top of page

“Koltuk değil Lüleburgaz kazansın”

2 saat önce
6 dakikada okunur

Lüleburgaz Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken adaylar kendilerini göstermeye, üyeler ise yeni dönemde nasıl bir yönetim görmek istediklerini konuşmaya başladı. İşletmeci İbrahim Yılmazer, seçimlerin kişiler üzerinden değil, Lüleburgaz’ın ekonomik geleceği üzerinden yürütülmesi gerektiğini belirterek yeni yönetime ilişkin kapsamlı öneriler sundu. Yılmazer, “Bu seçim bir makam yarışı olmaktan çıkmalı, Lüleburgaz’ın ekonomik geleceğini planlama yarışına dönüşmeli” dedi.

Lüleburgaz Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken kentte aday hareketliliğinin yanı sıra üyelerin beklentileri de gündeme geliyor. İşletmeci İbrahim Yılmazer, seçim sürecinin yalnızca adayların ve listelerin yarıştığı bir dönem olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, asıl tartışmanın Lüleburgaz’ın önümüzdeki yıllardaki ekonomik geleceği üzerine yapılması gerektiğini söyledi.

Seçimlerde farklı adayların, ekiplerin ve yönetim anlayışlarının yarışacağını ifade eden Yılmazer, seçim sonrasında ise herkesin aynı kentte yaşamaya, üretmeye, ticaret yapmaya ve istihdam oluşturmaya devam edeceğine dikkat çekti.

“Bence bu seçimlerin en önemli gündemi kişiler değil, Lüleburgaz’ın ekonomik geleceği olmalı” diyen Yılmazer, “Bu seçim bir makam yarışı olmaktan çıkmalı, Lüleburgaz’ın ekonomik geleceğini planlama yarışına dönüşmelidir” ifadelerini kullandı.

“ODA ÜYESİNİN TİCARETİNİ BÜYÜTMELİ”

Yılmazer’e göre Ticaret ve Sanayi Odası’nın görevi yalnızca belge düzenlemek, toplantı yapmak veya protokol ziyaretleri gerçekleştirmekle sınırlı kalmamalı. Odanın üyelerinin ticaretini büyüten, yeni pazarlar açan, ihracatı artıran, yatırımların önündeki engellerin kaldırılması için çalışan ve kentin ekonomik geleceğine yön veren güçlü bir kurum olması gerektiğini söyledi.

“Çünkü oda üyelerinden aidat alan bir kurumsa, bunun karşılığında üyelerine ölçülebilir bir değer üretmelidir” diyen Yılmazer, yeni dönemin temel sorusunun da “Lüleburgaz Ticaret ve Sanayi Odası, önümüzdeki dört yılda Lüleburgazlı işletmelerin daha fazla kazanması için ne yapacak?” olması gerektiğini belirtti.

“BAŞKAN MAKAMDA DEĞİL SAHADA OLMALI”

Oda başkanının öncelikle vizyoner olması gerektiğini belirten Yılmazer, yalnızca bugünün değil, kentin beş ve on yıl sonrasının da düşünülmesi gerektiğini söyledi.

Başkanın sanayicinin, tüccarın, esnafın, ihracatçının, lojistik ve hizmet sektörünün yanı sıra girişimcilerin sorunlarını yakından bilmesi gerektiğini ifade eden Yılmazer, sorunları dinlemenin tek başına yeterli olmadığını vurguladı.

“‘Probleminiz nedir?’ diye sorup dosyayı kapatmak yerine, ‘Bu problemi çözmek için ne yapabiliriz?’ diye çalışılmalı” diyen Yılmazer, başkan ve yönetim kurulu üyelerinin işletmeleri yerinde ziyaret etmesi gerektiğini söyledi.

Yılmazer, “Fabrikaya gitmeli, atölyeye gitmeli, dükkâna gitmeli, sanayi bölgesine gitmeli, organize sanayi bölgelerini dinlemeli. Çünkü ekonomik hayat masa başında değil, sahada yaşanıyor” dedi.

“ÜYELER BİRBİRİYLE DAHA FAZLA TİCARET YAPMALI”

Odanın üyeleri arasındaki ticareti artıracak bir sistem kurması gerektiğini belirten Yılmazer, Lüleburgaz’daki binlerce işletmenin hangi ürün ve hizmetleri sunduğunun, hangi alanlarda tedarikçi veya alıcı olduğunun ortaya çıkarılmasını önerdi.

