top of page

SEVSİNLER SİZİN ROBOT KÖPEĞİNİZİ

Mesut Sarıoğlu yazdı...

Çinli Unitre firması geçtiğimiz yıl 16 bin dolara satmaya başladığı insansı robot modelinin fiyatını bu yıl 6 bin dolara düşürmüş.

İlk anda ne güzel bir şey bu diyor insan. Ama kazın ayağı öyle değil sanki.

Çok fena geliyorlar.

Bir başka istatistiksel veri de dünyadaki olası insansı robotlara dair. 2050 yılında dünya genelinde 648 milyon insansı robot olacağı öngörülüyor. Yani o tarihlerde her 12 kişiden biri, insansı robot olarak aramızda yaşayacak. Son beş yılda, teknoloji ve yapay zekadaki inanılmaz gelişim hızı, bu rakamı ve insansı robot sayısını planlanandan çok daha yukarılara taşıyacak gibi görünüyor.

Henüz yüksek sesle konuşulmasa da, birbirinden farklı yapay zekaların birbiri ile iletişime geçtiği, birbirlerini eğittikleri ve bunun insan hayatı için bir sorun oluşturulabileceği konusunda bilgiler yavaş yavaş topluma sızdırılıyor.

Dünya nüfusunun yüzde 99,9’u sıradan insanlardan oluşuyor. Zengin fakir ayrımı vahşi beyazların dayattığı bir illüzyondan ibaret aslında. Aslolan dünyanın gidişatına müdahale yeteneğidir. Ve bu durumun zenginlik ya da fakirlikle hiçbir alakası yoktur.

 Bizler yani tüm dünyalılar, dünyanın ve insanlığın gidişatına yön veren çok küçük bir grubun, çok önceden tamamlayıp sıraya koyduğu değişimleri, önce dedikodu olarak duyup, konuşuyoruz. Kabul çıtamız, büyük vahşi efendileri tatmin edince de, değişimleri sırayla yaşamaya başlıyoruz. Dünyanın vâsi efendilerinin yıllar önce bulduğu yeni yaşam formlarını, onların takvimine göre yaşıyoruz. Kurbağanın, büyük kazanda ufak ufak pişirilmesi gibi bir hal yaşadıklarımız.

Ayrıca bu değişimleri, ülkelerin rütbelerine göre yaşıyoruz. Yani bu sözde insanların gelişimi ve mutluluğu için üretildiği söylenen teknolojik gelişimler ve değişimler,  emir komuta ve rütbe sırası ile insanlara aktarılıyorlar.

Örnekleyelim. Çinlilerin ve Japonların artık spor yapabilen takım oyunları oynayabilen insansı robotları varken, biz 15 yıl önce Japonların icad ettiği ve sadece öne arkaya sağa sola giden sözde robot köpeği,  kasabanın alışveriş merkezinde ancak geçen hafta görüp, bu geriden ittirmeli hale bile seviniyoruz. En masum gelişmelerde dahi, ülke ve kasaba rütbemiz nedeniyle en geriden geliyoruz.

Yani kontrolü bizde olmayan bir hayatı sürüyoruz hep beraber. Ve bu durum gitgide sarpa sarıyor. Geçtiğimiz yıl, Çin üretimde kullanılacak 300 bin robotu fabrikalarına monte etmiş. Bu da en az 900 bin işçinin sistem dışı kalması anlamına geliyor. Bu 3 vardiyalı sistemde tek işçi yerine ikame formülü ile çıkan iyimser bir sonuç. Robotların, geçen yıl sadece Çin’deki işgücü dağılımında, 4-5 milyonluk emekçinin yerine ikame edildiğini söylersek yanılmayız.

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor ancak, ürettikleri ile gerek mavi gerekse beyaz yakalı emekçilerin ve masa başı işçilerinin ekmeklerine kan doğradığı gerçeği de ortada LÖK gibi duruyor. Çevresel ziyanlıklar ise bir başka facia.

Biz hep beraber bu tehlikeyi ittir edip, sağa sola öne arkaya giden ve hatta kulaklarını bile oynatan köpeğe bakıyoruz.

Tıpkı panayırdaki ip cambazına bakarken, cüzdanı kaptıran saf köylü dayı gibiyiz.

 

 

bottom of page