Bir şekerle başlayan sevda!
- Özlem KARAKOYUN

- 19 saat önce
- 3 dakikada okunur
Kepirtepe Öğretmen Okulu’nun bahçesinde bir şekerle başlayan aşk, aradan geçen 65 yıla rağmen ilk günkü heyecanını koruyor. Mustafa ve Sevgin Sarıoğlu çifti, mesafelere, zorluklara ve zamana rağmen sevgi ve saygıyla büyüttükleri evliliklerini bugün hâlâ gülümseyerek anlatıyor.



81 yaşındaki emekli öğretmenler Mustafa Sarıoğlu ve Sevgin Sarıoğlu, 65 yıl önce aynı okulun bahçesinde başlayan hikâyelerini bugün hâlâ aynı heyecanla sürdürüyor.
Mustafa ve Sevgin Sarıoğlu, 1963 yılında evlendi. Ancak bu evliliğin temelleri, 1961 yılının Ekim ayında, Kepirtepe Öğretmen Okulu’nda atıldı. İkisi de aynı okulda okurken tanıştı, aynı sıraları paylaştı, aynı hayalleri kurdu. Yıllar sonra emekli öğretmen olarak geriye dönüp baktıklarında, hafızalarında onlarca anı kaldı.
“BİR ŞEKERLE BAŞLADI”
Mustafa Sarıoğlu, aralarındaki kıvılcımı arttıran anıyı anlatırken, “Sevgin’in ve arkadaşlarının bir grubu vardı okulda. Birbirlerine şeker ikram ediyorlardı, ben de o ortamdaydım. Beni de grubuna dahil etmiş. O gün şekerleri Sevgin hanım dağıtıyordu. Bana iki tane şeker verdi. Ben de ‘İki tane almam, ben tek kişiyim, sevgilim yok benim’ dedim. ‘Bir tanesini alayım sadece’ dedim ve diğer şekeri ona verdim.” dedi.
Okul bahçesindeki küçük havuz ise unutulmayan anılardan biri oldu. Mustafa Sarıoğlu o günü şu sözlerle hatırladı:
“Okulumuzun bahçesinde küçük bir havuz vardı. Öğlen arasıydı, ben pencereden bakıyordum. Sevgin hanım ve çok yakın arkadaşı havuzun kenarında oturmuş şarkı söylüyorlardı. Meğer havuzun bir mermeri oynuyormuş. Bir anda ikisi birden havuza düştü. Okulda bir de duvar gazetemiz vardı. Okulda yaşananları, hatta müdürü bile eleştirirdik. Onlara dedim ki ‘Sizin düştüğünüzü gördüm, bunu okul gazetesinde başyazı yapacağım.’ Sevgin hanım ‘Yazma, rezil oluruz’ diye çok ısrar etti. O dönemler hep böyle sataşıyordum.”
Okul yıllarında görev paylaşımları da onları sürekli bir araya getirdi. Mustafa Sarıoğlu davulcu, Sevgin Sarıoğlu ise tempo majörüydü. Milli bayramlarda aynı yerde görev aldıklarını söyleyen Sarıoğlu, o dönemler yapılan esprileri de gülerek anlattı: “Kızına sahip çıkmayan ailelerin kızları ya davulcuya ya zurnacıya varır’ diye bir espri dönerdi. Bizim de okuldaki bando takım faaliyetlerinden dolayı bu espriyi aramızda çok geçirdik.”
Mustafa Sarıoğlu’nun kıskançlığı ise okul yıllarının en dikkat çekici detaylarından biri oldu. Sarıoğlu o günleri de şöyle anlattı: “O zamanlar kadınlar çok kısa etek giyerdi, ben Sevgin hanımı çok kıskanırdım. Yanımda onun uzun eteğini taşırdım, ‘Bunu giy’ derdim. Hiç diklenmezdi, dediğimi yapardı. Bir gün bir açılışta ortaokula gelmişler, benim bir arkadaşım fotoğrafçıydı, onların fotoğrafını çekmiş. Sevgin de fotoğraflarda. Fotoğrafları vitrinde gördüm. ‘Bunlar ne’ dedim, ‘Hepsini kaldır, ben satın alacağım.’ diye sinirli bir tepki gösterdim. Çok kıskanırdım.”