Bu bilgilerden hareketle güçlü bir “Lüleburgaz İş Dünyası Ticaret Ağı” oluşturulabileceğini söyleyen Yılmazer, böylece işletmelerin birbirlerini daha iyi tanıyacağını ve kent içerisindeki ticaret hacminin artırılabileceğini ifade etti.

“Üyelerimiz birbirleriyle ne kadar daha fazla ticaret yapabilir?” sorusunun önümüzdeki dönemin önemli gündemlerinden biri olması gerektiğini belirten Yılmazer, odanın en büyük ekonomik gücünün yine kendi üyeleri olduğunu söyledi.

“İHRACATTA VİTES YÜKSELTMELİYİZ”

Lüleburgaz’ın üretim gücü ve girişimcilik potansiyeli düşünüldüğünde ihracatta çok daha ileri gidilebileceğini ifade eden Yılmazer, bunun yalnızca bir hedef olarak dile getirilmemesi, sistemli bir çalışma haline getirilmesi gerektiğini belirtti.

İhracat yapmak isteyen ancak nereden başlayacağını bilmeyen işletmeler için “İhracata Başlangıç Programı” oluşturulmasını öneren Yılmazer; ihracat yapan firmalar için yeni pazar araştırmaları yapılması, ticaret heyetleri düzenlenmesi, yurt dışı fuarlarında üyelerin gerçek alıcılarla buluşturulması ve yabancı alıcıların Lüleburgaz’a davet edilmesi gerektiğini söyledi.

Ticaret Bakanlığı, KOSGEB ve ilgili kuruluşlarla ortak çalışmalar yapılabileceğini belirten Yılmazer, hedefin ihracat yapmayan işletmelerin ihracata başlaması, ihracat yapanların ise yeni pazarlara açılması olması gerektiğini kaydetti.

EĞİTİM GENÇLER VE KADIN GİRİŞİMCİLER

Günümüzde işletmelerin başarısının yalnızca sermayeye bağlı olmadığını belirten Yılmazer, yapay zekâ, dijital pazarlama, e-ticaret, sosyal medya ve marka yönetimi, ihracat, finans ve nakit akışı, satış, insan kaynakları, iş hukuku, liderlik, kurumsallaşma ve devlet destekleri gibi alanlarda düzenli eğitimler verilmesini önerdi.

Bu kapsamda yıl boyunca ücretsiz veya mümkün olan en düşük maliyetle eğitimlerin düzenleneceği bir “Ücretsiz Üye Akademisi” oluşturulabileceğini söyleyen Yılmazer, başarının eğitim sayısıyla değil, bu eğitimlerin işletmelere sağladığı katkıyla ölçülmesi gerektiğini ifade etti.

Gençlerin yalnızca iş arayan değil, iş kuran bireyler haline gelmesi gerektiğini belirten Yılmazer, oda bünyesinde bir “Genç Girişimci Merkezi” oluşturulmasını önerdi. Gençlere iş planı hazırlama, finansmana erişim, devlet destekleri, pazarlama, dijital ticaret, hukuki ve mali konular, iş bağlantıları ve yatırımcı bağlantıları konusunda destek verilmesini isteyen Yılmazer, tecrübeli iş insanlarıyla genç girişimcilerin buluşturulması gerektiğini söyledi.

Kadın girişimcilerin de daha fazla ticaretin içerisine çekilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmazer, kadın işletmelerinin birbirleriyle ve büyük firmalarla buluşturulacağı bir “Kadın Girişimci Ticaret Ağı” kurulabileceğini belirtti.

“SANAYİCİNİN SORUNU LÜLEBURGAZ’DA BAŞLAR ANKARA’DA ÇÖZÜLÜR”

Ticaret ve Sanayi Odası’nın temsil görevine de dikkat çeken Yılmazer, altyapı, enerji, ulaşım, nitelikli personel ve finansmana erişim gibi sorunların ilgili kurumlara taşınması gerektiğini söyledi.

