YIKIM ANATOMİSİ (1)
- Vicdan ALADAĞ

- 1 saat önce
- 3 dakikada okunur
Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar bir ülkede astığı astık, kestiği kestik bir hükümdar varmış. Varmış ta bu hükümdar bu duruma nasıl gelmiş?
İşe, önce kendilerini yetiştiren hocalarını satmakla başlamışlar. Bu güne kadar giymiş oldukları gömleği çıkarıp yeni akıl hocalarının vermiş olduğu gömleği giymişler.
Amerika, İngiltere ve Vatikan’la anlaşıp, hep birlikte kalkan ihanet trenine doluşmuşlar.
Kendilerini yetiştiren hocaları sayesinde iktidarı kapıp, kadrolaşmayı kendilerini yetiştiren din adamlarına bırakmışlar.
Daha başından ihanete bulaşıp, ilk icraat olarak tehdit kabul ettikleri kurumlara el atmışlar.
Orduyu ele geçirip, komuta kademesini dağıtıp, mevcut orduyu terörle özdeşleştirip ülke ismine ve destanına kara çalmışlar. Böylece ezeli intikamlarını aldıklarını zannetmişler.
Daha sonra açılım adı altında terör örgütü ile müzakere edip, teröre taviz verdiler(bu günlerde de benzer oyunlar çok daha kötü bir şekilde tekrarlanmaktadır.). Teröristleri sınırda devlet töreniyle karşılayıp şehir meydanında hep birlikte ağıt yaktılar. Terör meydanı boş bulup şehirlere sızdı, patlayan bombalarla yüzlerce yavruyu babasız bıraktılar. Gözü yaşlı anaların ahını aldılar.
Etnik kökeni farklı vatandaşları ötekileştirip hedef haline getirdiler. Bin yıllık kardeşliği ve vatandaşlık ilkesini ortadan kaldırdılar. Hep birlikte bunları yaparken yeni kurulan tezgahta çırak, kalfa, usta olup işi kaptılar. 10 yıl sonra çıkarlar ters düştü, kendi tezgahlarını kurdular.
Kandırıldık, pişmanız, Allah’tan af, milletten özür dileriz deyip hocalarıyla yolları ayırdılar ve mağduru oynadılar. Öfke içinde karşılıklı sırlar ifşa edildi, hep birlikte dünyaya rezil oldular.
Çıkar dalaşının adını darbe koydular ve binlerce mağdur yarattılar. Bunu da bir güzel kullandılar.
Siyasi ayak söyleminden de bu nedenle hep rahatsız oldular. Zira ucu kendilerine uzanır diye korktular.
Bu yüzden de terör ile mücadeleyi terör ağacından meyve koparma hikayesine çevirip gövdeyi hep korudular. Ayrılmış oldukları örgütten kalan mal varlıklarının akıbetini hiçbir zaman açıklamadılar.
O tarihte basın tarafından, örgütün kasası denilen kişinin sahibi olduğu otelin dehlizinde bulunduğu ve el konduğu iddia edilen 18 ton altın, 500 milyon Euro ve 250 milyon dolar konusuna ise nedense hiçbir zaman için açıklık getirmediler. Terör başının iadesi için beklenen çabayı da hiçbir zaman için sarf etmediler Başta yere göğe konduramadıkları savcının ve diğer kaçakların peşini ise nedense bıraktılar .Bunları hiçbir zaman için dillendirmediler ve gündem konusu dahi yapmadılar. Terör örgütü ile ilişikliği yargı ve muhalefet üzerinde hep bir sopa gibi kullandılar .Bu sayede üstü kapalı bir korku rejimi yarattılar. Her zaman rüzgar ’a göre yelken açtılar. Hiçbir zaman için samimi olmadılar. Sürekli din istismarı yaptılar ve Arap hurafelerini din diye dayattılar.. Başörtüsüne bürünüp ahlak örtüsünü çıkardılar. Sürekli gözyaşı döküp müslüman taklidi yaptılar.. Diyanet İşleri Başkanlığını ve camileri siyasi birer karargaha çevirdiler.
