Yarım asırlık emek!
- Özlem KARAKOYUN

- 17 saat önce
- 2 dakikada okunur
Vize ilçesinde yaşayan Kenan ve Melek Gökkaya çifti, 50 yıldır sürdürdükleri evliliklerini hasır sepetçilikle birleştirerek Lüleburgaz sosyete pazarında hem geçimlerini sağlıyor hem de kaybolmaya yüz tutan bir zanaatı yaşatıyor.


Kırklareli’nin Vize ilçesinde yaşayan 1960 doğumlu Kenan Gökkaya ve eşi Melek Gökkaya, yarım asrı geride bırakan evlilikleriyle hem çevrelerinde hem de Lüleburgaz sosyete pazarında tanınan bir çift haline geldi. 50 yıldır aynı yastığa baş koyan Gökkaya çifti, hayatlarını el emeği göz nuru hasır sepet yapımı ve satışıyla sürdürüyor.
Kenan Gökkaya, mesleğinin dededen kalma olduğunu, bu işin dışarıdan bakıldığında kolay zannedilse de aslında büyük bir sabır ve emek istediğini söylerken, sepet örmenin bir iş değil, aynı zamanda geçmişle kurulan bir bağ olduğunu dile getirdi.
Gökkaya, “Bu benim dede mesleğim. Çok zor bir meslek. Görüntüsünün sadeliğinden sebep basit duruyor ama öyle değil. Şeklini vermek ve o hasırları birbirine nizami bir şekilde geçirmek sabır ister. Şu an gençlerde bu mesleğe yönelik bir istek, talep yok. Fabrikalarda çalışıyorlar, kafelerde çalışıyorlar ama el işçiliğine talep kalmadı. Geçimimizi bunlarla sağlıyoruz. Hanımım hep yanımda. Hayat müşterek. Bazen diyorum ki, bu eller yorulsa da bu iş bitmesin… Çünkü bu iş biterse, bizim hikayemiz de yarım kalır.”
Kenan Gökkaya, özellikle son yıllarda el işçiliğine olan ilginin azalmasının kendisini üzdüğünü belirterek, gençlerin bu tür zanaatlara yönelmemesinin kültürel bir kayıp olduğunu düşünüyor. Ona göre her bir sepet, sadece bir ürün değil; bir ömrün emeği, bir geleneğin izleri.
Eşi Melek Gökkaya ise bu uzun yolculukta hem hayat arkadaşı hem de en büyük destekçisi olarak yanında yer alıyor. Lüleburgaz sosyete pazarında eşinin ürettiği sepetleri satarak aile ekonomisine katkı sağlıyor.
Melek Gökkaya duygularını gözleri dolarak şöyle anlattı:
“Beyim bu sepetleri yapıyor, ben de onun satışında ona yardım ediyorum. Hayat budur. Bazen soğukta ellerimiz üşür, yazın güneş yakar ama biz yine de birbirimizi bırakmayız. Çünkü biz böyle öğrendik. Ben onun yalnızca eşi değilim, aynı zamanda yol arkadaşıyım. Hep yanındayım beyimin, ölene kadar da yanındayım.”
Pazar tezgahında başlayan her gün, Gökkaya çifti için yalnızca bir satış günü değil; aynı zamanda birlikte verilen bir yaşam mücadelesinin yeni bir sayfası anlamına geliyor. Soğuk kış sabahlarında elleri üşüyerek kurdukları tezgah, yazın kavurucu sıcağında gölgesine sığındıkları küçük bir emek yuvasına dönüşüyor.
KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN BİR ZANAAT
Hasır sepetçilik, geçmişte özellikle kırsal bölgelerde yaygın bir el sanatı olarak bilinirken, günümüzde sanayileşme ve hazır ürünlerin yaygınlaşması nedeniyle giderek unutuluyor. Kenan Gökkaya gibi ustalar ise bu mesleği ayakta tutmaya çalışan son temsilciler arasında yer alıyor.
Kenan Gökkaya bu durumu şöyle özetledi; “Eskiden her evde bu sepetlerden olurdu. Şimdi plastik çıktı, makina çıktı… Ama insan eliyle yapılanın kokusu, emeği, ruhu başka. Bazen bir sepeti bitirince ona bakıp ‘ben bunu nasıl yaptım’ diyorum. O an hem gurur hem hüzün bir arada oluyor.”
“HAYAT MÜŞTEREKTİR” SÖZÜNÜN YAŞAYAN HALİ
50 yıllık evliliklerini aynı zamanda bir iş ortaklığıyla sürdüren Kenan ve Melek Gökkaya çifti, birbirlerine olan bağlılıklarıyla da dikkat çekiyor. Onların hikâyesi, sadece bir geçim mücadelesi değil; aynı zamanda sevgi, sadakat ve birlikte yaşlanmanın sessiz ama güçlü bir örneği.
“Hayat müşterektir” sözünü her gün yeniden yaşatan Gökkaya çifti, Lüleburgaz sosyete pazarında açtıkları küçük tezgahta hem geçmişi yaşatıyor hem de geleceğe bir iz bırakıyor.


