top of page

UTANMAK

Yaşanılan bazı süreçlerin bizleri üzen, insana sıkıntılı geldiği zamanlardan geçiyoruz. O sıkıntıların arasında, rol aldığımız hayatlar da var. Böyle durumlar ağır, sarsıntılı onca duygunun yanında, utanç da yaratabiliyor. Ben utanan insana güvenirim. Başını önüne eğen, mahcup çehresini görünce, içimde bir sıcaklık, gönlümde bir sevgi oluşur.

Zira utanmanın, insanın derindeki değerlerini, en azından önem verdiği bir şeylerin varlığını işaret ettiğini düşünürüm. Bazen başa çıkamadığı ama önemsediği, değer verdiği davranışların, olayların önemini anlarım.

 Sait Faik, “İki Kişiye Bir Hikâye “sinde yemek yerken utanan, yemeğini ayıpmış gibi gizlice yiyen insanlardan sevgiyle söz eder. Bu gibi durumlar benim de aklıma fırından taze çıkmış ekmekler gibi sıcak duygular getirir. Bizim kuşak (60-70li yıllar) öyle bir mahcup bir kuşaktı ki, açları düşünüp en mütevazı yemek için bile utana sıkıla, gözden uzak dip masaları seçerdik. Biz ne mahcup bir kuşaktık ki, birinci içenler özenmesin diye filtreli samsun paketlerini çoraplara saklayıp, avuç içlerinde gizli saklı içerdik. Biz ne mahcup bir kuşaktık ki, yanlış anlaşılmasın diye aşkı bile kaçak göçek yaşardık, bakışmayı bile beceremezdik, gözü gözüne değmeden sevdiğinin elini bile tutamadan, gizli sevdalar yüreğinde göçüp gitti birçoğumuz. Biz ne mahcup bir kuşaktık ki, canını bile sakınmadan veren, art niyetsiz, pazarlıksız, beklentisizdik. Biz ne mahcup bir kuşaktık, belki de bu yüzden çok güzeldik.

 Murathan Mungan kendisi için temel meselenin mahcubiyeti öğrenmekten başladığını söylüyor: “Vicdanı, saygıyı, utancı öğrenmekten başlıyor. Şu zamanlar özellikle kişisel ve toplumsal olarak en çok unuttuğumuz şey utanmak. Vicdanı, ahlakı, adaleti unuttuk ama utanmayı, utanç duymayı da unuttuk.” Utanmak öyle kaybettiğimiz kayıpların ağır bedelidir. Utanarak öğrenirsen zor unutursun. Utanmak, kibir denilen kötü davranışın en büyük düşmanıdır. Yalanın, iftiranın, hatta zalimliğin önündeki son engeldir. Utanmanın terbiyeyle, özeleştiriyle, ahlakla, vicdanla yakından alakası vardır. Utancını anlamak seni özgeçmişine götürür. Bir şeyi utanarak kavrarsan, kolay kolay unutamazsın. O olay çoğu zaman aklına gelir. Örneğin kulağını, çok sevdiğin, değer verdiğin, mahcup olmaktan korktuğun öğretmenin çekmiştir. Ve sen onun sana tembih ettiği davranış biçimini asla unutamazsın. İnsanın yaptığı bazı hataları nispeten masum da kılar. Şimdi artık mahcubiyet duygusunun eski romanlarda, eski Yeşilçam Filmlerinde ve Ziya Osman Saba, Rüştü Onur gibi Şairlerin dizelerinde kaldığını düşünüyorum. Başkasının yerine hiç utandınız mı hiç? Zira insan olan utanır. Bir arkadaşınızın, bir yakınınızın hatalı davranışınızdan utanmışınızdır. Onun bu davranışında sizin de payınız olduğu kaygısıyla utanmışınızdır. Başkasının yerine utanmak, kişiyi iki kere insan yapmaz. İnsan kendi adına utansa bu yeter. Kültüründe, özür dileme davranışı olmayan bir toplumda, utanma duygusu da gelişmez. İnsan olmanın gereklerinden birisi özür dilemek, birisi mahcup olmak yani utanma duygusudur.

4 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Bunaldık!

Comments


bottom of page