Akademi ile Edebiyatı buluşturan isim: Elif İpek Bilek
- Özlem KARAKOYUN

- 19 saat önce
- 2 dakikada okunur


14 Şubat Dünya Öykü Günü, bu yıl akademi ile edebiyatı aynı çizgide buluşturan bir söyleşiyle karşılandı. Aslen Tekirdağlı olan ve yaklaşık dört yıldır Lüleburgaz’da yaşayan Uluslararası İlişkiler uzmanı ve yazar Elif İpek Bilek, yazıyla kurduğu bağı ve öykünün hayatındaki yerini anlattı.
Uluslararası ilişkiler alanında lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamlayan Bilek, akademik çalışmalarında iklim krizi ve gıda güvenliği üzerine yoğunlaştığını belirtti. Akademi ile yazarlığı birbirinden ayırmadığını vurgulayan Bilek, “Akademik üretim dünyayı anlamamı sağladı, yazarlık ise insanı” dedi.
“YAZMAK KİMLİĞİMİN PARÇASI”
Yazmaya 12 yaşında başladığını söyleyen Bilek, o yıllarda tuttuğu defterlerin bir kısmını hâlâ sakladığını ifade etti. Deneme, yetişkin kurgu, çocuk edebiyatı ve polisiye türlerinde eserler kaleme alan yazarın dört kitabı ve bir derleme eseri bulunuyor. Çeşitli platformlarda yazarlık ve editörlük yaptığını belirten Bilek, zamanla yazmanın bir heves olmaktan çıkıp kimliğinin parçası haline geldiğini söyledi.
“AKADEMİK METİN DİSİPLİN, ÖYKÜ CESARET İSTER”
Öyküye çocukluk yıllarında ilgi duymaya başladığını, ancak bu alana daha bilinçli yönelişinin yakın dönemde gerçekleştiğini anlatan Bilek, ilk kitabının 13–16 yaşları arasında yazdığı öykülerden oluştuğunu kaydetti. Akademik metinlerle öykü arasındaki farkı ise şu sözlerle özetledi: “Akademik metin disiplin ister, öykü cesaret.”
İlk polisiye öyküsüyle katıldığı bir yarışmada ikincilik kazandığını belirten Bilek, bu deneyimin kendisi için bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. “İçimde yıllardır sessizce duran bir anlatıcının varlığını o zaman fark ettim” dedi.
“DÜNYAYI KÜÇÜK HİKÂYELER ŞEKİLLENDİRİYOR”
Uluslararası ilişkiler alanında güç dengeleri ve krizlerle ilgilendiğini hatırlatan Bilek, öykünün kendisine daha kişisel ve derin bir bakış sunduğunu dile getirdi. “Büyük anlatılarla uğraşıyorum ama dünyayı çoğu zaman görünmeyen küçük insan hikâyeleri şekillendiriyor” ifadelerini kullandı.
Öyküyü “bir anın içindeki gerçeği yakalama çabası” olarak tanımlayan Bilek, kısa anlatıların yoğunluğuna dikkat çekerek, az kelimeyle derin bir etki yaratmanın öykünün en güçlü yanı olduğunu söyledi.
“HERKESİN İÇİNDE BİR HİKÂYE VAR”
Öykülerinde birebir yaşanmış olayları yazmadığını ancak duyguların mutlaka metinlere sızdığını belirten Bilek, yazmayı “duygusal bir arşiv” olarak tanımladı. En çok insanın iç çatışmalarını yazarken beslendiğini ifade eden yazar, güç ile vicdan arasındaki gerilimin kendisini etkilediğini söyledi.
Dünya Öykü Günü dolayısıyla yazmak isteyenlere de seslenen Bilek, “Yazmak için hazır hissetmeyi beklememek gerekiyor. Herkesin içinde anlatılmayı bekleyen bir hikâye var” dedi.
Akademi ve edebiyatı iki ayrı yol olarak görmediğini vurgulayan Bilek, yazarken hep aynı sorunun peşinden gittiğini belirterek; “İnsan neden böyle davranır ve değişebilir mi?” sözleriyle konuşmasını tamamladı.


