top of page

CHP, SİYASET, KILIÇDAROĞLU - 1

15 saat önce
3 dakikada okunur

Fahri Karagöz yazdı...

Kılıçdaroğlu konusu kabak tadı veriyor. Bu konuda yazmayı düşünmüyordum, şaşırdığımı da itiraf ederek söylemeliyim ki, tanıdığımı düşündüğüm bazı isimlerin, basında, sosyal medyada CHP ve Kılıçdaroğlu ile ilgili yazdıklarını, paylaştıklarını görüp okudukça, yazmaya karar verdim.

Genellikle çok uzun yazmam ama, bu gün biraz uzun olacak.

Diğer yandan isimler değil, düşünceler üzerinden yorumlamaya çalışacağım.

Öncelikle Kılıçdaroğlu'nun kurultay kaybettikten sonra yeniden CHP’nin başına gelmek için kullandığı yol ve yöntemin, bırakın ülkemizi, dünya siyaset tarihinin en çirkin, en gayri etik siyasi davranışı, biçimi olduğu, aklı başında herkes tarafından kabul gören bir düşüncedir. Bu davranışın hiç bir yerinde etik, ahlak hele masumiyet asla göremezsiniz. Bu siyasi çizginin hiç bir yerine ama, fakat kelimesi koyamazsınız. Bu siyasi davranışa, çok rahat ilkesizliğin, tutarsızlığın, fırsatçılığın, ikiyüzlülüğün nirvanası tanımı kullanılabilir.

Burada aklıma gelmişken, bir siyasi etik örneğini yazmak isterim.

90’lı yıllarda yanlış hatırlamıyorsam, Norveç’te genel seçimler yapılıyor ve bir önceki seçimde yüzde 46 oy alarak tek başına iktidar olan sosyal demokrat parti, son seçimde yüzde 44.50 oy alarak yine tek başına iktidar oluyor. Ama Pazartesi sabahı ne oluyor biliyormusunuz? Sosyal Demokrat Parti genel başkanı, kameraların karşısına geçip "evet yine tek başına hükümet kuracak çoğunluğu aldık ama, partinin yüzde bir buçuk bir oy kaybı var.

Ben bu durumu kendime güvensizlik olarak algılıyorum ve partiyi kurultaya götürüyorum. Ben aday olmayacağım ve yeni bir arkadaşımızı genel başkan seçeceğiz diyor.

Şimdi bu yazdığımı bir değerlendirin, bir de bizim siyasi dedenin yaptığına bir bakın.

Adam Cumhuriyet tarihinin en büyük siyasi gaflarını yapmış. Girdiği bütün seçimleri kaybetmiş. Partiye, toplumsal muhalefete, Cumhuriyete geri dönülmez zararlar vermiş, hala hiç sıkılmadan liderim, genel başkanım diye kasılıyor. Çıkıp, haysiyetli, şerefli, namuslu bir siyasi kişilik olan Erdal İnönü gibi, benimle olmuyor arkadaşlar deyip, eyvallah demiyor. Kurultay da aday oluyor kaybediyor, 13 yıl beni onurlandırdınız teşekkür ederim, artık sıra başka bir arkadaşta demek yerine, akla hayale gelmeyecek çirkinliklerle, bırakmamda bırakmam diye çırpınıyor. Neymiş kurultayda hile olmuş. Peki dede Kemal, Muharrem İnce'ye karşı kazandığın kurultayı nasıl kazandığını anlatsana. O kurultayı kaybetmiştin. Panikle bütün belediye başkanlarını devreye sokup, kurultayı Muharrem İnce’den alıp koltuğa oturdun. O zaman iyi idi, aynı belediye başkanları başkasını destekleyince kötü.

Açıkçası Kılıçdaroğlu’nun bu kadar kötü insan olabileceğini hiç düşünmemiştim. Daha tek bir tane belediye başkanının yargılanması bitmemişken, dün yol arkadaşı olduğu insanlara, acımasızca, vicdansızca suçluymuşlar imasında bulunması    inanılır gibi değil. Değermi?80 yaşına gelmişsin üç gün daha koltuk için değer mi?

Bu tarihi ayıp Kemal Kılıçdaroğlu'na ait.

Ama heyhat, tanıdığım ve siyasi kimliğine saygı duyduğum bazı isimlerin, bu butlancı adam ve ekibinin yanında tavır almasını anlamıyorum.

