top of page

Ders zili yerine kuş sesi!

“Çocuklar için doğal derslik”

Hamitabat Nazmi Uçak İlkokulu’nda Müdür Yardımcısı Melek Polat’ın kurucusu olduğu ‘Doğa Okur, Çocuk Yazar Açık Hava Sınıfı’ tamamen doğal ve ahşap malzemelerle, sıfır bütçe ile hayata geçirildi. Atıl durumdaki malzemeler dönüştürüldü, gönüllülerin desteğiyle çocuklar için keşif ve ilham dolu bir öğrenme alanı yaratıldı. Bu sınıfta öğrenme artık dört duvarın ötesinde, doğanın ritmiyle ve özgürlükle gerçekleşiyor.

Hamitabat Nazmi Uçak İlkokulu’nda doğayla iç içe eğitim anlayışını merkezine alan “Doğa Okur, Çocuk Yazar Açık Hava Sınıfı” projesi, uzun bir hazırlık ve bekleyiş sürecinin ardından öğrencilerle buluştu.

Projenin sahibi olan Nazmi Uçak İlkokulu Müdür Yardımcısı Melek Polat tarafından tasarlanan açık hava sınıfı, çocukların yalnızca ders dinleyen değil, doğayı deneyimleyerek öğrenen bireyler olmasını hedefliyor.

Okul bahçesinde oluşturulan bu alan yalnızca bir derslik olarak düşünülmedi. Aynı zamanda öğrencilerin merak ederek keşfedeceği, ilham alacağı ve özgürce üretebileceği bir öğrenme ortamı olarak planlandı. Açık hava sınıfı sayesinde öğrenciler doğanın içinde kitap okuyacak, yazı yazacak, gözlem yapacak ve farklı dersleri doğal ortamın sunduğu imkanlarla deneyimleme fırsatı bulacak. Böylece öğrenme süreci, sınıf duvarlarının dışına taşarak çocukların doğayla kurduğu bağı güçlendirecek.

DOĞADAN İLHAM ALAN EĞİTİM YAKLAŞIMI

Projenin tasarım sürecinde doğa temelli eğitim yaklaşımlarından ilham alındı. Özellikle Rudolf Steiner tarafından geliştirilen Waldorf Education yaklaşımının doğayla uyumlu, sade ve çocuğun ritmine saygı duyan eğitim anlayışı projenin çıkış noktalarından biri oldu. Bu yaklaşımın temelinde, çocukların doğal ortamda daha sağlıklı öğrenme deneyimi yaşayacağı ve dikkatlerini daha kolay toparlayabileceği düşüncesi yer alıyor.

Bu doğrultuda açık hava sınıfında kullanılan materyallerin seçiminde özellikle doğal ve sade malzemeler tercih edildi. Ahşap, boyasız ve doğal dokusunu koruyan materyaller kullanılarak çocukların çevreyle daha doğal bir bağ kurması hedeflendi. Plastik, yoğun renkli ve yapay uyaranların sınıf ortamında dikkat dağıtıcı olabileceği düşüncesiyle mümkün olduğunca sade bir tasarım benimsendi.

Projenin sahibi Melek Polat, bu yaklaşımın çocukların öğrenme sürecine olumlu katkı sağlayacağına inandığını belirterek şunları söyledi:

“Eğitimin sadece dört duvar arasında kalmaması gerektiğine inanıyorum. Çocukların doğayı deneyimleyerek öğrenmesi onların hem zihinsel hem de duygusal gelişimine katkı sağlıyor. Bu alanı sadece bir derslik olarak değil, keşif ve ilham alanı olarak tasarladım. Ahşap ve boyasız materyaller tercih etmemin sebebi de buydu. Çocuk doğal malzemeye dokunduğunda zihni daha sakin oluyor, dikkati daha güçlü bir şekilde öğrenmeye yöneliyor. Bu nedenle plastik, yapay ve yoğun renkli uyaranlardan uzak, daha sade bir öğrenme ortamı oluşturmak istedim.”

Polat, açık hava sınıfının hazır bir modelin birebir uygulanmasıyla oluşturulmadığını, aksine okulun kültürüne ve öğrencilerin ihtiyaçlarına göre yeniden yorumlanarak tasarlandığını da vurgularken, “Bu alan birebir bir model olarak uygulanmadı. Kendi okul kültürümüze, imkanlarımıza ve çocuklarımızın ihtiyaçlarına göre yorumlayarak tasarladık. Ayrıca çocukların temas ettiği yüzeylerde kimyasal içeren hiçbir malzeme tercih etmedik. Vernikleme ve koruma işlemlerinde de çocuklara uygun, su bazlı ürünler kullandık. Böylece hem doğal hem de güvenli bir öğrenme alanı ortaya çıktı.” dedi.