“Oda yalnızca ‘sorunumuz var’ diyen bir kurum olmamalı. Sorunu tespit eden, çözüm önerisi hazırlayan, ilgili kurumun kapısını çalan ve sonucu takip eden kurum olmalı” diyen Yılmazer, Lüleburgaz’daki sorunların kent sınırları içerisinde konuşulup kalmaması, Ankara’ya kadar taşınarak çözümünün takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

“DESTEK VE PROJE OFİSİ KURULMALI”

Devlet desteklerinden yararlanmak isteyen işletmelerin de daha fazla desteklenmesi gerektiğini belirten Yılmazer, oda bünyesinde “Destek ve Proje Ofisi” kurulmasını önerdi.

KOSGEB, TÜBİTAK, İŞKUR, kalkınma ajansları ve diğer destek mekanizmaları konusunda üyelerin bilgilendirilmesinin yanı sıra başvuru süreçleri ve proje hazırlama aşamalarında da yol gösterilmesi gerektiğini söyleyen Yılmazer, böylece kamu kaynaklarının Lüleburgaz’daki işletmelere daha fazla ulaştırılabileceğini kaydetti.

“NİTELİKLİ PERSONEL İHTİYACINA ÇÖZÜM BULUNMALI”

İş dünyasının en önemli sorunlarından birinin nitelikli personel bulmak olduğunu belirten Yılmazer, meslek liseleri, üniversiteler, mesleki eğitim kurumları ve işletmelerin daha güçlü şekilde bir araya getirilmesi gerektiğini söyledi. Bu amaçla “Nitelikli Personel Platformu” kurulmasını öneren Yılmazer, hangi sektörde hangi personele ihtiyaç bulunduğunun ve önümüzdeki beş yılda hangi mesleklerin önem kazanacağının araştırılması gerektiğini ifade etti.

Lüleburgaz’a yeni yatırımların kazandırılması için de ilgili kurumlarla ortak çalışma yürütülmesi gerektiğini belirten Yılmazer, yatırımcıların karşılaştığı bürokratik ve altyapısal sorunların çözümüne yardımcı olacak bir “Lüleburgaz Yatırım Masası” oluşturulmasını önerdi.

Zamanın işletmeler için önemli bir kaynak olduğunu belirten Yılmazer, daha güçlü bir dijital oda sistemine ihtiyaç olduğunu söyledi. Üyelerin desteklerden eğitimlere, ticari etkinliklerden yeni iş fırsatlarına kadar ihtiyaç duyduğu bilgilere tek bir platformdan ulaşabilmesi gerektiğini belirten Yılmazer, “Hedefimiz daha az bürokrasi, daha fazla zaman ve daha hızlı hizmet olmalı” dedi.

“ŞEFFAFLIK SEÇİM VAADİ DEĞİL YÖNETİM İLKESİ OLMALI”

Oda kaynakları ve aidatlar konusunda tartışmanın yalnızca aidat üzerinden yürütülmemesi gerektiğini belirten Yılmazer, asıl meselenin üyelerin ödediği kaynak karşılığında ne kadar değer üretildiği olduğunu söyledi.

Oda bütçesi, projeler, hizmetler ve elde edilen sonuçların şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini ifade eden Yılmazer, her yıl “Üye Değer Raporu” hazırlanmasını önerdi.

Bu raporda kaç toplantı yapıldığından çok, kaç üyeye yeni müşteri kazandırıldığı, kaç firmanın ihracata başladığı, kaç B2B görüşmesi gerçekleştirildiği, kaç işletmenin devlet desteğinden yararlandığı, kaç kişinin eğitim aldığı ve kaç yeni iş bağlantısı oluşturulduğu gibi ölçülebilir sonuçların yer alması gerektiğini belirtti.

“BAŞARININ ÖLÇÜSÜ TOPLANTI SAYISI DEĞİL SONUÇ”

Yılmazer, oda yönetiminin başarısının toplantı, fotoğraf veya protokol sayısıyla ölçülmemesi gerektiğini vurguladı. “Çok toplantı yapmak başarı olabilir ama tek başına yeterli değildir. Çok fotoğraf çekilmek başarı değildir. Çok protokol imzalamak da tek başına başarı değildir. Asıl soru ‘Üyeye ne kazandırdık?’ olmalı” dedi.

Görev süresinin sonunda kaç üyenin yeni müşteriye ulaştığı, kaç firmanın ihracata başladığı, kaç yeni ülkeye satış yapıldığı, kaç B2B görüşmesi gerçekleştirildiği, kaç üyenin eğitim aldığı, kaç genç girişimcinin desteklendiği, kaç işletmenin devlet desteklerinden yararlandığı ve Lüleburgaz’ın ticaret hacmine ne kadar katkı sağlandığı gibi soruların yanıtlanabilmesi gerektiğini söyledi.

