top of page

Soruların mesai saati yoktur

18 saat önce
2 dakikada okunur

Uzm. Dr. Cansın Ceylan yazdı...

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

 

ÇOCUK RUH SAĞLIĞI

 

Bundan sonra her çarşamba bu köşede buluşacağız. Yeni taşındığı apartmanda komşularının kapısını çalan biri gibi, önce kendimi tanıtmak isterim. Nereden geldiğimi anlatırken neden yazmak istediğimi de söylemiş olacağım. Bugün, çocukların dünyasını ve onların yanında büyümeye çalışan biz yetişkinleri konuşacağımız ilk gün.

Edirne’den Lüleburgaz’a 21 yıl

Çanakkaleliyim; yani Trakyalıların deyişiyle “yarı Trakyalı”. 2005’te tıp okumak için Edirne’ye geldim. Trakya Üniversitesi’nde önce hekim, ardından çocuk ve ergen psikiyatristi oldum. Arada Uzunköprü Devlet Hastanesi’nde kısa bir acil servis hekimliği maceram da oldu.

2016’da zorunlu hizmet için o zamanki adıyla Kırklareli Devlet Hastanesi’ne geldiğimde ilin ilk çocuk psikiyatristiydim. Uzun yıllar bu alanda tek hekim olarak görev yaptım. “Zorunlu hizmet” diye başlamıştık ama süre dolunca ayrılmadım; Trakya’da kendimi evimde hissediyordum.

2021’de Kırklareli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi oldum; çocuklar ve aileleriyle görüşmeyi sürdürürken genç hekimler yetiştirdim. Bu yıllarda, istismar mağduru çocukların ifadelerinin onları yeniden örselemeden tek bir görüşmede alındığı Kırklareli Çocuk İzlem Merkezi’nin sorumluluğunu üstlendim. İlimizde, çocukların ruhsal sorunlarının farklı meslek gruplarıyla birlikte ele alındığı Çok Disiplinli Çocuk ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi’nin açılmasında ve yürütülmesinde de görev aldım.

2025’ten bu yana Lüleburgaz’da muayenehanemde çocuklar ve aileleriyle görüşüyorum. Trakya’ya gelişimin üzerinden 21 yıl geçti; öğrencilik, hekimlik ve akademisyenlik derken hayatımın önemli bir bölümünü burada geçirdim.

Yıllar içinde şunu gördüm: Ailelerin aklındaki soruların çoğu birbirine benzer ve bazılarının yanıtı bir randevuyu beklemek zorunda değildir. Bu köşeyi, o soruları muayene odasının dışına taşıyıp sizlerle birlikte düşünebilmek için yazıyorum.

Bu köşede neler konuşacağız?

Çocuklu evlerde bazı soruların mesai saati yoktur. Sabah okul kapısında başlayan “Neden gitmek istemiyor?” sorusu, akşam ödevin başında “Neden bir türlü oturamıyor?” diye devam eder. Gün biter, sorular bitmez. Çocuk uyuduğunda bu kez anne baba düşünmeye başlar: “Fazla mı üstüne gidiyoruz, yoksa biraz daha kararlı mı olmalıyız?” Yazılarımızda, çoğumuzun bir yerinden tanıdığı bu konuşmalardan yola çıkacağız.

Ekran kapandığında başlayan tartışmayı, kardeşi doğduktan sonra yeniden kucağa gelmek isteyen çocuğu, sınav yaklaştıkça uykusu kaçan genci ele alacağız. Sessiz, uyumlu görünen çocukların dile getirmekte zorlandığı sorunları da gözden kaçırmamaya çalışacağız.

Bu gündelik durumları anlamaya çalışırken gerektiğinde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğundan otizme, kaygıdan depresyona tanıların kendisini de konuşacağız. Ailelerin sık sorduğu bir soruya da yer vereceğiz: Büyümenin getirdiği bir güçlükle, değerlendirme gerektiren bir sorunu nasıl ayırt edebiliriz?

Her davranışın karşısına bir tanı yazamayız. Öte yandan, uzun süren ve çocuğun yaşamını daraltan bir sorun karşısında “Büyüyünce geçer” diyerek beklemek de yeterli olmayabilir. Bu nedenle bir çocuk psikiyatristinin davranışı değerlendirirken hangi soruları sorduğunu anlatacağım: Ne zamandır sürüyor, hangi ortamlarda ortaya çıkıyor, çocuğun hayatında neleri değiştiriyor? Bu soruların yanıtlarından hareketle aileyle ve okulla yapılabilecek düzenlemeleri, psikoterapiyi ve gerektiğinde ilaç tedavisini konuşacağız.

Bilimsel bilgiyi, evde yaşananlarla bağını kaybetmeden aktarmak istiyorum. Her yazıda bütün soruları yanıtlayamayabiliriz; yine de çocuğumuzun bir davranışına başka türlü bakabilir, daha önce sormadığımız bir soruyu sorabiliriz. Bazen o soru, uzun zamandır başlayamadığımız bir konuşmanın önünü açabilir.

Kapınızı çaldım, kendimi tanıttım. Gelecek çarşamba, okulların açıldığı bu günlerde pek çok evin sabahını zorlaştıran soruyla başlayalım: “Neden okula gitmek istemiyor?” Görüşmek üzere.

bottom of page