top of page

TÜRKLERİ AŞAĞILAMAK

Atatürk öldükten sonra Türkleri aşağılamak moda oldu. Ulu Önder Atatürk ''Türk çalışkandır, Türk zekidir...'' diye hitap ediyor. Türk Milletini yüceltiyordu. 1938 den sonra işler değişmeye başladı.

Türklüğü savunmak ırkçılık yapmakla özdeş hale getirildi. Türkler, aptal ve cahillik ile suçlanıyor. Suçlamayı yapanlara baktığımız zaman, Celal Şengör gibi Profesöreler başı çekiyor. 

Tarihte Türkler ile uğraşan devlet adamı, İngiliz Başbakanı E. Gladstone olmuştur. Gladstone (1809-1898) ''Türkler, insan olmayan, insan müsveddeleridir'' diyordu. Batıda Türkleri aşağılamak hiç durmadı. Batı uzantıları, Türk Milletini aşağılamaya devam ediyor. 

Sene 1968 yılı idi. Özelmas soyadlı ekonomi hocamız ikide bir ''Sakarya akar, Türk bakar'' diyor, Türk Milletini aptallık ve cehalet ile suçluyordu. Karadeniz damarım kabardı. ''Hocam siz Türk değil misiniz'' diye sordum. Sınıfa bir sessizlik çöktü ki anlatamam. Hocanın elinden tebeşir düştü, sınıfı terk etti.

Sosyoloji hocamız ile aram çok iyi idi. Sosyolojiye merakım o tarihlerde başlamıştı. Ve can alıcı sorular soruyordum. Sorular hocanın hoşuna gidiyor ve sosyolojinin ince noktalarını bana öğretiyordu. Bir gün, ekonomi dersinde gerçekleşen sorunu dile getirdim. Bana dikkatlice baktı ve kötülemenin gerçek nedenini kısaca özetledi. ''Eğitilmiş çaresizlik'' dedi.  

Eğitilmiş çaresizlik de neydi?

Öğrenmekte gecikmedim. Ayı oynatıcıları defe vurduğu zaman, ayı ayaklarını kaldırıyor. Ayı sıcak saç üzerinde durduğu zaman ayakları yanıyor. Ayı terbiyecisi, def çalıyor. Def sesini duyan ayı, sürekli ayakları yanıyor zan ediyor.  

Öğretilmiş çaresizlik de böyle bir şey. Sürekli toplumu aşağıladığınız zaman, o toplum kendine olan güveni kaybediyor. Nitekim, Hintli düşünür Mahatma Gandi ''Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar, İngilizleri yenilmez tanrı sanıyorum'' diye yazıyor. İngilizler Hint toplumunda öyle bir imaj yaratmışlar ki, halen etkisi devam ediyor.

Emperyalistler, sömürgeleri kolay idare etmenin yolunu bulmuşlar. Eğitilmiş çaresizlik sendromu yaratmak. Bunun için fon ayırmışlar. Ülkede mevcut sivil toplum kuruluşlarını ve sosyal otorite yaratan güçleri kullanıyor.

Her toplumun eksik tarafları vardır. Eksikleri ortaya çıkarmak suretiyle, toplumun tamamını aşağılayanlara dikkat ediniz. Elit kesim için, bu işi Masonik kuruluşlar yapıyor. Avam kesimi için tarikatlar yapıyor. Ulu Önder Atatürk bu gerçeği görmüş. Hem mason localarını ve hem de tarikatları kapatmıştı. 

Toplumun eksik ve noksan taraflarını eleştirmek farklıdır. Bunu ben de yapıyorum. Amaç, Türk Milletinin ilerlemesi ve çağdaş medeniyetin ilerisine geçmesidir. Toplumun tamamını karalayanların ise farklı. Onlar, Batının uşaklığını yapıyor. Dikkat ediniz, Edebiyat Nobel ödülünü, Türklüğü karalayan şahsa verdiler. Batıda başarılı olmanın yolu Türklüğü aşağılamaktan geçer. Bilim kurullarına üye olmak hikayedir. Eğer Türkler hakkında negatif söylem üretiyorsan, seni hemen o kurula üye yaparlar. 

Geçen gün lüks bir AVM deyim. Etrafıma bakıyorum Türk ismi taşıyan bir dükkana rastladım. Hepsi Batı lisanlarındaki isimleri tercih etmiş. Remzi adındaki ünlü Türk Tekstilcisi, dükkanın önüne RAMSEY diye yazı koymuş. Nedeni kolayca anlaşılıyor. Öyle bir sendrom yaratılmış ki, Türk kaliteli ürün üretemez. İsmi yabancıysa bunda bir hikmet vardır. Halbuki dünyanın en kaliteli tekstilini Türkler üretiyor. Amerika'da Banana diye bir mağaza vardır. Kaliteli Türk Malı satar. Gelinim Amerikalı, Türk mallarının kaliteli olduğunu sürekli bana hatırlatıyor.

Türk yapamaz, beceremez, Türkün yaptığı işten hayır gelmez, Türkler cahildir gibi söylemler ''Eğitilmiş Çaresizlik Sendromu'' yaratmayı amaçlıyor. 

Bu nedenle, eleştiri sınırını aşarak sürekli Türkleri aşağılayanlara dikkat ediniz. Paylaşımlarına yardımcı olmayınız. Onlar, emperyalistlerin sözcülüğünü yapıyor.

 

Şinasi Kara

 

Not: Sn. Şinasi KARA’ya teşekkürler.

bottom of page