“Zayıflamak değil korumak başarı”
- Özlem KARAKOYUN

- 5 saat önce
- 2 dakikada okunur
Hızlı kilo verme hedefiyle başlayan diyetlerin büyük bölümü kalıcı olmuyor. Hızlı kilo verme isteğinin kalıcı başarının önündeki en büyük engel olduğunu belirten Uzman Diyetisyen Maide Nur Balkan, kilo veren bireylerin yüzde 80’inin iki yıl içinde eski kilosuna döndüğüne dikkat çekerek, diyetin geçici bir kısıtlama değil sürdürülebilir bir yaşam biçimi olması gerektiğini vurguladı.

Hızlı kilo verme arzusu, çoğu zaman kalıcı başarının önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Obezite ve sağlıksız beslenmenin giderek yaygınlaştığı günümüzde, diyetlerin yalnızca kısa vadeli sonuçları değil, uzun vadede sürdürülebilir olup olmadığı da tartışılıyor.
Yapılan araştırmalar, kilo veren bireylerin yaklaşık yüzde 80’inin iki yıl içinde verdikleri kiloları geri aldığını ortaya koyuyor.
Uzman Diyetisyen Maide Nur Balkan, bu tablonun temel nedeninin hızlı kilo verme isteği olduğunu belirterek, kalıcı kilo kontrolünün ancak istikrarlı alışkanlıklarla mümkün olabileceğine dikkat çekti.
Balkan, süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Danışanlarımda en sık karşılaştığım sorun, kısa sürede hızlı kilo verme isteği. Ancak vücut bu durumu bir tehdit olarak algılıyor ve metabolizmayı yavaşlatarak kendini korumaya alıyor. Bu da verilen kiloların büyük bir kısmının geri alınmasına neden oluyor. Oysa kalıcı kilo kontrolü; düzenli öğün alışkanlığı kazanmak, fiziksel aktiviteyi günlük hayatın doğal bir parçası hâline getirmek, duygusal yeme davranışının farkına varmak ve sürece esnek bir bakış açısıyla yaklaşmakla mümkündür. Diyet, geçici bir irade sınavı değil, uzun vadeli bir yaşam biçimi değişikliğidir.”
“PSİKOLOJİK BOYUTU VAR”
Diyet sürecinde yapılan en büyük hatalardan birinin tek bir kaçamakla tüm düzenin bozulduğunu düşünmek olduğunu ifade eden Balkan, kilo koruma döneminin psikolojik boyutuna da dikkat çekti:
“Bir öğünde yapılan küçük bir kaçamak tüm süreci bozmaz. Asıl problem, ‘nasılsa bozuldu’ düşüncesiyle tamamen vazgeçmektir. Diyette başarı mükemmel olmaktan değil, yeniden dengeye dönebilme becerisinden geçer. Kişinin kendini suçlamadan, gerçekçi hedeflerle ve sürdürülebilir bir planla yoluna devam etmesi gerekir. Diyeti geçici bir kısıtlama olarak değil, kişinin yaşam tarzına ve günlük rutinine uyum sağlayan bir sistem hâline getirdiğimizde hem kilo vermek hem de o kiloda kalmak mümkün olur.”
Uzmanlar, hızlı sonuçlar yerine uzun vadeli ve kişiye özel beslenme programlarının benimsenmesi gerektiğini vurgularken, kalıcı başarının anahtarının diyeti bir yaşam tarzına dönüştürmek olduğuna dikkat çekiyor.


