top of page

Yürümek için umut bekliyor!

“Tek hayali kızına sarılmak”

Lüleburgaz Gündoğu Mahallesi'nde yaşayan 26 yaşındaki Yaşar Can Ongan'ın hayatı, iki yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından tamamen değişti. Beyin kanaması geçiren, aylarca yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren ve çok sayıda ameliyat geçiren genç adam, şimdi yeniden ayağa kalkabilmek için umutla fizik tedavi desteği bekliyor. Doktorların "Ayağa kalkabilir" dediği genç adam için aylar sürecek tedavinin yüksek maliyeti nedeniyle çaresiz kalan Ongan ailesi, hem oğullarının yaşam mücadelesini hem de ekonomik sıkıntıları birlikte omuzlayarak vicdan sahibi vatandaşlardan destek bekliyor.

Özel Haber: Özlem KARAKOYUN

Lüleburgaz Gündoğu Mahallesi Keskinkaya Sokak'ta yaşayan Yaşar Can Ongan, iki yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından yatağa bağımlı yaşamaya başladı. Genç yaşta beyin kanaması geçiren Ongan, aylarca yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdi. Doktorların umut vermediği günleri geride bırakmayı başaran genç adam, bugün konuşabiliyor, çevresindekileri tanıyor ve yeniden yürüyebileceğine inanıyor. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için uzun soluklu ve maliyeti oldukça yüksek bir fizik tedavi sürecine ihtiyaç duyuyor.

Ailesi ise iki yıldır adeta zamanla yarışıyor. Bir yandan oğullarının tedavisi için çabalayan Metin ve Canan Ongan çifti, diğer yandan ekonomik sıkıntılar ve sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. Evlerinin her köşesi artık Yaşar Can Ongan'ın ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş durumda. Günün büyük bölümü oğullarının bakımıyla geçiyor. Sabahın ilk saatlerinden gece yarısına kadar süren bu mücadelede anne ve baba, oğullarını yalnız bırakmıyor.

Baba Metin Ongan, yaşadıkları sürecin yalnızca bir trafik kazası olmadığını, bütün aileyi derinden etkileyen ağır bir yaşam sınavına dönüştüğünü söyledi.

Ailenin üç yıl önce İstanbul'un Merter-Tozkoparan bölgesinden kentsel dönüşüm nedeniyle Lüleburgaz'a taşındığını anlatan Metin Ongan, o günlerde yeni bir başlangıç yaptıklarını düşündüklerini ifade ederken, “İstanbul'da oturuyorduk. Kentsel dönüşüm nedeniyle buraya taşındık. Yakınlarımız burada diye geldik. Yeni bir hayat kuracağımızı düşündük ama keşke hiç taşınmasaydık diyorum. İnsan böyle zamanlarda dostunu da düşmanını da tanıyor. Düşenin dostu olmazmış, bunu yaşayarak öğrendik." diye konuştu.

İki yıl önce gelen acı haberle hayatlarının tamamen değiştiğini anlatan baba Ongan, oğlunun direksiyon başında olmadığı bir araçta kaza geçirdiğini aktardı.

Baba Ongan, “Oğlum araçta yolcuydu. Direksiyonda arkadaşı vardı. Sürat yapmış. Kaza çok ağır oldu. Benim oğlum beyin kanaması geçirdi. Sağ tarafı tamamen etkilendi. Arkadaşında ise ciddi bir şey olmadı. O gün bizim için hayat durdu." dedi.

Kazanın ardından başlayan hastane süreci ise aylarca devam etti. Yaşar Can Ongan yaklaşık altı ay Tekirdağ Şehir Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavi gördü. Ardından üç ay boyunca palyatif bakım servisinde kaldı.

Metin Ongan, o günleri anlatırken hâlâ duygulandığını belirterek, “Doktorlardan her gün iyi bir haber bekliyorduk ama kimse umut vermiyordu. Oğlum günlerce gözlerini açmadı. Bizi tanımıyordu. Bası yaraları oluşmuştu. Vücudu yara içindeydi. Her gün 'Acaba bugün iyi bir haber alabilecek miyiz?' diye bekliyorduk. İnsan evladını öyle görünce tarif edilemez bir acı yaşıyor." ifadelerini kullandı.

Yoğun bakım sürecinde oğlunun yaşam mücadelesi verdiğini anlatan baba Ongan, birçok kez umutsuzluğa kapıldıklarını ancak hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmediklerini dile getirerek şöyle devam etti: “Allah'tan umudumuzu hiç kesmedik. Oğlum nefes alsın, gözünü açsın diye dua ettik. Doktorlar her zaman temkinli konuşuyordu. Biz ise bir gün mutlaka iyileşeceğine inanıyorduk."

