Sanatı kavanoza sığdırdı
- Özlem KARAKOYUN

- 1 saat önce
- 5 dakikada okunur
Lüleburgazlı ressam Elif Umut, yıllar önce kendisine açılan küçük bir atölyenin adını bugün kendi sanat yuvasında yaşatıyor. “Kavanoz Art” ile resimden seramiğe, baskı sanatlarından heykele uzanan bir sanat alanı oluşturan Umut, eserlerini sergiliyor, özel siparişler alıyor, ders ve workshoplarla sanatı 7’den 70’e ulaştırıyor.

Lüleburgaz’da yaşayan 1999 doğumlu ressam ve sanat eğitmeni Elif Umut, yıllardır kurduğu hayali gerçeğe dönüştürdü. Trakya Üniversitesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nden 2022 yılında mezun olan ve Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini sürdüren Umut, kendi sanat atölyesi “Kavanoz Art”ı açarak hem eserlerini sanatseverlerle buluşturmaya hem de sanat eğitimini geniş bir kitleye ulaştırmaya başladı.
Umut’un atölyesinde yalnızca tablolar yer almıyor. Yağlı boya, kara kalem, seramik, heykel, ahşap boyama ve baskı sanatları gibi plastik sanatların farklı dallarında çalışmalar yürütülüyor. Atölyede ayrıca birebir özel dersler, workshoplar ve ilerleyen süreçte sanat seminerleri düzenlenmesi planlanıyor.
10 YIL ÖNCE YAKILAN IŞIK
“Kavanoz Art” isminin hikayesi ise yaklaşık 10 yıl öncesine, Umut’un lise yıllarına uzanıyor. Sanat yolculuğunda önemli bir yere sahip olan resim öğretmeni Abdül Tekin’in, kendisine destek olmak amacıyla İş Bankası Pasajı’nın üst katındaki küçük bir yerde “Kavanoz” isimli bir atölye açtığını anlatan Umut, o atölyenin yalnızca birkaç ay açık kalmasına rağmen kendisi için hiç kapanmadığını söylüyor.
Umut, yıllar sonra kendi atölyesini açtığında isminin çoktan belli olduğunu ifade ederek, “Kavanoz benim için yalnızca bir isim değil. Sanat yolculuğumun başlangıcında bana ışık tutan bir öğretmenimin bıraktığı miras. Abdül hocam sayesinde özgün olmayı öğrendim. İyi ki yollarımız kesişmiş, iyi ki benim için o ışığı yakmış. Kavanoz, benim sanatsal belleğimin biçimlenmeye başladığı ilk durak. Lisedeyken beni sanata yönlendiren resim öğretmenimin açtığı ve ilk atölye deneyimimi yaşadığım yerin adıydı. Zamanla o atölye kapandı ve hafızamda iz bırakan o süreç yarım kaldı. Ben bu mekânı açarken hem o kişisel belleğime sahip çıkmak hem de o yarım kalan izleri günümüzün üretim anlayışıyla yeniden canlı tutmak istedim. İkinci sebebi ise imgesel ve çok yalın: Üretim yaparken fırçalarımı koyduğum, yaratım süreçlerimin ve sanatsal belleğimin en sadık tanığı her zaman bir kavanozdur. Bir bakıma kavanoz; fikirlerin, renklerin ve hafızanın biriktiği yerdir. Bu hayali gerçeğe dönüştürürken arkamda duran en büyük güç ailem ve üzerimde emeği olan, sanatsal bakışımı şekillendiren saygıdeğer hocalarım oldu. Yıllar boyunca Halk Eğitim merkezlerinde ve çeşitli sanat workshoplarında yerelde çok farklı yaş gruplarıyla, kıymetli öğrencilerle ve eğitmenlerle zengin tecrübeler yaşadım. Sahada biriktirdiğim tüm bu eğitmenlik deneyimini, hocalarımın rehberliğini ve ailemin desteğini arkama alarak kendi atölyemi kurdum.” dedi.
