top of page

Bebeklerin kahramanı!

Tıp Bayramı dolayısıyla gazetemize konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Armağan Ayyıldız, yaklaşık 40 yıllık meslek hayatında Lüleburgaz’da binlerce bebeğin dünyaya gelişine tanıklık ettiğini söyledi. 24 yaşından beri hekimlik yaptığını belirten Ayyıldız, doğum sürecinde anne adaylarıyla 9 ay süren güçlü bir bağ kurduklarını ifade ederek, “Bazen doğumunu yaptırdığım çocukların büyüyüp evlendiğini ve onların çocuklarını da dünyaya getirdiğimi görüyorum. Bir doktor için bundan daha büyük bir mutluluk yok” dedi. Günümüzde görevini Özel Derman Hastanesi’nde sürdüren Ayyıldız, hekimliğin en büyük gücünün insan hayatına dokunabilmek ve mesleğin manevi tatmini olduğunu vurguladı.

1961 yılında Lüleburgaz’da doğan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Armağan Ayyıldız, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla gazetemize meslek hayatına dair deneyimlerini, anılarını ve hekimliğe dair düşüncelerini anlattı. Yaklaşık 40 yıllık meslek hayatında binlerce bebeğin dünyaya gelişine tanıklık eden Ayyıldız, bugün Özel Derman Hastanesi’nde görev yapıyor.

İlk, orta ve lise öğrenimini Lüleburgaz’da tamamlayan Ayyıldız, ardından Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nden mezun olarak tıp eğitimini tamamladı. Meslek hayatının bir bölümünü farklı şehirlerde geçirdikten sonra yeniden memleketine döndüğünü belirten Ayyıldız, yılların nasıl geçtiğini şu sözlerle anlattı:

“Lüleburgaz doğumluyum. Biraz dışarılarda dönüp dolaştıktan sonra tekrar Lüleburgaz’a geldim. Aradan 30-32 sene göz açıp kapayıncaya kadar geçti. 24 yaşından beri doktorluk yapıyorum, yaklaşık 40 yıl oldu.” “ELİMDE DOĞAN BEBEKLERİ SAYMAYI BIRAKTIM”

Meslek hayatının en özel tarafının insanların hayatına dokunmak olduğunu söyleyen Ayyıldız, yıllar boyunca dünyaya gelen bebeklerin sayısını bir süre sonra saymayı bıraktığını ifade ederek, “15-20 sene öncesine kadar elimde doğan çocukları sayıyordum ama sonra saymamaya başladım. Çok fazla sayıda bebeğin doğumunda bulundum. Bebekler çok hızlı değişiyor ve gelişiyor. Biz daha çok anneyle ilgileniyoruz. Bebeği hemşire hanımlara ve çocuk doktoruna emanet ediyoruz ama yine de sürekli gözümüz üzerlerinde oluyor.” dedi.

Ayyıldız, zaman zaman doğumunu yaptırdığı çocuklarla yıllar sonra yeniden karşılaştığını da anlattı.

Ayyıldız şöyle konuştu: “Aileler çocuklarını getiriyor ve ‘Siz doğurtmuştunuz doktor bey’ diyorlar. Hatıra fotoğrafları çekiyoruz. Bazen çocuklar büyümüş oluyor. Benim doğurttuğum çocuklar birbirleriyle evlenmiş oluyor. Hem kızın hem erkeğin doğumunda bulunmuş oluyorum, sonra onların çocuklarını da doğurttuğum oluyor. Bu çok sık yaşanan bir durum.”

“TIP FAKÜLTESİ BENİM İÇİN İNSANLARIN HAYATINA DOKUNMANIN YOLU OLDU”

Doktorluğu seçmesinin ardında o dönemin değer yargılarının da etkili olduğunu belirten Ayyıldız, lise yıllarında meslek seçiminin nasıl şekillendiğini şu sözlerle anlattı:

“Bir lisede okuyan öğrencinin aklında çok net hayaller olmuyor. O dönemde en popüler ve saygın meslekler göz önüne alınıyor. Lisede başarılı olunca iddialı bir branşta yer almak istiyorsunuz. İnsanlar tarafından değer verilen, insanların hayatına dokunabilen bir meslek olarak tıp fakültesinin içinde bulunmak ve o kültürün parçası olmak istedim.”

“ANNE ADAYLARIYLA 9 AY SÜREN ÖZEL BİR BAĞ OLUŞUYOR”

Kadın hastalıkları ve doğum branşının diğer alanlardan farklı olarak uzun süreli bir ilişki gerektirdiğini ifade eden Ayyıldız, gebelik sürecinde doktor ile hasta arasında güçlü bir bağ oluştuğunu söyledi.

Gebelikte anne adaylarıyla 9 ay boyunca beraber bir süreç geçirdiklerini kaydeden Ayyıldız, “Bazen aynı aile ikinci ya da üçüncü çocuğunda yine bizi tercih ediyor. Böyle olunca yıllarca süren bir iletişim oluyor. Bu süreçte duygusal bir bağ oluşuyor ve birbirimizi ömür boyu hatırlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“MANEVİ TATMİNİ ÇOK YÜKSEK BİR MESLEK”

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığının büyük sorumluluk gerektiren bir alan olduğunu vurgulayan Ayyıldız, mesleğin en önemli yönünün manevi tatmin olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Çok sorumluluk isteyen, komplikasyonlara açık ve hızlı karar vermeyi gerektiren bir branş. Bazen sıkıntılı durumlar yaşanabiliyor ama manevi tatmin yönü çok güçlü. İnsanların düşündüğü gibi maddi tarafı çok ön planda değil.”