“MAHALLEDE YARDIM KAMPANYASI YAPILDI”

Ailenin umut ışığı ise mahallede başlayan yardım kampanyası oldu. Bir vatandaşın megafonla yaptığı yardım çağrısının ardından birçok kişinin destek verdiğini anlatan Metin Ongan, bu dayanışmanın kendilerine yeniden umut olduğunu söyledi: "Mahallemizde bir ağabey kendi aracıyla megafon kullanarak yardım çağrısı yaptı. Sağ olsun insanlar sesimizi duydu. Kimisi az verdi, kimisi çok verdi ama herkes elinden geldiğince destek oldu. Toplanan yardımlarla oğlumuzu İstanbul'a götürebildik."

İstanbul'da özel bir hastanede tedavi görmeye başlayan Yaşar Can Ongan'ın yaşamında yeni bir dönem başladı. Beyin cerrahı Halil Olgun Peker'in uyguladığı tedavilerle önemli gelişmeler yaşandı.

O günleri de baba Metin Ongan şöyle anlattı: "Oğlum iki kez beyin ameliyatı oldu. Şant ameliyatı geçirdi. Beyninde su birikmişti. Beyninden karnına uzanan bir sistem yerleştirildi. Çok zor ve masraflı ameliyatlardı ama yardımseverlerin desteği sayesinde bunları yaptırabildik."

“UMUTLUYUZ”

Kazadan sonra uzun süre bilinci kapalı kalan genç adamın bugün geldiği noktanın kendileri için büyük bir umut olduğunu söyleyen baba Ongan, yaşanan değişimi şu sözlerle anlattı: “Oğlum ilk zamanlar konuşamıyordu. Şuuru yoktu. Sadece sabit bir noktaya bakıyordu. Boğazında trakeostomi vardı. Karnındaki hortumla besleniyordu. Günler geçtikçe önce gözleriyle bizi takip etmeye başladı. Sonra konuşmaya başladı. Şimdi bizi tanıyor. Sohbet ediyor. Yemek yemeye başladı. Bunların hepsi İstanbul'daki tedaviler sayesinde oldu."

Yaşar Can Ongan'ın tedavisi bununla da sınırlı kalmadı. Kas spazmlarını azaltabilmek amacıyla karın bölgesine baklofen pompası yerleştirildi.

"Bu da oldukça maliyetliydi. Ama yine yardımsever insanlar sayesinde yapıldı. Allah hepsinden razı olsun. Oğlum için mücadele eden herkese minnettarız."

“EN BÜYÜK UMUT FİZİK TEDAVİ SÜRECİNDE YATIYOR”

Tedaviyi yürüten doktorların genç yaşının büyük avantaj olduğunu söylediğini belirten Metin Ongan, "Hocamız bize 'Bu çocuk fizik tedavi görürse yürüyebilir' dedi. Direnci var. Hareketleri yapabiliyor. Vücudu tepki veriyor. O ışığı gördüler. Biz de o günden beri fizik tedavi için mücadele ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Yaşar Can Ongan'ın yeniden yürüyebilmesi için umut veren gelişmeler yaşansa da bu kez ailenin karşısına maddi engeller çıktı. Doktorların önerisi doğrultusunda yoğun fizik tedavi alması gerektiğini öğrenen Ongan ailesi, Türkiye'nin farklı merkezlerini araştırmaya başladı. Yapılan görüşmelerin ardından Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin Yaşar Can Ongan'ın durumu için uygun olabileceği değerlendirildi.

Baba Metin Ongan, fizik tedavi uzmanına ulaşabilmek için hastane yetkilileriyle iletişime geçtiklerini belirterek, ilk değerlendirme sürecini anlattı.

"Doktorumuzla görüntülü görüşme yaptık. Oğlumun hareketlerini tek tek göstermemizi istedi. Hocanın söylediklerini yaptırdık. Kollarını, bacaklarını hareket ettirdik. Ekrandan uzun uzun izledi. Sonunda bize umut veren sözler söyledi. 'Bu çocuk tedaviye cevap verebilir. Gelişme sağlayabilir. Düzenli fizik tedaviyle ayağa kalkma ihtimali var' dedi. Biz de o gün yeniden umutlandık."

“YÜKSEK MALİYET UMUTLARI KIRDI”

Ancak umut veren bu değerlendirme, beraberinde yüksek tedavi maliyetini de getirdi. Metin Ongan, yaklaşık iki üç ay önce aldıkları fiyat teklifinde günlük tedavi ücretinin 7 bin lira olduğunu belirterek, bugün bu rakamın daha da yükselmiş olabileceğini söyledi.

"Oğlumun bir iki hafta değil, en az beş ya da altı ay boyunca yatılı fizik tedavi görmesi gerekiyor. O kadar uzun bir tedavinin maliyetini karşılayacak gücümüz yok. Günlük ücret, ilaçlar, bakım giderleri derken rakamlar bizim ulaşamayacağımız seviyelere çıkıyor. Ama biliyoruz ki bu tedavi olursa oğlum için yeni bir hayat başlayacak. O yüzden elimizi vicdan sahibi insanların desteğine uzatıyoruz."