Sevgin Sarıoğlu ise Mustafa Sarıoğlu’nu biraz geç fark ettiğini dile getirdi.
Sevgin Sarıoğlu, o günleri anlatırken, “Mustafa’yı ben biraz geç fark ettim. Son sınıfta salı günleri staja geliyorlardı. Biz okul bahçesinde arkadaşlarımla geziyorduk. Mustafa beyler stajdan çıkmış, arabayla gidiyorlardı. Arabanın kapısına vurduğu zaman dikkatimi çekti. Çok küçük görünüyordu. Arkadaşım dedi ki ‘Sen onu alt sınıf sanıyorsun ama o üst sınıflardan.’ Çok şaşırmıştım. Biz iki sene boyunca arkadaşça ilişkimizi yürüttük. Sonra evlenmeye karar verdik.” ifadelerini kullandı.
BABASI İSTEMEDİ
Evlenme süreci ise kolay olmadı. Sevgin Sarıoğlu’nun babası, kızının okuyor olmasından ve yemek yapmayı dahi bilmemesinden dolayı bu evliliğe sıcak bakmadı.
Sevgin Sarıoğlu, yine de aşkından vazgeçmezken, yaşadıkları bir anıyı da şöyle anlattı:
“Bir akşam Pınarhisar Parkı’nda oturuyorduk. Ben bir arkadaşımın düğününe gitmiştim. Mustafa bey ile parkta sohbet ettik. Bana ‘Seni şimdi babandan istemeye gideceğim’ dedi. İnanmadım, ‘Olmaz, yapamazsın’ dedim. Mustafa bey yanımdan ayrıldı. Gece geç saatte eve şarkı söyleyerek giderken bir baktım, babamın yanında oturuyor. ‘Eyvah’ dedim, ‘Şimdi eve nasıl gireceğim?’ İçeri girdim, ‘Hoş geldin arkadaşım’ dedim. Babam ‘Kim bu?’ dedi. ‘Okuldan arkadaşım’ dedim. O günü öyle atlattık.”
Sevgin Sarıoğlu evliliğe varana kadar zorlu süreçlerden geçtiklerini evlenmek için iki kez kaçtığını da anlattı.
İkinci kaçışlarında evlendiklerini belirten çift, ancak evlendikten sonra da meslekleri nedeniyle zorlukların bitmediğini aktardı.
Farklı yerlere atandıklarını, sık sık birbirlerinden uzak kaldıklarını belirten Mustafa Sarıoğlu, “Günde beş kere onu görmek için merkeze gidip gelirdim” diye konuştu.
Sevgin Sarıoğlu, “Beni bırakacak diye çok korkardım” sözleriyle o günleri anlatırken, “Mustafa bey Kahramanmaraş’tayken, aramızdaki mesafelere çözüm bulunması için ikimiz de o dönem cumhurbaşkanlığına mektup yazmıştık.” dedi.
“65 YILLIK EVLİLİĞİN SIRRI”
65 yıllık evliliğin sırrını ise Sevgin Sarıoğlu içten samimi bir şekilde anlatırken, “Bizim aramızdaki şey her zaman sevgi oldu. Birbirimize hep saygı duyduk. Sevgimizi gösterdik. Dürüst olduk. Yıldönümlerimizi hep kutladık. Mustafa beyden maddi olarak hiçbir beklentiye girmedim. Bana bir çiçekle gelmesi yeterdi. Beraber neredeyse Türkiye’nin yüzde seksenini gezdik. Gittiğimiz yerleri hep yorulmadan yürüyerek dolaştık.” ifadelerini kullandı.
Bir şekerle alevlenen bu sevda, yıllar boyunca mesafelere, zorluklara ve zamanın yüküne rağmen hiç eksilmedi. Mustafa ve Sevgin Sarıoğlu’nun hikâyesi, sevginin sabırla, emekle ve sadakatle bir ömre nasıl dönüştüğünün yaşayan bir tanıklığı olarak hafızalarda yerini aldı.


