Bir Sayfa Ödev Neden 3 Saat Sürüyor?

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı
ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Cansın Ceylan yazdı...
Akşam yemeği bitmiş, defter açılmış. Çocuk önce kalemini arıyor, sonra su içmeye kalkıyor. Masaya döndüğünde annesi aynı cümleyi bir kez daha söylüyor: “Hadi, bitir de rahatlayalım.” Bir süre sonra babası da katılıyor: “Şimdiye çoktan bitmişti.” Saat ilerliyor, sesler yükseliyor. Ödev hâlâ aynı sayfada.
Bir sayfa ödev neden 3 saat sürüyor? O masanın etrafında yaşananları anlamak için, geçen sürenin içinde neler olduğuna bakmamız gerekiyor.
Bir yetişkin için “Ödevini yap” oldukça açık bir talimat. Çocuğun ise hangi defteri açacağını bulması, yönergeyi anlaması, nereden başlayacağına karar vermesi ve dikkatini sürdürmesi gerekiyor. Biz sonucu beklerken o, işin daha ilk basamağında takılmış olabiliyor.
Kimi çocuk soruyu sözlü olarak rahatça cevaplar ama yazmaya başladığında belirgin biçimde yavaşlar. Kimi, metni okumak için öyle çok çaba harcar ki sonuna geldiğinde başını unutmuştur. Bir başkası cevabı bildiği hâlde yanlış yapmaktan çekinir; yazdığını siler, yeniden yazar, her kelimede onay bekler. Dışarıdan bakıldığında üçü de ödevini uzatıyordur. Oysa ihtiyaç duydukları yardım farklıdır.
Hangi noktada zorlanıyor?
Birkaç akşam boyunca bunu gözlemek, peş peşe hatırlatma yapmaktan daha fazla bilgi verebilir. Başlaması mı uzun sürüyor, başladıktan sonra mı kopuyor? Bütün derslerde mi zorlanıyor, özellikle okuma veya yazma gerektiğinde mi? Yanına oturunca ne değişiyor? Bu gözlemin amacı çocuğu sınamak değil, ona nasıl yardım edeceğimizi anlamaktır.
Her uzayan ödev, dikkat eksikliği bozukluğu anlamına gelmez. Yukarıdaki üç çocuğa dönelim: Sözlü bildiğini yazıya dökerken yavaşlayan çocukta yazma becerisiyle ilgili bir güçlük, okurken başını unutan çocukta okuma güçlüğü, her kelimede onay bekleyen çocukta ise kaygı veya takıntı akla gelebilir. Uyku sorunları dikkati ve çalışma hızını belirgin biçimde etkiler. Görme ve işitme kontrolünü de unutmamak gerekir; defteri net göremeyen ya da öğretmeni tam duyamayan bir çocuk da ödevde zorlanır. Bazen günün yorgunluğu ya da ödevin çocuğun düzeyine göre zor veya fazla olması süreyi uzatan sebeplerdendir.
Dikkat eksikliği mi?
Ödevdeki zorluğun bir dikkat sorununa işaret edip etmediğini anlamak için ödev masasının ötesine bakmak gerekir. Zorluk yalnızca evde değil okulda da görülüyor ve öğretmen de benzer şeyler anlatıyorsa; çocuk eşyalarını sık sık kaybediyor, oyunda bile yönergeleri yarıda bırakıyor, sırasını beklemekte zorlanıyorsa; üstelik bu tablo bu yıl başlamamış, küçüklüğünden beri süregeliyorsa dikkat eksikliği olasılığı daha çok akla gelir. Bu nedenle dikkatle ilgili bir değerlendirmede, ödev masasının yanı sıra çocuğun okulda ve günlük yaşamında nasıl olduğuna da bakılır.
“Ama sevdiği oyunun başından saatlerce kalkmıyor” itirazını anlamak kolay. Yine de ilgi çekici, sürekli yenilik ve karşılık sunan bir etkinlik ile sıkıcı bir ödev aynı çabayı istemez. Bu yüzden oyunda saatlerce kalabilmesi, dikkat sorunu olmadığını göstermez. Merak uyandıran etkinliklerde odaklanıp sıkıcı ve çaba isteyen işlerde dağılmak, dikkat güçlüğü yaşayan çocuklarda sık görülen bir tablodur.
Akşamı nasıl kolaylaştırabiliriz?
Önce, okuldan eve gelen çocuğun dinlenmeye, bir şeyler yemeye ve hareket etmeye ihtiyacı olabileceğini hesaba katalım. Ardından her gün yeniden pazarlık konusu olmayan, çocuğun da bildiği bir çalışma zamanı belirleyebiliriz. Bu düzenin yaşına ve günün koşullarına uygun olması gerekir; bütün çocuklara uyan tek bir saat yoktur.
Başlamakta zorlanıyorsa “Hepsini bitir” demek yerine ilk adımı somutlaştırabiliriz: “Önce soruda ne istendiğine bakalım, sonra ilk ikisini sen dene.” Uzun işi küçük parçalara ayırmak ve araya önceden konuşulmuş kısa molalar koymak, çalışmayı daha yönetilebilir hâle getirebilir. Çocuğun yapabildiği bölümlerde geri çekilmek de bu desteğin parçasıdır.
Elbette bütün gün çalışmış, eve geldiğinde başka sorumlulukları da olan bir anne babanın sabrı sınırsız değildir. Bazen “Yeter ki bitsin” diye cevabı söylemek veya kalemi eline almak anlaşılır gelir. Ancak bu tekrarlandığında çocuğun kendi başına deneme fırsatı azalır. Yanında bulunup ihtiyaç duyduğunda yardım etmekle bütün ödevi birlikte yapmak arasındaki dengeyi, desteği yavaş yavaş azaltarak kurabiliriz.
Öğretmenin de evdeki tabloyu bilmesi önemlidir. Defterde tamamlanmış görünen bir sayfanın üç saat, çok sayıda hatırlatma ve gözyaşıyla bittiği okuldan anlaşılmayabilir. Ne kadar sürdüğünü ve hangi bölümde zorlanıldığını paylaşmak, ödevin miktarını ve düzeyini birlikte gözden geçirmeyi sağlar.
Güçlük haftalar boyunca sürüyor, öğrenmeyi aksatıyor veya evde hemen her akşam belirgin sıkıntı yaratıyorsa okulun rehberlik servisiyle görüşmek iyi bir ilk adımdır. Bunun yanında bir çocuk ve ergen psikiyatristinin değerlendirmesi de gerekir. Çocuğun gelişimi, öğrenme becerileri, duygusal durumu ve evle okuldan gelen bilgiler birlikte ele alındığında, nasıl bir desteğe ihtiyaç duyduğu daha iyi anlaşılır.
O akşam defter yine hemen kapanmayabilir. Fakat çocuğun hangi soruda, hangi kelimede, hangi beklentide takıldığını gördüğümüzde yardımımız daha işe yarar hâle gelir. Ödevin ardından birbirimize söyleyecek başka sözlerimiz, birlikte geçirecek biraz zamanımız da kalsın isteriz.
Gelecek çarşamba, akşamın bir başka tanıdık sorusunu konuşalım: “Ekran kapandığında tartışma neden başlıyor?” Görüşmek üzere.