Metin Ongan, iki yıldır tüm yaşamlarını oğullarının tedavisine adadıklarını anlatırken, kendi sağlık sorunlarını ise sürekli ertelediğini söyledi.

Ongan, “Aslında ben de hastayım. Bağırsak kanseriyim. İki senedir hangi evrede olduğumu bile bilmiyorum. Ameliyat oldum ama sonrasında kemoterapiye düzenli gidemedim. Çünkü aklım da kalbim de sürekli oğlumda. Onu yalnız bırakıp kendi tedavime gitmeye vicdanım el vermiyor. Belki hastalığım ilerledi, belki daha kötü oldu ama gidip öğrenemiyorum. Önce evladım diyorum." diye konuştu.

Yaşadıkları ekonomik sıkıntının her geçen gün büyüdüğünü ifade eden Ongan, aylardır kiralarını ödemekte zorlandıklarını söyledi.

"Kirada oturuyoruz. Ev sahibimiz durumumuzu bildiği için bugüne kadar anlayış gösterdi. Yaklaşık üç aydır kirayı düzenli veremiyoruz. Kira 15 bin lira. Bunun dışında bez masrafı, ilaç masrafı, medikal ürünler, mama giderleri, ulaşım derken altından kalkamıyoruz. Yüksek su faturaları geliyor çünkü oğlumun bakımı sürekli su gerektiriyor. Evde adeta küçük bir bakım merkezi gibi yaşıyoruz."

“HEM BEDENEN HEM DE RUHEN TÜKENDİK”

Anne Canan Ongan da iki yıldır yaşadıkları zorlu sürecin kendilerini hem bedenen hem de ruhen tükettiğini söyleyerek şöyle konuştu:

“Oğlum daha 26 yaşında. Bir anne için evladını o şekilde görmek tarif edilemez bir acı. İki yıldır gece gündüz başındayız. Defalarca ameliyat oldu. Yardım topladık, kapılar çaldık, destek istedik. İnsan bazen yoruluyor ama anne olunca vazgeçemiyorsun. Tek istediğim oğlumun yeniden ayağa kalkması."

Kendisinin de sağlık sorunları yaşadığını ifade eden Canan Ongan, buna rağmen oğlunun bakımını aksatmamaya çalıştığını anlatarak, “Tansiyon ve şeker hastasıyım. Daha önce geçirdiğim kazadan dolayı vücudumda yedi platin var. Buna rağmen oğlumu kaldırmaya çalışıyorum. Altını değiştiriyoruz, banyosunu yaptırıyoruz. Bazen ikimiz bile yetemiyoruz. Ama yine de elimizden geleni yapıyoruz." dedi.

Canan Ongan, konuşurken sık sık gözyaşlarını tutamadı.

"Her anne evladını sağlıklı görmek ister. Benim oğlum yürüsün, kendi işini kendi yapsın, kızını kucağına alsın, bana başka hiçbir şey lazım değil. Allah kimseyi evladıyla sınamasın. Biz iki yıldır bunun mücadelesini veriyoruz."

“EN BÜYÜK MOTİVASYONU KIZI”

Kaza sonrasında eşinden ayrılan Yaşar Can Ongan'ın en büyük motivasyonunun ise üç buçuk yaşındaki kızı olduğu öğrenildi. Günlerinin büyük bölümünü yatağında geçiren genç adam, yeniden yürüyebilirse ilk yapmak istediği şeyin kızını kucağına almak olduğunu söyledi.

Konuşurken zaman zaman duygulanan Yaşar Can Ongan, yaşadığı zorlu süreci şu sözlerle anlattı:

"İki yıldır yatağa bağlı yaşıyorum. Bir an önce ayağa kalkıp kızımla beraber koşmak istiyorum. Onun elinden tutup parka gitmek, salıncağa bindirmek, dondurma almak istiyorum. 'Baba' diye bana sarıldığında onu kucağıma alabilmek istiyorum. Bu beni çok üzüyor."

Tedaviye kavuşabilmesi halinde yeniden hayata tutunacağına inandığını söyleyen genç adam, kendilerine destek olan herkese teşekkür ederek yardım çağrısını yineledi.

İki yıldır umutlarını kaybetmeden mücadele eden Ongan ailesi ise şimdi hayırseverlerden gelecek desteği bekliyor. Anne ve baba, genç yaşta hayata tutunmaya çalışan oğullarının fizik tedaviye başlayabilmesi halinde yeniden yürüyebileceğine inandıklarını belirterek, tek dileklerinin Yaşar Can Ongan'ın sağlığına kavuşup küçük kızının elinden tutarak yeniden hayata karışması olduğunu ifade etti.

bottom of page