Hutbeleri istedikleri gibi okuttular. Her türlü cemaat yapılanmasını baş tacı edip dini rayından çıkardılar. Kur’an'da yeri olmayan bir ruhban sınıfı yarattılar ve şeyh-mürit ilişkisi içinde beyin yıkayıp toplumun büyük bir kesimini kontrol altına aldılar.
Yargıyı payanda edip hak, hukuk, adalet kavramları üzerinde siyasi baskı kurdular.
Kutsal olan Savcılık ve Hakimlik mesleğini zora soktular.
Bir halk oylaması ve sandık oyunuyla yapılan anayasa değişikliği sayesinde demokrasiyi devre dışı bırakarak, ‘hangi asseti (varlığı) satacağımı size mi soracağım’ diyebilen bir tek adam düzeni kurdular.
Anayasal devlet yapısını by-pass edip(by pass=devre dışı bırakmak) anayasalı partizan bir devlet anlayışı yarattılar.. Fabrika ve barajlar kurmak, üretim ve istihdam yaratmak yerine lüks saraylar inşa ettiler. Avenelerine(Avane=Yardakçı, Yardımcı) her biri milyonlarca liralık yüzlerce makam aracı tahsis ettiler.. Üretim ekonomisini tahrip edip tüketim, israf ve rant ekonomisi icat ettiler.
Özelleştirme adı altında Cumhuriyetin tüm kazanımını babalar gibi sattılar ve binlerce istihdamı ortadan kaldırarak devasa bir işsizler ordusu yarattılar. Rüşvetle yatıp rüşvetle kalktılar ve bağış adı altında aldıkları milyarlarca doları kurdukları vakıflara aktardılar. Geçmişte kurumlarıyla anılan devleti vakıflarla anılır hale getirdiler.
Harcamaları kontrol edip hesap soran IMF’yi devre dışı bırakıp hesap sormayan yabancı tefeci kuruluşlardan yüksek faizle borç alıp rant kanalına akıttılar. Ülkeyi, tefecinin eline düşmüş müflis esnaf misali ödenmesi mümkün olmayan milyarlarca dolarlık borç batağına soktular, hazineyi tarihte ilk kez eksi bakiyeye düşürdüler ve henüz doğmamış borçlu bir nesil yarattılar.
Bağımsız olması gereken Merkez Bankasını siyasi operasyonlarına payanda ettiler.. Sürekli ranta dayalı yatırımlar yapıp millete hizmet diye dayattılar. Paylaşımı ayakkabı kutularıyla yaptılar.
Ekonomiyi çökertip milletin anasını ağlattılar. Ölümü unutup dünya malına taptılar.
Yabancı bankalara altın ve dolar stokladılar. Vakıflar üzerinden İngiltere ve Amerika’da devasa mülkler aldılar.. Bu yüzden WikiLeaks belgelerinde bile anıldılar. Bunlara el konulmasından ise hep korktular.. Evlatları üzerinden yürütülen soruşturmalar şantaja dönüştü, zor durumda kaldılar. Bu yüzden de her türlü efelenmelere rağmen ABD ve AB yaptırımlarına boyun eğdiler.. ABD’nin gündeme getirdiği bir seri yaptırım şimdilik Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya alınmasına destek olunmasıyla son buldu.. İçeride aslan kesilirken dışarıda hep kedi oldular.
Seçmenlerini konsolide etmek için sürekli müjdelerle oyaladılar ve 2023 yalanını pazarladılar.
Müjdelerin arkası gelmediği ortaya çıktı ve şimdide 2053 yalanına başvurdular. Seçmen pembe hayaller kura dursun onlar hep çıkar/menfaat hesabı yaptılar ve akla hayale gelmeyecek sinsi oyunlar kurguladılar. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir ‘Kur Korumalı Mevduat’ hesabı icat edip birilerini ihya ederken hazineyi milyarlarca dolar zarara uğrattılar.
Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yaparak aradaki makası açtılar ve ülkenin teminatı olan orta direği yok ettiler. Seçim öncesi din istismarı yapıp NAS pazarladılar ve faizi enflasyona sebep gösterip milletin gazını aldılar.
(Devamı Var)


