top of page

Unutulmaz doğum günü hediyesi!

"Türkan Suyolcu Menteş’in adı yaşayacak”

Lüleburgaz’da doğup Türkiye’nin ilk kadın subaylarından biri olarak tarihe geçen Türkan Suyolcu Menteş’in adı, Toronto’daki dostlarının bağışıyla Lüleburgaz Devlet Hastanesi’nde yoğun bakım ünitesinde yaşatılacak.

Lüleburgaz’da dünyaya gelen, ilk ve ortaöğrenimini memleketi Lüleburgaz’da tamamlayan ve İzmit Lisesi’nden mezun olan Türkan Suyolcu Menteş, Türkiye’nin ordu saflarına katılan ilk kadın subaylarından biri olarak tarihe geçmiş isimler arasında yer alıyor.

Bugün ise Menteş’in ismi, hayatını adadığı vatan ve eğitim sevgisini yansıtan anlamlı bir bağışla bir kez daha gündeme geldi.

Kanada’nın Toronto kentinde yaşayan dostları, Türkan Suyolcu Menteş’in doğum gününü unutulmaz kılmak ve adını kalıcı biçimde yaşatmak amacıyla Lüleburgaz Devlet Hastanesi’ne yoğun bakım ünitesi ekipmanı bağışladı. Bağışlanan ekipmanların Menteş’in adıyla anılacağı bildirildi.

Projeye ilişkin koordinasyonun USA-CANADA Turkish Student Association eski üyesi Barbaros Görkem Şinikoğlu tarafından yürütüldüğü aktarıldı.

Hayatı boyunca fedakârlığın, disiplinin ve vatanseverliğin simgesi olarak gösterilen Menteş’in adının sağlık alanında can kurtaracak bir bağışla yaşatılması, projeyi hayata geçirenler için de ayrı bir anlam taşıdı.

PİLOT OLMAK İSTEDİ DENİZLERE YELKEN AÇTI

Türkan Suyolcu Menteş'in üniformaya uzanan yolculuğu, bir cesaret ve azim hikâyesi. O dönem orduya kabul edilen ilk kız öğrencilerden biri olan Menteş, bu kapının arkadaşı İnci Arcan'ın Kara Harp Okuluna kabul edilmesiyle aralandı. Gazete ve radyolarda günlerce duyurulan bu haberi duyduğu an asker olmaya karar verdiğini söyleyen Menteş ile birlikte yirmi beş genç kız müracaat etmiş; bir kısmı Kara, Hava ve Deniz Harp Okullarına, kimileri ise askerî öğrenci olarak üniversitelere yerleştirilmiş.

Onun asıl hayali Hava Harp Okuluna girip pilot olmakmış. Bu isteğinin kökeninde, Hava Kuvvetlerinde pilot olan ve büyük hayranlık duyduğu ağabeyi ile İzmit Lisesindeki askerlik dersi hocasının bıraktığı ilham varmış. Hocasının bir gün sınıfta “Bütün sınıfta kimse bizim mesleği düşünmüyor, bir tek Türkan hevesli ama o da kız olduğu için olamayacak” demesi onu o yıllarda derinden etkilemiş; idealine kavuştuğunda ise bu sözleri sevgiyle anımsamasına vesile olmuş.

Başlangıçta ailesi, özellikle de babası bu karara şiddetle karşı çıkmış, ancak kızlarının kararlılığını görünce ikna olmuş. 25 Temmuz 1954'te, on sekiz yaşını yeni doldurmuş bir genç kız olarak, annesiyle birlikte Eskişehir Hava Kuvvetleri Hastanesinden heyet raporu almak için yola çıkmış. Ayağında lastik pabuçlar, üzerinde eşofmanla girdiği hastanede kendisini “Bizlere böyle gençler lazım” sözleriyle karşılayanları hiç unutmadı.

DENİZLERE YELKEN AÇAN BİR KARİYER

Almanya'da pilot olarak görev yapan ağabeyinin, pilotluğun zorlukları konusundaki uyarıları üzerine yolunu değiştirdi ve Deniz Kuvvetleri namına okumayı tercih etti. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin kontenjanıan yerleşti; sanat tarihi ve kütüphanecilik üzerine eğitim aldı. Dört yıllık üniversite hayatı boyunca Dikmen Kara Harp Okulunda kaldığı yıllarda, toplam on beş kız öğrenciden biriydi.

Haziran 1959'da deniz teğmeni rütbesiyle mezun olan Menteş, aynı yıl Deniz Harp Okuluna kütüphane ve müze müdürü olarak atandı. Genelkurmay Ar-Ge Başkanlığındaki kısa görevinin ardından yeniden Deniz Harp Okuluna döndü ve 1970 yılına kadar önce kütüphane ve müze müdürü, ardından eğitim şube müdürü olarak görev yaptı. Öğrencileriyle kurduğu yakın ilişki, müfredat çalışmaları ve zengin kütüphane ve müze koleksiyonu, onun eğitim sevgisinin nişaneleriydi. Bu görevlerine ek olarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığının izniyle Heybeliada Lisesinde sekiz yıl öğretmenlik de yaptı.

Meslek hayatı boyunca İsmet İnönü, Celal Bayar, Cemal Gürsel, Fuat Köprülü ve Süleyman Demirel gibi Cumhuriyet tarihinin önemli isimleriyle tanışma fırsatı buldu. Görevli olarak Almanya, İtalya, İngiltere ve Malta'ya gitti; 1966'da Malta'ya iki Türk kadın subay olarak yaptıkları ziyaret, oradaki İngiliz donanmasını hayretler içinde bırakmıştı.

KILIÇLAR ALTINDA BİR DÜĞÜN TORONTO'DA YENİ BİR HAYAT

Eşi Güney Menteş ile, kendisi Genelkurmay Başkanlığında yedek subaylığını yaparken tanıştı. 23 Mart 1968'de Kasımpaşa Ordu Evinde, nikâh şahitleri Tuğamiral Ahmet Çakır ve Amiral Kemal Kayacan'ın huzurunda, albayların tuttuğu kılıçların altından geçerek dünya evine girdiler. Kıdemli yüzbaşı rütbesinde ordudan ayrılan Menteş, ailesiyle birlikte Toronto'ya yerleşti.

İki kızı Ayça ve Müge'yi titiz bir disiplinle yetiştiren Menteş, her ikisinin de Toronto Üniversitesinden mezun olmasının gururunu yaşadı. Aile ve vatan özlemi dışında mutlu bir evlilik sürdüğünü her fırsatta dile getirdi.

BİR ÖMRÜN ARDINDAN YAŞAYAN BİR İSİM

Bir zamanlar Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'nı tören kıyafetleri, çelenkler ve kılıç kuşanan teğmenlerle coşkuyla kutlayan; 23 Nisan'ları, 19 Mayıs'ları, 30 Ağustos'ları ve 29 Ekim'leri özlemle anan Türkan Suyolcu Menteş, bugün adını taşıyan bir yoğun bakım ünitesi ekipmanı bağışı ile gelecek nesillere can olmayı sürdürüyor.

Türkan Suyolcu Menteş’in dostlarının bu anlamlı armağanı ve Barbaros Görkem Şinikoğlu'nun koordinatörlüğünde hayata geçen proje, bir öncü kadının ülkesine ve insanlığa bıraktığı mirası kalıcı kılıyor. Lüleburgaz'dan denizlere, oradan okyanus ötesine uzanan bir hayat, artık bir hastane koridorunda yeni hayatlara dokunacak.

bottom of page