top of page

Terzilerde sessizlik!

“Bir meslek yavaş yavaş tarihe karışıyor”

Bayramın yaklaşmasıyla birlikte vatandaşlar hazır giyim mağazalarına yönelirken, bir zamanlar bayram öncesi en yoğun günlerini yaşayan terziler ise eski günleri arıyor. Eskiden bayramlıklarını diktirmek için terzi kapılarında kuyruk oluşturan vatandaşlar, bugün çoğunlukla hazır kıyafeti tercih ediyor. Bayram alışverişi çarşı ve mağazalarda hareketlilik oluştururken, yıllarca bayram öncesinin vazgeçilmez adreslerinden olan terzi dükkânlarında ise eski yoğunluk yaşanmıyor. 60 yıllık terzi Ahmet Kurnaz o günleri gazetemize anlattı.

73 yaşındaki terzi Ahmet Kurnaz, 1965 yılından bu yana sürdürdüğü meslek hayatıyla terziliğin hem en yoğun hem de en zor dönemlerine tanıklık etmiş isimlerden biri. Yarım asrı aşan meslek hayatının yanı sıra 36 yıl boyunca Terziciler Odası Başkanlığı görevini yürüten Kurnaz, geçtiğimiz haftalarda görevini kendi isteğiyle bıraktı. Kurnaz, oda başkanlığını gençlere bırakmak istediğini söyleyerek, “Yeni neslin de bu meslekte sorumluluk alması gerektiğini düşünüyorum. Yıllarca bu görevi yaptık, artık gençlerin önünü açmak lazım” dedi.

“ÇIRAKLIK ÇOK ZORDU, MASA ALTINDA UYUDUĞUMUZ GÜNLER OLDU”

Mesleğe başladığı ilk yılları anlatan Kurnaz, o dönemlerde çıraklığın oldukça zor şartlarda geçtiğini ifade etti. Aynı atölyede birçok kişinin birlikte çalıştığını ve iş yoğunluğu nedeniyle zaman zaman dükkândan çıkamadıklarını belirten Kurnaz, o günlerin meslek hayatında önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Kurnaz, “Mesleğe ilk girdiğim dönemlerde 7-8 kişi bir arada çalışıyorduk. İş o kadar yoğun olurdu ki bazen eve bile gidemezdik. Akşamları masa altında uyuduğumuz günler olurdu. Çıraklık dönemimiz çok zordu ama o zorluklar bizi yetiştirdi. Bayram yaklaştığında ise sabahlara kadar çalışır, insanların bayramlıklarını yetiştirmek için büyük çaba harcardık. O zamanlar herkes bayram için özel kıyafet diktirirdi.” dedi.

Çıraklık yıllarında yaşadığı ve kendisini derinden etkileyen bir anısını da paylaşan Kurnaz, köyüne gitmek için sık sık izin istediği bir dönemde ustasının kendisini kovduğunu söylerken, o günü şu sözlerle anlattı: “Bir gün ustam bana ‘Sen artık git, bir daha gelme’ dedi. Köye gitmek için sürekli izin istediğim için çok kızmıştı. Eve gittim ama kimseye kovulduğumu söyleyemedim. İçime attım. Ertesi sabah yine dükkâna gittim. İçeride bir müşteri vardı. Patronuma ‘Mustafa sende ne çok eleman var’ dedi. Ustam da ‘Hiç sorma, geçen gün kovduk birini yine geldi’ diye cevap verdi. O gün çok üzülmüştüm. Ama o gün benim için bir dönüm noktası oldu. O günden sonra bir daha köye gideyim diye ağzımı açmadım ve işime daha sıkı sarıldım.”

“ÇIRAKLIK BİTTİ, KİMSE MESLEK ÖĞRENMEK İSTEMİYOR”

Kurnaz’a göre günümüzde terzilik mesleğinin en büyük sorunlarından biri ise çırak yetişmemesi. Eskiden gençlerin bir meslek öğrenmek için yıllarca sabırla çalıştığını söyleyen Kurnaz, bugün bu anlayışın büyük ölçüde ortadan kalktığını dile getirdi.

“Ailelere diyoruz ki çocuğunuzu çırak olarak alalım, meslek öğrensin. Ama ilk sordukları şey ‘Ne kadar maaş vereceksiniz?’ oluyor. Biz yıllarımızı bu mesleğe verdik. Çocuğa iş öğretmek istiyoruz ama kimse sabretmek istemiyor. Ben çırak olarak 3-5 sene çalıştım, yetişene kadar beş kuruş almadım. O dönemlerde önce meslek öğrenmek vardı. Şimdi ise herkes kısa yoldan para kazanmanın peşinde. Bu da el sanatlarının yavaş yavaş yok olmasına neden oluyor. Eğer çırak yetişmezse bu meslekleri sürdürecek kimse kalmayacak.”

“BAYRAMDAN BİR AY ÖNCE MÜŞTERİ KABUL ETMEZDİM”

Bir zamanlar bayram öncesinde terzilerin en yoğun günlerini yaşadığını söyleyen Kurnaz, eski bayramları özlemle hatırladığını belirtti.

Kurnaz şöyle anlattı: “Eskiden bayrama yakın zamanlar çok yoğun olurdu. Sabahlara kadar çalışırdık. Bayrama bir ay kala dükkâna yeni müşteri almazdım. Çünkü o kadar iş olurdu ki yetiştirmek mümkün olmazdı. İnsanlar bayramlıklarını diktirmek için günler öncesinden sıraya girerdi. Şimdi ise durum tamamen değişti. Hazır giyim çok yaygınlaştı. İnsanlar mağazadan alıp çıkıyor. Biz ise dükkânda oturup müşteri bekliyoruz. O eski kalabalıklar artık sadece hatıralarda kaldı.”

“ZORLUKLARINI DA EN ÇOK BİZ YAŞADIK”

Uzun yıllar boyunca mesleğin her aşamasında çalıştığını anlatan Kurnaz, geçmişte kullanılan ekipmanların da oldukça zorlayıcı olduğunu söyledi. Bugün kullanılan makinelerle kıyaslandığında eski şartların çok daha ağır olduğunu belirten Ahmet Kurnaz, “Terziliğin en güzel dönemlerini yaşadık ama zorluklarını da en çok biz çektik. O zamanlar bugünkü gibi modern makineler yoktu. Kullandığımız kazanlı ütüler vardı ve oldukça tehlikeliydi. Saatlerce o ütülerle çalışırdık. Hatta bir defasında o ütü yüzünden zehirlendiğim bile oldu. Ama yine de işi bırakmayı hiç düşünmedim. Çünkü mesleğimizi severek yapıyorduk.” ifadelerini kullandı.

“BU MESLEK BENİM HAYATIM OLDU”

Yarım asrı aşan meslek hayatına rağmen terziliğe olan sevgisinin hiç azalmadığını dile getiren Ahmet Kurnaz, mesleğin kendisi için sadece bir iş değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti.

‘Terzilik benim hayatım oldu’ diyen Kurnaz, “Çıraklıktan ustalığa kadar her aşamasını yaşadım. Bu dükkânda gençliğimiz geçti diyebilirim. İnsanlarla sohbet ettik, onların bayram sevincine ortak olduk. Birinin bayramlık kıyafetini hazırlayıp teslim ettiğinizde yüzündeki mutluluğu görmek çok güzel bir duyguydu. Tüm zorluklara rağmen bu mesleği severek yaptım ve hâlâ da seviyorum. Eğer tekrar dünyaya gelsem yine aynı mesleği seçerdim” diye konuştu.

bottom of page