top of page

Topraktan gelen mücadele!

Hamzabey Köyü’nde 22 bin metrekarelik bahçesinde onlarca çeşit meyve ve sebze yetiştiren Birgül Gökduvan, çocuklarının bebek arabasıyla pazara getirdiği maydanozlarla başladığı üretim yolculuğunu bugün kadınlara istihdam sağlayan büyük bir emeğe dönüştürdü. Gökduvan, gerçek üreticilerin emeğinin korunması için pazarlarda denetim yapılmasını isteyerek yetkililere sert çağrıda bulundu.


Lüleburgaz Kapalı Pazaryeri’nde her pazartesi kurulan meyve ve sebze pazarında tezgahların arasında dolaşan vatandaşların dikkatini ilk bakışta küçük görünen ancak birbirinden farklı ürünlerle dolu bir tezgah çekiyor. Hamzabey Köyü’nden sabahın erken saatlerinde yola çıkan Birgül Gökduvan, kendi tarlasında yetiştirdiği ürünleri hiçbir aracı kullanmadan doğrudan tüketiciyle buluşturuyor.

Tezgahında yer alan ürünlerin hemen hemen tamamını kendi emeğiyle yetiştirdiğini belirten Gökduvan, üreticiliğin kendileri için yalnızca bir meslek değil, aileden miras kalan bir yaşam biçimi olduğunu söyledi.

1941’DEN BUGÜNE UZANAN ÜRETİM GELENEĞİ

Ailesinin yaklaşık bir asırdır tarımla uğraştığını anlatan Birgül Gökduvan, üreticiliğin kendileri için nesilden nesile aktarılan bir kültür olduğunu ifade etti. Eskiden Lüleburgaz’da üretim yaptıklarını, daha sonra üretim alanlarını Hamzabey Köyü’ne taşıdıklarını söyleyen Gökduvan, bugün 22 bin metrekarelik alanda yoğun bir üretim gerçekleştirdiklerini belirtti. Ağabeylerinin farklı mesleklere yöneldiğini anlatan Gökduvan, aile geleneğini sürdürme sorumluluğunu ise kendisinin üstlendiğini söyledi.

GEÇİM SIKINTISI ONU ÜRETİME YÖNELTTİ

Üretime başlamasının ardında ekonomik zorlukların bulunduğunu dile getiren Gökduvan, eşinin yıllarca tekstil sektöründe asgari ücretle çalıştığını, tek maaşla çocuklarını büyütmenin giderek zorlaştığını anlattı. Çocukları küçük olduğu için dışarıda tam zamanlı bir işte çalışma imkânı bulamadığını söyleyen Gökduvan, çözümü toprağa dönmekte buldu.

İlk yıllarda pazara getirdiği ürün miktarının oldukça az olduğunu belirten Gökduvan, o günleri gülümseyerek hatırlıyor. “Maydanozlarımı çocuklarımın bebek arabasına koyarak pazara getiriyordum.” diyen Gökduvan, o günlerde yalnızca aile bütçesine küçük bir katkı sağlamayı hedeflediğini, ancak zamanla işinin her geçen yıl büyüdüğünü söyledi.

“BENİM BACASIZ FABRİKAM BAHÇEM”

Aradan geçen yıllarla birlikte üretim kapasitesini sürekli artırdığını belirten Gökduvan, bugün bahçesini “bacasız fabrika” olarak tanımlıyor. Artık yalnızca kendi ailesine değil, başka kadınlara da iş imkânı sunduğunu belirten Gökduvan, üretimin büyümesiyle birlikte kadın istihdamına da katkı sağlamaya başladığını ifade etti. Tarımın yalnızca ürün yetiştirmekten ibaret olmadığını söyleyen Gökduvan, her ürünün arkasında aylar süren emek, planlama ve büyük bir sabır bulunduğunu dile getirdi.

TEZGAH KÜÇÜK, ÇEŞİT SAYISI ONLARCA

Kapalı pazardaki tezgâhı ilk bakışta küçük görünse de üzerinde onlarca farklı ürün yer alıyor. Bahçesinde çilekten ahududuya, böğürtlenden domatese, mısırdan maydanoza kadar çok sayıda ürün yetiştiren Gökduvan, özellikle biber çeşitliliğiyle dikkat çekiyor.

Dolmalık biber, çarliston, köy biberi, jalapeno, balık biberi, ince kıl biber, tatlı kıl biber başta olmak üzere birçok farklı çeşidi aynı bahçede yetiştirdiğini belirten Gökduvan, bunun yanı sıra sarı fasulye, yeşil fasulye, üç farklı patlıcan çeşidi, salatalık, kabak ve süt mısırı da ürettiğini söyledi.

