top of page

Susuzluk kapıda!

2026 yazı için “acil dönem” çağrısı

Kırklareli’nde baraj ve göletlerdeki doluluk oranlarının kritik eşiklerin altına indiği uyarısı, İl Genel Meclisi’nde gündeme taşındı. Göletler ve Su Ürünleri Komisyonu’nun raporuna Kayalıköy Barajı’nın aktif doluluğunun %6 seviyesine gerilediği, bazı göletlerde ise suyun “yok” noktasına geldiği belirtilerek 2026 yazı için “acil dönem” tedbirleri önerildi.

Kırklareli İl Genel Meclisi’nde 9 Ocak’ta sunulan Göletler ve Su Ürünleri Komisyonu raporuna göre il genelinde su kaynakları modern tarihin en şiddetli hidrolojik kuraklıklarından birine işaret eden seviyelere indi.

Komisyona, Arif Akdoğan ve Saygun Ersin’in 27 Kasım 2025 tarihli yazılı önergesiyle havale edilen “Kırklareli’ndeki tüm baraj ve göletlerin mevcut su durumunun araştırılması” teklifi üzerine hazırlanan raporda, sorunun geçici yağış azlığından öte “yapısal” bir kuraklık baskısı olduğu vurgulandı.

Raporda Kırklareli’nin sadece kendi nüfusu açısından değil, tarımsal üretim kapasitesi ve Istrancalar üzerinden su transferleri nedeniyle bölgesel ölçekte stratejik bir havza olduğuna dikkat çekildi. Bu nedenle sunulan çözüm setinin “yerel hizmet” çerçevesinin ötesinde, “ulusal güvenlik ve bölgesel kalkınma” perspektifiyle ele alınması gerektiği ifade edildi.

Komisyon, krizin yönetimi için yaklaşımı üç ana eksene ayırdı: “arz tarafı yönetimi” (mevcut kaynakların korunması, kayıp-kaçak, altyapı modernizasyonu), “talep tarafı yönetimi” (tarımsal ürün deseni, sanayi ve evsel tüketim alışkanlıkları) ve “yönetişim-politika” (fiyatlandırma, yasal düzenlemeler, kriz protokolleri). Raporun bu çerçevesi, kurumların yalnızca “su bulma” değil, “su harcama biçimini” de değiştirmesi gerektiği tezine dayanıyor.

“KRİZİN MERKEZ ÜSSÜ KAYALIKÖY”

Komisyon raporunda en sert uyarı Kayalıköy Barajı için yapıldı. “Krizin merkez üssü” olarak nitelendirilen barajda doluluk oranının %6–%8 bandına gerilediği, toplam depolama hacmi 149 milyon 856 bin metreküp olan barajda aktif kullanılabilir suyun 11 milyon metreküp seviyelerine indiği, içme suyu amaçlı tahsis edilen aktif hacmin ise “%1 seviyesinde” kaldığı değerlendirildi.

Raporda ayrıca, suyun büyük kısmının “ölü hacim”te kaldığı; dip savak kotu altındaki veya tortu birikimiyle kirlenmiş taban suyunun arıtımının daha maliyetli ve zor olduğuna işaret edildi.

Komisyonun tablo verileri de gerilemeyi somutlaştırdı. 7 Ocak 2026 tarihli karşılaştırmada Kayalıköy Barajı’nda 2025’te “mevcut hacim” 8,714 hm³ iken 2026’da 6,1 hm³’e düştüğü; aktif hacim hesaplamasında ise min. işletme hacmi (B) referansı nedeniyle “-3,056 hm³” gibi kritik bir tablo oluştuğu görüldü. Bu durum rapor dilinde, “mevcut işletme modelinin sürdürülemez” hale geldiğine dair alarm olarak sunuldu.

İl genelindeki diğer barajlarda da düşüş eğilimi rapora yansıdı. Armağan Barajı’nda 2026 aktif doluluk %12, Çayırdere Barajı’nda %43 seviyesinde verilirken; Kırklareli Barajı’nın 2026 aktif doluluğu %23 olarak yer aldı. Komisyon, toplamda 2026 aktif doluluğun %12’ye kadar indiğini gösteren toplu tabloyu, “barajların kendilerini resetleyemediği, bir önceki yılın açığını kapatmadan yeni tüketime girildiği” şeklinde yorumladı.

