Alevle şekillenen sanat!
- Özlem KARAKOYUN

- 23 Eyl 2025
- 2 dakikada okunur
Çocuk yaşta başladığı sıcak cam işleme sanatını bugün Lüleburgaz’da sürdüren Gürcan Kınık, hem el emeği ürünler üretiyor hem de sanatın unutulmaması için çabalıyor.




Çocukluğunda arkadaşının yönlendirmesiyle sıcak cam işleme sanatıyla tanışan 38 yaşındaki Gürcan Kınık, bugün Lüleburgazlı iki çocuk sahibi bir cam sanatçısı olarak yaşamını sürdürüyor.
Kınık, 13 yaşındayken İstanbul Karagümrük’te Bederhanoğulları Atölyesi’nde mesleğe adım attığını belirterek, “Bir yandan harçlığımı çıkarmaya çalışıyordum. Ustalarımız, ‘Bir süre çalışıp gidecek adamın burada işi yok!’ dediler. Ben de uzun süre çalışmayı göze alarak işe başladım ve severek sürdürdüm” dedi.
Lüleburgaz 8 Kasım Mahallesi’ndeki 39 Burda AVM’de işletmesi bulunan Kınık, Türkiye’de unutulmaya yüz tutmuş sanat dallarından biri olan sıcak cam işleme sanatını çocuklarına da öğretmeye çalışıyor. Çocuklarının bu işi severek öğrendiğini ifade eden Kınık, “Ama gelecek planlarının ne olacağını bilemeyiz” diye konuştu.
Kınık’ın ürettiği ürünler arasında kişiye özel kolye, küpe, bileklik, minyatür cam objeler, biblo hayvan figürleri gibi el emeği eserler yer alıyor.
İnternet üzerinden hem yurtiçine hem de yurtdışına satış yapan sanatçı, ürünlerinin bir benzerinin bir daha aynı şekilde yapılamayacağını vurguluyor.
Üretim sürecine dair bilgi veren Kınık, “Cam çubuklarını ortalama 1200 derece ateşte eriterek şekil veriyoruz. En çok mavi cam kullanıyoruz çünkü mavi boncuğa olan ilgi çok fazla. Bu cam çubukları İtalya’nın Venedik kentindeki Murano Adası’ndan geliyor” dedi.
Murano Adası’nın tarihine de değinen Kınık, “Eskiden bu adaya Venedikli cam üfleme ustaları yerleştirilmiş ve onlara ayrıcalıklı haklar sunulmuş. Ancak ustaların adadan ayrılmaları yasaktı, denemelerinin cezası ise idam. Sebebi, bu ustaların cam işçiliğinin sırrını başkalarına açıklamalarına engel olmaktı. Şimdilerde öyle bir şey kalmadı, ada turistik bir yer haline geldi. Sanat bilinse bile kaybolup giden bir sanat oldu. Benim dileğim bu işlerin fabrikasyon ürünlerden sıyrılıp el emeğinden kopmaması” ifadelerini kullandı.
Kınık, işletmesinde ayrıca isteğe göre doğal taş kolye ve bileklik de hazırlayan Kınık, müşterilerine taş almadan önce bilgi almak isteyenlere yardımcı olduğunu söyledi.
CAM SANATININ GEÇMİŞİ HAKKINDA BİLGİ VERDİ
Kınık, sıcak cam işleme sanatının tarihine de değinerek şunları söyledi:
“Sıcak cam işleme sanatının hareketliliği Osmanlı İmparatorluğu’nda Sultan III. Selim döneminde önemli girişimlerle başlamış sayılır. Osmanlı, dönemin en yeni sanayi ve sanat alanı olan camcılığa sahip çıktı. Rakibi olan Venedik’in cam teknolojisini ülkeye getirmek ve geliştirmek için çalışmalar başlatıldı. Sultan III. Selim, Mevlevi Mehmed Dede’yi camcılık sanatını öğrenmesi için Venedik’e gönderdi. Ayrıca cam sanayine uygun geniş araziler aranarak yatırımlar yapılmaya başlandı.
Boğaziçi’ndeki Beykoz çevresi bu iş için uygun bulundu. Arazi yapısı, su kaynakları ve İstanbul’daki büyük yangınlardan uzak olması tercih sebebiydi. O yıllarda sanayi demek yüksek ısı ve ateş demekti, bu da yangın tehlikesini beraberinde getiriyordu. Daha önce İstanbul surları ve Tekfur Sarayı çevresinde bulunan eski atölyelerin yanı sıra, Beykoz’daki düzlüklerde yepyeni bir camcılık Sultan III. Selim ile birlikte başlamış oldu.”