SIFIR BÜTÇEYLE HAYATA GEÇTİ

Projenin en dikkat çekici yönlerinden biri ise tamamen sıfır bütçeyle hayata geçirilmiş olması. Açık hava sınıfının kurulumu sırasında okulda atıl durumda bulunan birçok malzeme yeniden değerlendirilerek kullanıldı. Böylece hem israfın önüne geçildi hem de mevcut imkanların doğru planlandığında ne kadar verimli kullanılabileceği gösterilmiş oldu.

Okul yönetimi ve projeye destek veren gönüllülerin katkılarıyla dönüştürülen materyaller, açık hava sınıfının temel yapı taşlarını oluşturdu. Kullanılmayan ahşap parçaları, eski materyaller ve farklı malzemeler yeniden işlenerek çocuklar için yeni bir eğitim alanına dönüştürüldü.

Melek Polat bu sürecin kendileri için ayrı bir gurur kaynağı olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“En gurur duyduğum nokta bu projenin sıfır bütçeyle hayata geçirilmiş olması. Açık hava sınıfının tamamı okulumuzda atıl durumda bulunan malzemelerin dönüştürülmesi ve desteklerle oluşturuldu. ‘İmkan değil, niyet eğitir’ diyerek israf etmeden de üretmenin mümkün olduğunu bir kez daha göstermiş olduk. Aslında bu proje aynı zamanda çocuklara sürdürülebilirlik ve üretkenlik konusunda da önemli bir mesaj veriyor.”

DAYANIŞMAYLA KURULAN BİR SINIF

Açık hava sınıfının kurulma süreci yalnızca bir eğitim projesi değil, aynı zamanda güçlü bir dayanışma örneği olarak da dikkat çekti. Projeye gönüllü olarak destek veren birçok kişi emek vererek açık hava sınıfının oluşmasına katkı sağladı.

Özellikle sınıfta kullanılan tüm ahşap materyalleri bedelsiz şekilde üreten Ali Durgut projeye önemli bir katkı sundu. Bunun yanı sıra Volkan ve Seda Avcı, Selami ve Banu Oral, Ersin Konyalı, Saadettin Konyalı, Nesrin Akdelen, Mehmet Öztopaç, Sedat Yılmaz ve Hakan Sevim de projeye destek veren isimler arasında yer aldı.

Bu destek sayesinde kısa sürede okul bahçesinde çocukların kullanabileceği sıcak ve doğal bir öğrenme alanı oluşturuldu. Proje aynı zamanda okul, aile ve toplum iş birliğinin eğitime nasıl değer katabileceğini gösteren örneklerden biri olarak öne çıktı.

DERS ZİLİ YERİNE KUŞ SESLERİ

Nazmi Uçak İlkokulu’nda oluşturulan açık hava sınıfı, öğrencilerin öğrenme deneyimini farklı bir boyuta taşıyacak. Bu alanda öğrenciler gökyüzü altında kitap okuyacak, kuş sesleri eşliğinde yazı yazacak ve doğayı gözlemleyerek öğrenme sürecine aktif şekilde katılacak.

Doğanın sunduğu sesler, kokular ve görsel zenginlikler öğrencilerin derslere daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşmasına katkı sağlayacak. Özellikle doğayla temas halinde gerçekleştirilen etkinliklerin çocukların yaratıcılığını ve merak duygusunu güçlendirdiği düşünülüyor.

Melek Polat, açık hava sınıfının çocukların eğitim hayatında unutulmaz bir deneyim olacağına inandığını belirterek, “İnanıyorum ki burada öğrencilerimiz kitaplarını gökyüzünün altında okuyacak, yazılarını kuş sesleri eşliğinde yazacak, bilimi deneyimleyerek keşfedecek ve sanat üretirken kendilerini daha özgür hissedecekler. Öğrenme; gökyüzünün altında, toprağın kokusunda ve rüzgârın sesinde gerçekleşecek. Bu sınıfta doğa öğretecek, çocuk öğrenecek. Ve burada gün ders ziliyle değil, kuş sesleriyle başlayacak.” ifadelerini kullandı.

bottom of page