“İNSANI AYAKTA TUTAN KENDİ İÇ GÜCÜDÜR”

Meslek hayatında zaman zaman zor ve moral bozucu durumlarla da karşılaştıklarını ifade eden Ayyıldız, bu süreçlerde insanın kendi iç gücüne dayanması gerektiğini söyledi.

Doktorları ayakta tutan şeyin aslında ailelerinden gelen genetik güç ve karakter olduğuna vurgu yapan Ayyıldız, “İnsan bazen manevi olarak zorlanabilir ama o durumda insan kendi içine döner ve yeniden toparlanır.” dedi.

KORİDORDA GERÇEKLEŞEN DOĞUM

Meslek hayatında unutamadığı pek çok anısı olduğunu anlatan Ayyıldız, asistanlık yıllarında yaşadığı bir doğum anısını da paylaştı.

Anılarına dair bir kitap da yazmak istediğini söyleyen Armağan Ayyıldız, “Asistan olduğum bir dönemde klinik koridorunda yürüyordum. Bir anda doğum yapmak üzere olan bir hasta geldi. Bebeğin kafası çıkmak üzereydi ve doğum masasına yetiştirmek için zaman yoktu. Hastayı hemen yere yatırdım ve bebeği orada doğurttum. O sırada klinik hocamız yanımızdan geçerken ‘Ah canım ben sana yardım edemeyeceğim’ dedi ve yürüyüp geçti. Başka bir anım ise kan ihtiyacı olan hastalarıma kan verip ardından ameliyatlarına girdiğim de oldu. Meslek hayatımda hastalarım için elimden gelen her şeyi yapmaya çalıştım. Buna benzer çok anımız var. Anılarımla ilgili bir kitap çıkartmayı düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

Toplumda kulaktan dolma bilgilerin ciddi sorunlara yol açabileceğini da vurgulayan Ayyıldız, “Bizim meslekte ‘hastalık yoktur, hasta vardır’ diye bir söz vardır. Her hastalık her insanda farklı şekilde ortaya çıkabilir. Bu nedenle insanlar yaşadıkları deneyimleri tek doğru gibi anlatmamalı” dedi.

“KIZ ÇOCUKLARINA MUTLAKA MESLEK SAHİBİ OLMALARINI SÖYLÜYORUM”

Bazı bölgelerde hâlâ erken yaşta evlilik ve gebeliklerin görüldüğünü ifade eden Ayyıldız, özellikle genç kızlara eğitim konusunda tavsiyelerde bulunduğunu söyledi.

Ayyıldız: “Küçük yaşta gelen kız çocuklarına mutlaka bir meslek sahibi olmalarını söylüyorum. Nasıl olsa evleneceklerini ama önce bir meslek edinmeleri gerektiğini anlatıyorum. 40 yıldır bunu anlatıyorum ama maalesef her zaman istediğimiz sonucu alamıyoruz.”

“TIBBİYE RUHU HEM VATANSEVERLİK HEM İNSAN SEVGİSİDİR”

14 Mart Tıp Bayramı’nın tarihsel anlamına da değinen Ayyıldız, bu günün yalnızca bir kutlama değil aynı zamanda önemli bir hatırlatma olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“14 Mart, Osmanlı’da modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. Ancak bugünkü anlamını 1919’da İstanbul’un işgali sırasında tıp öğrencilerinin işgale karşı yaptığı protestoyla kazanmıştır. Tıbbiye ruhu hem vatanseverliktir hem de insan sevgisidir.”

“DEĞER YARGILARI DEĞİŞTİ”

Ayyıldız, geçmişte doktor adaylarının zorlu branşları tercih etmekten çekinmediğini, ancak günümüzde bu durumun değiştiğini söyledi.

Başarılı isim, “Bizim zamanımızda insanlar daha idealistti. Zorluklardan kaçmaz, üzerine giderdik. Kadın hastalıkları ve doğum gibi branşlar çok tercih edilirdi. Ama bugün acil durumları ve riskleri fazla olduğu için tercih sıralamasında çok gerilere düştü. Bu da toplumun değişen değer yargılarıyla ilgili.” diye konuştu.

“CEP TELEFONU BİZİM BRANŞ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”

Teknolojinin meslek hayatını da değiştirdiğini belirten Ayyıldız, özellikle cep telefonlarının acil durumlarda büyük kolaylık sağladığını ifade ederek, “Eskiden çağrı cihazları vardı ya da bir telefon kulübesinden haber verilirdi. Şimdi cep telefonu sayesinde hastanın durumu hakkında çok daha hızlı ve detaylı bilgi alabiliyoruz.” dedi.

“KEŞKE BİR ZAMAN MAKİNESİ OLSA”

Meslek hayatında bazen geri dönmek istediği anlar olduğunu söyleyen Ayyıldız, esprili bir dille hayalini de paylaştı.

Ayyıldız hayalinde, “Şu cep telefonu boyutunda bir zaman makinesi olsa keşke. Yılda bir kere yarım saat kullanılabilse. Böyle bir şey olsaydı geçmişte yaşadığım bazı zor anları geri almak isterdim.” ifadesini kullandı.

 “DOĞUM BAŞLAYINCA DOKTORUN HAYATI DA HASTAYA BAĞLIDIR”

Kadın hastalıkları ve doğum branşının en zor yanlarından birinin doğum sürecinin belirsizliği olduğunu ifade eden Ayyıldız, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bir doğum başladığı zaman hasta 1 santim açıklıkla gelebiliyor. 8-10 ya da bazen 12-13 saat sonra doğurabiliyor. Doktor hastanede değildir belki ama evde hastanın durumunun nasıl ilerlediğini saatte bir, saat başı, 2-3 saate bir sorar. Hastaya hep bağımlı yaşarsınız. Bedenen orada olmasanız bile aklınız hep o hastadadır doğurana kadar. Ona göre hareket edersiniz özel hayatınızda da.’’

bottom of page