“SADECE ÖĞRETMENLİKLE SINIRLI KALMAK İSTEMEDİM”
Yaklaşık üç yıldır Lüleburgaz’da yerel çalışmalar gerçekleştiren Umut, workshoplar ve Halk Eğitim aracılığıyla devlet okullarında sanat eğitimleri verdiğini belirtti.
Sanatı yalnızca belirli bir kesimin ulaşabileceği bir alan olmaktan çıkarmak istediğini vurgulayan Umut, “Biraz daha ressamlığa odaklandım ve kendi sanatımla ilgilenmeye başladım. Aynı zamanda öğretmenlik yaparak sanatı 7’den 70’e ulaştırmaya çalışıyorum. Şimdi ise kendi kişisel atölyemi açtım. Burada kendi resimlerimi yapıyor, eserlerimi sergiliyor, sanat danışmanlığı ve birebir özel dersler veriyorum. Workshoplara katılmak isteyen herkese kapımız açık” ifadelerini kullandı.
Umut, yalnızca müfredatı uygulayan bir görsel sanatlar öğretmeni olmak istemediğini belirterek, öğretmenliğinin yanında kendi sanat yolculuğunu da sürdürdüğünü söyledi.
“KAVANOZ, İNSANLARI BİR ARAYA GETİRİYOR”
Atölyesine neden “Kavanoz” adını verdiğini anlatırken resim yaparken kullandığı kavanozlardan da ilham aldığını belirten Umut, sanat ile kavanoz arasında dikkat çekici bir bağ kuruyor.
Umut, “Kavanoz, resimde benim en büyük yardımcılarımdan biri. Fırçalarımı, terebentinimi bir araya getiriyor. İçindeki renkler, zamanla birbirine karışıyor ve aslında ortaya resimlerimdeki lekeleri hatırlatan izler çıkıyor. Kavanoz nasıl farklı şeyleri bir araya getiriyorsa, buradaki Kavanoz da insanları ve fikirleri bir araya getiriyor” dedi.
Atölyenin küçük ve samimi bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Umut, “Evimizdeki kavanozlara küçük küçük şeyler koyup çoğaltıyoruz. Buradaki sanat fikri de böyle. Küçük küçük başlayıp büyütmek istiyoruz. Sanat sanatı, fikir fikri doğuruyor. Buraya gelen her yeni insanla birlikte sanatımız da şekilleniyor” diye konuştu.
KAVANOZ SADECE RESİM YAPILAN BİR YER DEĞİL
Atölyenin kapılarının yalnızca resim yapmak isteyenlere değil, sanat hakkında bilgi edinmek isteyen herkese açık olduğunu belirten Umut, sanat kitaplarından oluşan bir kütüphanenin de bulunduğunu söyledi.
Dünya Sanat Tarihi, Türk Sanatı Tarihi, sanat psikolojisi ve felsefesi gibi farklı alanlarda kitapların bulunduğu atölyede isteyenler kitap okuyabiliyor veya ödünç alabiliyor.
Özellikle Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerine ayrı bir önem verdiğini belirten Umut, “Biz de o yollardan geçtik. Buraya gelip soru sorabilirler, kitap okuyabilirler, fikir alışverişinde bulunabilirler. Onlara yalnızca öğretmen olarak değil, sanat danışmanı olarak da yardımcı olmak istiyorum” dedi.
SANATI TEK BİR DALA SIĞDIRMIYOR

Resim dışında plastik sanatların farklı alanlarında da çalışmalar yapan Umut, sanatın bütün dallarına ulaşmaya çalıştığını ifade etti.
Baskı sanatları, seramik, heykel, ahşap boyama, yağlı boya ve kara kalem gibi alanlarda eğitim ve çalışmalar gerçekleştiren Umut, öğrendiği her şeyi aktarmaya önem verdiğini söyledi.
Workshoplarda özellikle ileri dönüşüm sanatına dikkat çektiğini belirten Umut, 21. yüzyılın önemli başlıklarından biri olan sürdürülebilirlik anlayışını sanatla buluşturmaya çalıştığını kaydetti. Bunun yanında geleneksel sanatların da çalışmalarında önemli bir yer tuttuğunu dile getirdi.
