top of page

Yıllara direnen emek!

Lüleburgaz’da her sabah saat 09.00’da tezgâhını kuran 87 yaşındaki Yücel Tuna, köyden getirdiği doğal ürünleri kendi elleriyle satışa sunarken, yıllara meydan okuyan çalışma disiplini ve yaşam azmiyle dikkat çekiyor.

Lüleburgaz’da Kuva-i Milliye Sokağı’na bağlanan yolun başında, kaldırım kenarında her sabah saat 09.00’da tezgahını kuran 87 yaşındaki Yücel Tuna, yaşına rağmen sürdürdüğü düzenli yaşamı ve çalışma disipliniyle dikkat çekiyor.

Güne erken başlayan Tuna, evinden çıkar çıkmaz el arabasını hazırlıyor, köyden getirdiği ürünleri tek tek özenle yerleştiriyor ve hiçbir şeyin dağılmamasına dikkat ederek yılların alışkanlığıyla düzen kuruyor. Ardından bu arabayı kendi elleriyle iterek satış yapacağı noktaya götürüyor. Onun için bu yol, sadece bir mesafe değil; emeğin, alışkanlığın ve hayata tutunmanın günlük bir yolculuğu.

Yücel Tuna, el arabasını hazırlarken gösterdiği titizliği ise kendi sözleriyle anlatıyor: “Ben yıllardır bu işi yapıyorum. Elimi attığımda her şey yerli yerinde olacak. Dağınık iş bana göre değil, düzen olmazsa bereket de olmaz.”

Yumurta, erişte, kuskus, kuru fasulye, nohut, polen, pancar pekmezi ve bal gibi doğal ürünleri tek tek dizerken de aynı özeni sürdürüyor. “Her ürünü köyden nasıl getirdiysem öyle koyarım, çünkü müşteri de emeğin düzenini görür” diyerek işine bakışını özetliyor.

1952 yılında başladığı bakkalcılık mesleğini 2016 yılına kadar Vize Sergen Köyü’nde sürdüren Yücel Tuna, o yılları anlatırken geçmişe dair güçlü bir bağ kuruyor. “Biz o zamanlar dükkanı açtık mı gün nasıl geçiyor anlamazdık, herkes birbirini tanırdı, güven vardı,” diyerek eski günleri hatırlıyor. Bugün ise aynı emeği Lüleburgaz’da sürdürüyor ve köyden getirdiği ürünleri şehirdeki insanlarla buluşturuyor.

Hayatının merkezinde her zaman çalışmak olduğunu söyleyen Tuna, bunu da açık sözlerle ifade ediyor: “Ben çalışmazsam kendimi eksik hissederim. Evde oturmak bana göre değil, hareket etmezsem sanki yaşlanıyorum.”

Eşi Yüksel Tuna’yı 2022 yılında böbrek yetmezliği ve kan kanseri nedeniyle kaybeden Yücel Tuna, bu kaybı hayatının en zor dönemlerinden biri olarak anlattı. Tuna uzun yıllar birlikte bir ömür paylaştıklarını, hastalık sürecinde de birbirlerine destek olduklarını söyledi. Yücel Tuna, eşinin hastalık dönemini hatırlarken “O günler kolay değildi, insan elinden bir şey gelmeyince daha çok yıpranıyor” diyerek yaşadığı süreci kısaca özetliyor. Eşinin vefatının ardından evde yalnız kalmasına rağmen günlük düzenini bozmadan çalışmaya devam etmesi, onun hayata tutunma biçimini de ortaya koyuyor.

Her gün saat 09.00’da başladığı satışını öğlen 12.00’de tamamlayan Yücel Tuna, tezgahını toplarken de aynı düzeni sürdürüyor. Ürünlerini yeniden el arabasına yerleştirip evinin yolunu tutarken bu anı da kendi cümlesiyle özetliyor: “Gün bittiğinde elimdeki ürünleri helalinden satabildiysem ben de huzurluyum demektir.”

Alkol ve sigara kullanmayan, her gün düzenli yürüyüş yapan Yücel Tuna, sağlıklı yaşamıyla da çevresinde örnek gösteriliyor. Onu tanıyanlar, “yorulsa bile belli etmez” diyerek anlatıyor.

Gençlere ise hem hayat tecrübesiyle hem de kayıplarından süzülen bir cümleyle sesleniyor: “Gençler boş durmasın, çalışsın. Ama en önemlisi sevdiklerine sıkı sıkı sarılsınlar. Bugün varlar, yarın ne olacağı belli değil.”

İstanbul Caddesi’ni Kuva-i Milliye Sokağı’na bağlayan yolun başında yıllardır aynı noktada duran Tuna, artık sadece bir satıcı değil; emeğiyle, sabrıyla ve yaşam azmiyle bir ömür hikayesini sürdürüyor.

bottom of page