Göletler tarafında da tablo daha sertti. DSİ 112. Şube Müdürlüğü’ne ait kot-hacim tablosunda bazı göletlerin doluluk oranları tek hanelere gerilerken Ahmetbey Göleti için “0” değerleri yer aldı; bazı göletlerde dolusavakların “çalışmıyor” olarak işaretlendiği görüldü. Komisyon bu seviyeleri “kritik eşik altı” olarak değerlendirerek, özellikle küçük rezervuarların yaz aylarına girerken su güvenliği açısından risk büyüttüğüne işaret etti.

Raporun dikkat çeken bir diğer kritik başlığı, Kırklareli havzasının İstanbul’la bağlantısı oldu. Komisyon, İSKİ verilerine atıfla İstanbul’a su sağlayan barajların genel doluluğunun 7 Ocak 2026 itibarıyla %18,9 seviyesinde olduğunu; Terkos’un %16,07, Pabuçdere ve Kazandere’nin ise %10’un altında seyrettiğini aktararak “İstanbul talebinin Kırklareli üzerindeki baskıyı artırabileceği” uyarısını yaptı. Bu bölümde, Kırklareli’nin su yönetimini planlarken “bölgesel su transferlerini” de hesaba katması gerektiği vurgulandı.

ILK HEDEF “KAYIP-KAÇAKLA MÜCADELE”

Komisyon raporunda çözüm tarafında ilk hedefin “kayıp-kaçakla mücadele” olduğu belirtildi. Şebekenin gece saatlerinde akustik dinleme yöntemleriyle taranması, DMA (bölgesel ölçüm alanları) kurulması ve basınç yönetimiyle patlakların azaltılması gibi teknik öneriler sıralandı; bu adımların hızlı geri dönüş sağlayan tasarruf kalemi olduğu savunuldu. Ayrıca akıllı/ultrasonik sayaçlara geçişin “ölçemediğini yönetemezsin” prensibiyle ele alınması gerektiği ifade edildi.

Tarım başlığında ise rapor, su tüketiminde ana payın tarımsal sulamada olduğuna ve baraj suyunun %70’ten fazlasının tarımda kullanıldığına dikkat çekerek “ürün deseninde radikal dönüşüm” çağrısı yaptı. Yüksek su isteyen ürünlerin yerine kış yağışlarıyla gelişen yem bitkileri stratejisi, kuraklığa dayanıklı tohumlar ve tıbbi-aromatik bitkiler (lavanta örneği) gibi alternatifler raporda “kriz ürünü” ve “kriz stratejisi” olarak konumlandırıldı.

Hane halkı için de somut öneriler sıralandı: perlatör kullanımının debiyi düşürerek %70–80’e varan tasarruf sağlayabileceği, çift kademeli rezervuarların evsel tüketimde önemli bir payı düşürebileceği, gri su ve yağmur suyu hasadı sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiği anlatıldı. Komisyon, bu başlıkları yalnızca “bireysel tasarruf” değil, kümülatif etkisiyle “barajdan çekilen suyu azaltan sistem” olarak ele aldı.

Komisyon raporu, 2026 ve sonrası için bir eylem takvimi de önerdi. “Acil dönem (0–6 ay)” için kaçak tespiti, tasarruf ekipmanı dağıtımı, vahşi sulamanın yasaklanması ve kısıtlı su dağıtım programlarının hazırlanması; “orta vade (6–24 ay)” için şebeke yenileme, akıllı sayaç, yağmur suyu hasadı düzenlemeleri ve gri su teşvikleri; “uzun vade (2–5 yıl)” için ürün deseninin iklime uyarlanması, atık su geri kazanım tesisleri ve bölgesel su protokollerinin yeniden yazılması önerildi. Raporun sonuç cümlesi ise krizin “yağmuru beklemekle değil, her damlayı koruyacak sistemleri inşa etmekle” yönetilebileceği vurgusuna dayandı.

bottom of page