Skolyozda egzersiz dönemi!
Skolyoz tedavisinde artık yalnızca omurgadaki eğriliğe değil, vücudun bütününe odaklanılıyor. Lüleburgaz’da kliniğinde sağlık hizmeti sunan Uzm. Dr. Nalan Sezgin, kişiye özel planlanan üç boyutlu egzersizlerin önemine dikkat çekerek erken tanı ve doğru tedavinin önemini anlattı.


Bir çocuğun omuzlarından birinin diğerinden daha yukarıda olması ya da sırtında oluşan küçük bir çıkıntı, sanıldığından çok daha önemli bir sağlık sorununun habercisi olabilir. Çoğu zaman duruş bozukluğu denilerek geçiştirilen skolyoz, erken fark edilmediğinde ilerleyebilen omurga eğriliğiyle dikkat çekiyor. Özellikle büyüme çağındaki çocuklarda ailelerin gözden kaçırmaması gereken bu tabloda, tedavi anlayışı da değişiyor. Artık yalnızca omurgadaki eğriliğe değil, vücudun bütününe odaklanan egzersiz temelli yaklaşımlar öne çıkıyor.
Omurganın sağa veya sola doğru eğrilmesi ve kendi ekseni etrafında dönmesiyle ortaya çıkan skolyozda tedavi yaklaşımları gelişmeye devam ediyor. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde fark edilebilen, yetişkinlerde de görülebilen skolyozda günümüzde yalnızca korse ve ameliyat seçenekleri değil, kişiye özel planlanan egzersiz programları da tedavinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Nalan Sezgin, skolyozun yalnızca bir duruş bozukluğu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek hastalığın üç boyutlu yapısına dikkat çekti. Omurganın normal şartlarda arkadan bakıldığında düz bir çizgi şeklinde görünmesi gerektiğini ifade eden Sezgin, skolyozda omurganın sağa veya sola eğildiğini ve aynı zamanda kendi ekseni etrafında dönebildiğini aktardı.
Bir omzun diğerinden yüksek olması, kürek kemiklerinden birinin daha belirgin görünmesi, bel kıvrımlarındaki eşitsizlik ve gövdenin bir tarafa doğru kaymasının skolyozun işaretleri arasında yer alabildiğini belirten Sezgin, özellikle çocuklarda bu belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
ÜÇ BOYUTLU EGZERSİZLER ÖN PLANDA
Skolyoz tedavisinde kişiye özel egzersizlerin giderek daha fazla önem kazandığını belirten Sezgin, skolyoza özgü fizyoterapötik egzersizlerin sıradan sırt ve bel hareketlerinden farklı olduğunu ifade etti.
Bu egzersizlerde temel amacın yalnızca kasları güçlendirmek olmadığını kaydeden Sezgin, omurganın üç boyutlu yapısının dikkate alındığını belirtti. Kişinin omurgasını daha doğru konumlandırması, gövde kaslarını dengeli kullanması, nefes kontrolünü geliştirmesi, günlük yaşamda daha dengeli durması ve hareket kabiliyetini artırması hedefleniyor.
SCHROTH YÖNTEMİYLE KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ
Skolyoz rehabilitasyonunda kullanılan yöntemlerden biri olan Schroth yöntemine de değinen Sezgin, bu uygulamada kişinin omurga eğriliğinin şekline göre özel duruş, kas aktivasyonu ve solunum egzersizlerinin gerçekleştirildiğini belirtti.
Özellikle büyüme çağındaki bazı skolyoz hastalarında uzman gözetiminde uygulanan bu egzersizlerin, eğriliğin ilerlemesini önlemeye yönelik tedaviye destek olabildiğini ifade eden Sezgin, her hastanın eğrilik yapısının farklı olduğunun altını çizdi. Bu nedenle bir kişi için uygun olan egzersizin başka bir hasta için doğru olmayabileceğini kaydetti.
YÜZME VE PİLATES TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Toplumda yüzme ve pilatesin skolyozu tamamen düzelttiğine yönelik yaygın bir inanış bulunduğunu belirten Sezgin, bu aktivitelerin kas kuvvetini, esnekliği ve genel fiziksel kondisyonu geliştirebildiğini ancak tek başına omurga eğriliğini düzelttiğinin söylenemeyeceğini vurguladı.
Skolyoza yönelik egzersizlerin kişinin eğrilik tipine göre özel olarak planlanması gerektiğini ifade eden Sezgin, genel spor aktiviteleriyle skolyoz tedavisine yönelik egzersizlerin birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekti.
BİLİNÇSİZ EGZERSİZDEN KAÇININ
İnternette skolyoza yönelik çok sayıda egzersiz videosu bulunduğunu hatırlatan Sezgin, kişinin yaşı, omurga eğriliğinin yönü ve derecesi ile büyüme durumunun değerlendirilmeden yapılan hareketlerin beklenen faydayı sağlamayabileceğini belirtti.
Skolyoz tanısı konulan kişilerin öncelikle Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Sezgin, egzersiz programının da bu değerlendirme doğrultusunda kişiye özel hazırlanmasının önem taşıdığını aktardı.
ERKEN TANI TEDAVİDE AVANTAJ SAĞLIYOR
Özellikle hızlı büyüme dönemindeki çocukların düzenli gözlemlenmesi gerektiğini vurgulayan Sezgin, omuz ve bel seviyelerindeki farklılıkların, öne eğilme sırasında sırtın bir tarafının diğerinden daha yüksek görünmesinin dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Erken tanının omurga eğriliğinin takip edilmesine ve gerekli tedavi seçeneklerinin zamanında belirlenmesine imkân sağladığını kaydeden Sezgin, hastanın durumuna göre egzersiz, korse veya diğer tedavi yöntemlerinin planlanabileceğini ifade etti. Skolyozda doğru yaklaşımın yalnızca eğriliğe değil, kişinin bütün vücut yapısına odaklanmaktan geçtiğine dikkat çekti.



