiraz değildir. Bu açıklama, Gazi Meclis’in iradesini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini ve Türk Milleti’nin ortak geleceğini savunma kararlılığımızın ilanıdır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu hükmün karşısında hiçbir örgüt, hiçbir pazarlık ve hiçbir siyasi hesap duramaz. Çözüm demokrasidir, adalettir, hukukun işletilmesidir. Demokrat Parti olarak bizim ‘çerçeve’miz budur!”

bottom of page