Trakya’nın nefesi kesilecek!
- Özlem KARAKOYUN

- 14 Nis
- 3 dakikada okunur
“Nükleer santral planının durdurulması çağrısı”
SOL Parti Kırklareli İl Başkanı Cemal Midilli, İğneada’da yapılması planlanan nükleer santral projesine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, projenin bölgenin ekolojik yapısını, içme suyu kaynaklarını ve Trakya’nın geleceğini tehdit ettiğini belirterek santral planının durdurulması çağrısında bulundu.

SOL Parti Kırklareli örgütü adına İl Başkanı Cemal Midilli, İğneada’da yapılması planlanan nükleer santral projesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
Midilli, projenin Trakya’nın ekolojik bütünlüğü açısından ciddi riskler taşıdığını belirterek nükleer santral planına karşı olduklarını ifade etti.
Midilli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Kırklareli’nde yapılması planlanan nükleer santral projesinin yeri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın bölgede planlanan bir rüzgar enerji santrali (RES) projesini ‘nükleer santral sahası ile çakışma’ gerekçesiyle reddetmesi sonucu ortaya çıkmıştır. İğneada Longoz Ormanları’nın hemen güneyinde, Vize ve Demirköy ilçeleri arasındaki Poliçe Plajı ile Kumçakıl Sahili hattı nükleer tesis için işaretlenmiştir. Bu durum Trakya’nın ekolojik bütünlüğü ve toplumsal geleceği açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır.
İĞNEADA VE ISTRANCA EKOSİSTEMİ TEHDİT ALTINDA
Istranca Dağları ve İğneada bölgesi, uluslararası koruma statülerine sahip biyoçeşitlilik değerleriyle Trakya’nın en önemli doğal alanlarından biridir. Avrupa ve Anadolu ekosistemleri arasında bir geçiş koridoru olan bu bölge, kendine özgü flora ve fauna zenginliğiyle Türkiye’nin en değerli ekolojik varlıkları arasındadır.
Longoz ormanları, deniz çayırları ve kum zambakları bölgenin ekosisteminin temelini oluşturur. Deniz çayırlarının kaybı sadece yerel balıkçılığı değil, Karadeniz’in karbon tutma kapasitesini ve ekolojik dengesini de olumsuz etkileyecektir.
Bölge aynı zamanda İstanbul’un hava kalitesi ve su kaynakları açısından da hayati bir yaşam destek sistemidir. İçme suyu havzalarının nükleer risk altına girmesi milyonlarca insanın yaşam hakkını tehdit etmektedir.
ÜST ÖLÇEKLİ PLANLARA AYKIRI
Proje, Trakya’nın üst ölçekli planları ve yargı kararlarıyla çelişmektedir. Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası planlarında söz konusu alan Orman Alanı, Tarım Arazisi ve İçme Suyu Mutlak Koruma Alanı olarak tanımlanmıştır. Danıştay kararlarında da Trakya’nın ekolojik yük sınırına ulaştığı ve bölgeye ağır sanayi ve enerji tesislerinin yapılmaması gerektiği vurgulanmıştır.
NÜKLEER ENERJİ DIŞA BAĞIMLILIK DEMEKTİR
Nükleer enerjinin ucuz ve bağımsız bir enerji kaynağı olduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Yapım, işletme, söküm ve atık yönetimi maliyetleri dikkate alındığında nükleer enerji dünyanın en pahalı elektrik üretim yöntemlerinden biridir.
Akkuyu Nükleer Santrali’nde üretilecek elektriğin yüzde 50’si, 15 yıl boyunca devlet alım garantisiyle satın alınacaktır. Bu durum piyasa fiyatının üzerinde bir maliyet anlamına gelmektedir. Ayrıca teknoloji ve yakıt açısından Rusya ve Çin gibi ülkelere bağımlılık, enerjide dışa bağımlılığı azaltmak yerine artırmaktadır.
Uranyum yakıtının tamamen dışarıdan temin edilecek olması ve teknoloji transferinin bulunmaması da bu bağımlılığı güçlendirmektedir.
EKOLOJİK VE GÜVENLİK RİSKLERİ
İğneada’da planlanan nükleer santral, Türkiye’nin en zengin biyoçeşitlilik alanlarından biri olan Istrancalar ve Longoz Ormanları için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Nükleer santraller doğa üzerinde geri dönülmez etkiler yaratabilecek riskler taşımaktadır.
Nükleer kazaların tarih boyunca ağır çevresel ve insani sonuçlara yol açtığı bilinmektedir. Ayrıca nükleer atıkların binlerce yıl boyunca radyasyon yayma potansiyeline sahip olması, bu teknolojinin en büyük sorunlarından biridir.
Bölgenin sismik özellikleri, santralin soğutma suyu ihtiyacının Karadeniz ekosistemi üzerindeki etkisi ve olası radyoaktif sızıntılar Trakya’nın içme suyu kaynaklarını, tarım arazilerini ve gıda güvenliğini tehdit etmektedir.
NÜKLEER SANTRALE İZİN VERMEYELİM
İğneada Nükleer Santral Projesi bilimsel veriler, üst ölçekli planlar ve yargı kararlarıyla çelişmektedir. Bu bölge; orman, tarım ve mutlak içme suyu koruma alanı niteliği taşıyan, Trakya’nın en önemli ekolojik alanlarından biridir.
Bu bölgeye nükleer santral kurulması; Longoz ormanlarının tahrip edilmesi, içme suyu kaynaklarının risk altına girmesi, tarım ve balıkçılığın zarar görmesi, Trakya’nın iklim dengesinin bozulması ve enerjide dışa bağımlılığın artması anlamına gelmektedir.
Bu nedenle projenin durdurulması, Istranca ormanlarının, Karadeniz’in biyolojik yapısının ve gelecek nesillerin yaşam hakkının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.”


