top of page

Telleri elleriyle kırıyorlar!

4 saat önce
2 dakikada okunur

“İğne iğne gelenek yaşatılıyor”

Osmanlı’dan günümüze uzanan Bartın işi tel kırma sanatı, Lüleburgaz Halk Eğitimi Merkezi’nde kadınların ellerinde hayat buluyor. Gümüş tellerin sabırla işlendiği kursta kimi kursiyerler el emeğini kazanca dönüştürüyor, kimi ise sevdiklerine özel ürünler hazırlıyor.

Lüleburgaz Halk Eğitimi Merkezi’nde geleneksel el sanatlarını yaşatmaya yönelik kurslar devam ediyor.

Bu kurslardan biri olan tel kırma, kadınların yoğun ilgisiyle dikkat çekiyor. Makas kullanılmadan, gümüş tellerin tül üzerine tek tek işlenmesiyle ortaya çıkan sanat, hem kültürel mirası yaşatıyor hem de kadınlara üretim imkânı sunuyor.

Kursiyerlerin el emeğiyle hazırladığı ürünler de çeşitliliğiyle dikkat çekiyor. Kimi kursiyer gümüş tellerle masa ve sehpa örtülerini süslerken kimi çanta ve şal gibi aksesuarlar hazırlıyor. Bazıları çeyizlik örtüler ve bohçalar üzerinde çalışırken bazıları ise duvar süsleri ve dekoratif ürünler ortaya çıkarıyor. Her biri farklı motif ve desenlerle işlenen ürünler, geleneksel tel kırma sanatının günümüzde de farklı alanlarda kullanılabildiğini gösteriyor.

Kursun usta öğreticisi Gülşah Ön, tel kırma sanatıyla tanışma hikâyesini ve kursun gelişimini anlattı. Ön, “2013 yılında Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde yüksek lisans derslerimden biri olan ahşap ağaç baskı kapsamında Bartın yöresinin ağaç baskı tekniğini incelemek amacıyla bir dönem Bartın’da bulunmuştum. Bu süreçte ağaç baskı çalışmalarını araştırırken tel kırma ürünlerini de inceleme ve yakından görme fırsatım oldu. Tel kırma tekniğiyle ilk tanışmam o yıllara dayanıyor” dedi.

Mesleğe başladıktan sonra kursiyerlerin talepleri doğrultusunda tel kırma kurslarını planladıklarını belirten Ön, “Kursiyerlerimizin istekleri ve talepleri doğrultusunda kurslarımızı açtık. Yıllar içerisinde katılımın artmasıyla çalışmalarımız devam etti. Özellikle son üç yıldır tel kırmanın popülerliğinin arttığı, daha fazla tanındığı bir dönemden geçiyoruz. Bu ilginin her geçen yıl artması bizleri de mutlu ediyor” ifadelerini kullandı.

KİMİ SATIYOR, KİMİ SEVDİKLERİNE HEDİYE EDİYOR

Kursiyerlerin el becerileri ve yetenekleri doğrultusunda birbirinden farklı ürünler ortaya çıkardığını aktaran Gülşah Ön, “Kursiyerlerimiz kendi yetenekleri doğrultusunda bu işe devam ediyor. Bazı kursiyerlerimiz yaptıkları ürünleri hizmete sunuyor, bazıları ise eşine, dostuna ve yakınlarına hediye etmek amacıyla üretim yapıyor. Herkes kendi emeğini ve hayal gücünü ürünlerine yansıtıyor” diye konuştu.

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE ULAŞAN SANAT

Tel kırmanın tarihçesi hakkında da bilgi veren Ön, “Tel kırma, Osmanlı döneminden, 17-18’inci yüzyıllardan günümüze kadar ulaşan ve özellikle Bartın yöresiyle özdeşleşmiş geleneksel bir Türk el sanatıdır. 2004 yılında tescil başvurusu yapılmış, 2009 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek coğrafi işaret almıştır” dedi.

Tekniğin kendine özgü özelliklerini de anlatan Ön, “Kare veya petek tül üzerine ‘+’ ya da ‘x’ puan teknikleri kullanılarak gümüş tel ile tek tek elde işleniyor. Tel kırma ismi de makas kullanılmadan, tellerin elde tek tek kırılarak işlenmesinden geliyor. Oldukça fazla sabır, dikkat ve el becerisi gerektiren bu sanatla birbirinden güzel ürünler ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Tel kırma sanatına yönelik artan ilginin kurs ortamına da yansıdığını belirten Ön, “Hanımlarımızın yoğun ilgi gösterdiği tel kırma, günümüzde farklı alanlarda kullanılabiliyor. Son dönemde bu sanatın daha fazla merak uyandırması bizleri sevindiriyor.” dedi.

Gülşah Ön, geleneksel el sanatlarının yaşatılmasının ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekerek kursun anlayışını, “Her ilmekte emek, her üründe bir umut diyoruz” sözleriyle özetledi.

bottom of page