       Kimseye hakaret etmek istemem ama, bazılarında, sinsice, küstahça bir yaklaşım görüyorum.

       Bu zatı muhteremler, çaktırmadan, "efendim Kılıçdaroğlu önemli değilmiş ama, CHP söz konusu olunca, kişilere kızarak hareket edilmezmiş". CHP baba ocağı imiş. CHP Cumhuriyeti kurmuşmuş. Bu söylemlerle partide görev alarak Kılıçdaroğlu'na destek oluyorlar. Bir de çirkince, ayrılan arkadaşlarını suçluyorlar.

       Bak güzel kardeşim, hiç masal hikaye anlatmayın. Bu yaptığınız demokrasinin katledilmesi girişimlerine ortak olmaktır. Asla masum değilsiniz. Bu yaptığınızı temize çıkaracak hiç bir kelime yok.

        İki olasılık var, ya çok cahilsiniz, ya da çok kötüsünüz.

       CHP ve Yeni Parti’yi iki farklı taraf gibi göstermeye çalışmak, siyaset bilimine de, siyasi ahlaka da aykırıdır.

       Siyasi tıkanıklığa neden olmakla, bu tıkanıklığı aşmaya çabalamak arasında dağlar kadar fark vardır. Her şey ayan beyan ortadadır. Birileri fırsatçılıkla ve her türlü etik ilkeyi çiğneyerek tamamen kendi egoları için uğraşırken, bazıları da adeta iğne ile kuyu kazarak, demokrasi yolunu açmanın mücadelesini veriyor. İkisine de saygı duyalım demek düpedüz akıldışılıktır.

       Bir de trajikomik bir biçimde CHP ye kutsiyet bağışlayanlar var.

       Siyasi partiler kutsal kurumlar değildir. Belirli siyasi amaçlarla, belirli siyasi görüşlerin iktidara gelmek için kullandığı araçlardır.

       Yok Atatürk'ün kurduğu parti, yok babaocağı, gibi söylemler popilisttir, yersizdir, gereksizdir.

       Zira Atatürk CHP’yi bambaşka koşullarda, şartlarda, bambaşka zamanlarda, bambaşka hedeflerle kurmuştu.

       Türkiye'ye ve CHP’ye cumhuriyeti ve demokrasiyi miras bırakmıştır. Samimi olun, CHP’de bu gün yaşananları, CHP’nin bu günkü halini görse, kahrolmaz mıydı?

       Türlü entrikalarla koltukta oturmaya çalışan Kemal dede, genel başkan olduğu yıllarda, partiyi küçülttüğü, kadük hale getirdiği yetmezmiş gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin bel kemiği olan Laiklik ilkesini bile sulandırmış, savunmamış hatta canının okunmasına kapı açmıştır. Atatürk'ün partisi falan diyorsunuz ya Atatürk "benden sonra her şeyi tartışabilirsiniz, ama laikliği sakın tartışmayın" demiştir. Belki yüzünüz kızarır.

Yine Atatürk "ben öldükten sonra, benim fikirlerim bilim ile çelişirse siz bilimi tercih edin" demiştir. Değişimi böylesine önceleyen bir devrimcinin ilkelerine sahip çıkmayarak, kullanmaya çalışmak siyasi dürüstlük değildir.

Kemal Kılıçdaroğlu, siyaseten hiç bir öngörüsü olmayan, siyaset üretmekte son derece yetersiz, ülke ve dünya gelişmelerinden habersiz, bırakın geleceği, üç gün sonrasını göremeyen, okuyamayan, bugüne kadar bu ülke ve bu halk yararına tek hamlesi olmayan bir (siyasetçi)dir.

Butlancı Kemal’den medet umanlar, butlancı Kemalin butlancı ekibinin değirmenine su taşıyanlar, demokrasiye kötülük ettiklerinden halkın ve ülkenin hafızasına kara harflerle yazılacaklar.

Yolları kesilse de pes etmeyerek yeni yollar açanlar ise yenseler de, yenilseler de onurlu davranmanın, hiç bir şeyle ölçülemeyecek olan ödülünü alacaklar.

İnsanca yaşanabilecek, laik ve demokratik Türkiye mücadelesinde doğru yerde olanlara selamlar.                     

bottom of page