Umut ayrıca Edirne’de faaliyet gösteren Plastik Sanatlar Topluluk Derneği’nde de yer aldığını belirterek, sanatseverleri derneğin düzenlediği sempozyum, bildiri ve etkinliklere davet etti.
“SANATÇININ EN BÜYÜK SORUNU: ALAN VE MALZEME”
Kendi atölyesini açma sürecinin kolay olmadığını da anlatan Umut, sanatçıların üretim yapabilmek için ciddi anlamda maddi imkânlara ve çalışma alanlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Umut, özellikle Trakya’da fabrika kültürünün yaygın olduğuna dikkat çekerek, “Şu anda benim yerimde olmak isteyen çok sayıda meslektaşım var. Ancak imkân bulamadıkları için farklı alanlarda çalışmak zorunda kalıyorlar. Resim öğretmeni olduğu halde atanamayan ya da mesleğini sürdüremeyen arkadaşlarımızın çoğu fabrikalarda çalışıyor. Sanatlarını icra edebilecekleri atölyeleri ve malzemeleri olmayınca sanatları da zamanla bitiyor” dedi.
Sanatın yalnızca para kazanmak için yapılmadığını, ancak sanat üretiminin sürdürülebilmesi için malzemeye ve ekonomik imkâna ihtiyaç olduğunu belirten Umut, kendi atölyesinin bu anlamda hem üretim hem de paylaşım alanı olmasını hedeflediğini söyledi.
ANNE-KIZ AYNI ATÖLYEDE SANATLA BULUŞUYOR
Elif Umut’un öğrencileri arasında anne-kız Seyhan Genç Uçar ve 20 yaşındaki kızı Lorin Uçar da bulunuyor.
Ocak ayından bu yana Umut’tan eğitim alan 50 yaşındaki Seyhan Genç Uçar, resme ilgisinin uzun yıllardır bulunduğunu ancak daha önce herhangi bir kursa katılmadığını söyledi.
Uçar, “Burada kendimi çok rahat hissediyorum. Kasılmıyorum. Elif çok sabırlı. Bildiği her şeyi aktarmaya çalışıyor. Resme hep ilgim vardı, özellikle yağlı boyayı seviyordum. Lise yıllarında derslerde yapmıştım ama daha önce eğitim almamıştım. Burada zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Mutluyum” dedi.
20 yaşındaki Lorin Uçar ise atölyenin rahat ve özgür ortamına dikkat çekerek, “Annem yağlı boya çalışırken ben de yanına geldim ve ahşap boyamak istedim. Mekân olarak çok güzel ve gerçekten rahat bir yer. Elif de her konuda açık ve yardımcı oluyor. Malzemeler konusunda da bana destek oluyor, burada kendime ait bir alan açtı. Bu da çok hoşuma gidiyor” ifadelerini kullandı.
Umut, sanata ilgisi olanlara, ‘’ Doğu felsefesinde kaderin görünmez kırmızı ip teorisi vardır; birbiriyle karşılaşması gereken ruhlar, aradaki zaman ya da mesafe ne olursa olsun o görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Ben Kavanoz Art Studio’nun da tam olarak böyle bir çekim merkezine dönüşeceğine inanıyorum. Zihnine bir mola vermeye, içsel dünyasını keşfetmeye, gündelik yaşama tatlı bir es verip kendi belleğine dokunmaya ihtiyacı olan herkesin yolu bir gün o görünmez bağlarla burayla kesişecek. Kavanoz’a ihtiyacı olan, o arayışta olan herkes zamanı geldiğinde burayı bulacak. Kolektif bir bilincin parçası olmak, sanatın mutfağını ve merak ettiğiniz tüm teknik detayları akademisyen bir sanatçı gözünden deneyimlemek isteyen 7'den 70'e herkese kapımız daima açık.’’ sözleriyle çağrıda bulundu.
Elif Umut’un Kavanoz Artı ise artık yalnızca bir ressamın çalışma alanı değil; sanatın üretildiği, konuşulduğu, öğrenildiği ve paylaşıldığı küçük ama büyümeye açık bir buluşma noktası olarak Lüleburgaz’daki yerini aldı.