Her üründen binlerce kilogram üretmek yerine onlarca farklı çeşide yöneldiğini belirten Gökduvan, bunun bilinçli bir tercih olduğunu ifade etti.

“Farklı çeşitlerde üretim yaptığım için her üründen çok fazla çıkmıyor. Vatandaşların hem tezgâhı hem de Hamzabey’de bahçemi incelemesini istiyorum. Çünkü küçük küçük koyuyoruz. Gelip baksınlar, o lezzetleri kaçırmasınlar.” dedi.

“ÇİFTÇİLİK KÜÇÜMSENECEK BİR İŞ DEĞİL”

Yıllar boyunca tarım sektörüne karşı önyargılarla mücadele ettiğini anlatan Gökduvan, özellikle bahçe işlerinin uzun yıllar değersiz görüldüğünü söyledi. “Eskiden bahçe işi yapanlara amele gözüyle bakılıyordu.” diyen Gökduvan, farklı şehir ve ilçelerde düzenlenen organizasyonlara katıldıkça yaptığı işin değerini daha net gördüğünü belirtti. Üretimin toplumun temel ihtiyaçlarından biri olduğuna dikkat çeken Gökduvan, çiftçiliğin hak ettiği itibarı görmesi gerektiğini söyledi.

Gençlerin çiftçilik yapmaktan utanmaması gerektiğini vurgulayan Gökduvan, çamurlu çizmelerle bile gurur duyulması gereken bir meslek yaptıklarını ifade etti. “Asgari ücrete mahkûm olmadan insanlar kendi işlerini kurabilir. Toprakla uğraşmak utanılacak değil, gurur duyulacak bir iştir.” diye konuştu.

KADINLARA CESARET ÇAĞRISI

Üretim yolculuğunun kadınlara örnek olmasını istediğini belirten Birgül Gökduvan, evde oturan kadınların da sahip oldukları becerileri kazanca dönüştürebileceklerini söyledi.

Kadınların kendi ayakları üzerinde durmasının önemine dikkat çeken Gökduvan, herkesin severek yaptığı işi ekonomik değere dönüştürebileceğini ifade etti. “Kimse hayatını başkasının eline bırakmamalı. Herkes kendi hayatının sorumluluğunu almalı. Kadınlar çalışmalı, üretmeli ve kendi ekonomik özgürlüklerini kazanmalı.” dedi.

“YETKİLİLER BU SESİ DUYSUN”

Yıllardır pazarlarda satış yaptığını belirten Gökduvan, kendisini en fazla üzen konunun ise gerçek üreticilerin emeklerinin yeterince korunmaması olduğunu söyledi.

Pazarda “köylüyüm” diyerek satış yapan herkesin gerçekten üretici olmadığını öne süren Gökduvan, bazı satıcıların ürünleri toptancı halinden alıp kendi üretimi gibi sattığını iddia etti. Bu durumun hem tüketiciyi yanılttığını hem de gerçek üreticileri haksız rekabetle karşı karşıya bıraktığını dile getiren Gökduvan, denetim eksikliğinin yıllardır devam ettiğini söyledi.

“Aynı yerden alınan domatesi biri normal pazarcı olarak satıyor, diğeri ise ‘köyden getirdim’ diyerek çok daha yüksek fiyata satıyor. Vatandaş doğal ürün aldığını sanıyor. Oysa gerçek üretici, ürünü tarlasından dalından kopartarak getiren üretici zarar görüyor.” ifadelerini kullandı.

Sorunun çözümü için ilgili kurumların harekete geçmesini isteyen Gökduvan, belediyeden zabıtaya, kaymakamlıktan diğer yetkili kurumlara kadar herkesin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini söyledi.

Pazarlarda gerçek üretici ile aracılık yapan satıcıların mutlaka ayırt edilmesi gerektiğini vurgulayan Gökduvan, “Bunun özellikle yazılmasını istiyorum. Gerçek üreticinin hakkı korunmalı. Ben emeğimin karşılığını almak istiyorum. Hakkımı çalanlara göz yumulmasını kabul etmiyorum. Denetim yapılmasını istiyorum.” diyerek çağrısını yineledi.

Yıllar önce çocuklarının bebek arabasıyla başladığı üretim serüvenini bugün binlerce metrekarelik bahçesinde sürdüren Birgül Gökduvan, toprağa emek veren üreticilerin sesinin daha fazla duyulmasını isterken, hem kadınlara hem de gençlere üretmekten vazgeçmemeleri yönünde güçlü bir mesaj veriyor.

bottom of page