“BAŞKANIN TELEFONU ÜYEYE AÇIK OLMALI”

Başkanın ulaşılabilir olması gerektiğini de vurgulayan Yılmazer, başkanın yalnızca protokol toplantılarında görülen bir isim olmaması gerektiğini ifade etti. “Üye sorun yaşadığında ulaşabileceği bir başkan olduğunu bilmeli. Başkan işletmeye gidebilmeli, üyenin derdini dinleyebilmeli, çözüm için ilgili kurumlarla görüşebilmeli ve en önemlisi sonucu takip edebilmeli” diyen Yılmazer, “Başkanın görevi sorunu dinlemek değil, çözümün peşinden gitmektir” ifadelerini kullandı.

“365 GÜN SAHADA ODA”

Yılmazer, tüm bu önerilerin temelinde ise yılın 365 günü üyeyle temas halinde olan bir oda anlayışının bulunması gerektiğini söyledi. Başkan ve yönetim kurulu üyelerinin yalnızca seçim döneminde değil, görev süresinin tamamında işletmeleri ziyaret etmesi gerektiğini belirten Yılmazer, “365 Gün Sahada Oda” anlayışının yeni dönemin temel ilkelerinden biri olması gerektiğini kaydetti.

Lüleburgaz’ın sanayi, ticaret, tarım, lojistik, ihracat, turizm, teknoloji, girişimcilik, mesleki eğitim ve yatırım alanlarında uzun vadeli bir yol haritasına ihtiyacı olduğunu belirten Yılmazer, ortak bir “Lüleburgaz Ekonomik Kalkınma Stratejisi” hazırlanmasını önerdi.

Odanın belediye, üniversite, organize sanayi bölgeleri, bankalar, kamu kurumları, meslek kuruluşları ve işletmelerle aynı masada buluşması gerektiğini ifade eden Yılmazer, böylece dört yılda bir değişen gündemler yerine uzun vadeli bir kent vizyonu oluşturulabileceğini söyledi.

“KİM KAZANIRSA KAZANSIN, LÜLEBURGAZ KAZANSIN”

Seçimlerin gelip geçeceğini, adayların, listelerin ve grupların yarışacağını belirten Yılmazer, seçim sonrasında ise herkesin aynı kentte yaşamaya ve çalışmaya devam edeceğini hatırlattı.

Adayların birbirlerini eleştirmek yerine projelerini anlatması, üyelerin ise kişilerin yanı sıra liyakat, güvenilirlik, tecrübe ve vizyona bakması gerektiğini belirten Yılmazer, tüm adaylara ve üyelere çağrıda bulundu.

“Kulisleri değil, ekonomiyi konuşalım. Makamı değil, üyeyi konuşalım. Bugünü değil, Lüleburgaz’ın önümüzdeki 10 yılını konuşalım” diyen Yılmazer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kim daha iyi proje hazırlamış? Kim üyeye daha fazla değer katacak? Kim ihracatı artıracak? Kim gençlerin önünü açacak? Kim sanayicinin sorunlarını Ankara’ya taşıyacak? Kim işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştıracak? Kim daha şeffaf olacak? Kim daha ulaşılabilir olacak? Kim verdiği sözleri ölçülebilir şekilde yerine getirecek? Bunları tartışalım.

Çünkü bu seçimde kazanan sadece bir başkan veya bir liste olmamalı. Kazanan Lüleburgaz olmalı.

Seçimden önce birbirimizle yarışalım, seçimden sonra Lüleburgaz için birlikte çalışalım. Daha fazla üretim, daha fazla ticaret, daha fazla ihracat, daha fazla yatırım, daha fazla istihdam ve daha güçlü işletmeler için çalışalım.

Çünkü bizim ihtiyacımız olan şey bir koltuğun kime ait olduğu tartışması değil. Bizim ihtiyacımız olan şey, o koltuğa oturan kişinin Lüleburgaz için ne üreteceğinin konuşulmasıdır.

Üyemiz kazansın. İşletmelerimiz büyüsün. Lüleburgaz kazansın. Hepimiz kazanalım.”

bottom of page