top of page

Bir ekmek bin bereket!

“Rukiye Yıldırım’ın emekle yoğrulan hayatı”

Durak Mahallesi’nde yaşayan 70 yaşındaki Rukiye Yıldırım, çocukluk yıllarından bu yana pazarcılık yaparak hayat mücadelesi veriyor.

Yugoslavya’dan Türkiye’ye gelen bir pazarcı babanın kızı olan Yıldırım, ailesinin hayata tutunma hikâyesini bugün hâlâ tezgâhının başında sürdürüyor.

Çocukluğundan itibaren pazaryerlerinin içinde büyüdüğünü anlatan Yıldırım, “Babam Yugoslavya’dan geldiğinde burada hayata tutunmak için pazarcılığa başladı. Ben de çocukluğumdan beri bu işin içindeyim” sözleriyle geçmişini aktardı. Kadın başına yıllarca çalıştığını belirten Yıldırım, eşinin başka bir işle uğraştığını, kendisinin ise eve destek olmak için pazarcılık yaptığını söyledi.

Eşini üç yıl önce kaybettiğini ifade eden Yıldırım, astım hastası olmasına rağmen çalışmaya devam ediyor. “Astımım var ama bakmam gereken bir evim var. Çalışmadan olmuyor” diyen Yıldırım, bir kızı ve bir oğlu olduğunu, kızıyla birlikte yaşadığını ve kızının şu an çalışmadığını dile getirdi.

Ailesinden hayatta kalanların yalnızca çocukları olduğunu söyleyen Yıldırım, tüm zorluklara rağmen üretmekten vazgeçmediğini vurguladı. Kendi bahçesinde tamamen doğal yöntemlerle üretim yaptığını belirten Yıldırım, soğan, marul, ıspanak, pırasa ve kabak yetiştirdiğini anlattı. “Her şeyi kendi çabamızla yapıyoruz. Üç metre bir demiri büküyoruz, naylonla kapatıyoruz. Küçük bir yer ama üretim için yetiyor” diyerek emeğinin detaylarını paylaştı.

Pazarda küçük bir tezgâhı olduğunu söyleyen Yıldırım, büyük beklentiler içinde olmadığını ifade ederek, “Tezgâhım küçük ama bana yetiyor. Şükrediyorum her halime” dedi. Zorlu hava şartlarına rağmen her hafta pazara geldiğini vurgulayan Yıldırım, yağmurda, soğukta ve sıcakta çalışmaya alışkın olduğunu belirtti.

Eğitim hayatının ilkokulla sınırlı kaldığını söyleyen Yıldırım, gençlik hayallerini de paylaştı. Hemşire olmak istediğini dile getiren Yıldırım, “Okumak istiyordum, hemşire olmayı çok isterdim ama rahmetli babam izin vermedi” sözleriyle içinde kalan hayalini anlattı.

Kazancının çok büyük olmadığını ancak temel ihtiyaçlarını karşılamaya yettiğini ifade eden Yıldırım, “Peynirimizi, zeytinimizi alacak kadar kazanıyoruz. Sağlık olsun, hayatımda başka bir şey istemem” dedi. Hayata dair beklentisini ise şu sözlerle özetledi: “Bir ekmek yiyoruz, Allah bin bereket versin.”

Doğal üretimden yana olduğunu özellikle vurgulayan Rukiye Yıldırım, emeğiyle ayakta durmaya, tezgâhının başında alın teri dökmeye devam ediyor. Yıllara meydan okuyan bu mücadele, pazaryerlerinde sessizce süren nice hayat hikâyesinden sadece biri.

bottom of page